Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Anti-Mac Arayüz: 1996'nın Öngörüleri Bugün Ne Kadar Tuttu?

Anti-Mac Arayüz İlkeleri ve WIMP Modelinin Sınırları

Anti-Mac arayüz fikri gelecek öngörüsü değil artık, geçmiş kaydı. Don Gentner ve Jakob Nielsen 1996'da Communications of the ACM'de WIMP modelinin sınırlarını sayıp beş alternatif ilke önerdi. Aradan otuz yıl geçti, ilkelerin çoğu gerçekleşti. Biri ise tam tersi yönde ilerledi ve asıl öğretici olan o.

Beş ilke, kısaca

Metin, Macintosh arayüz kılavuzunun maddelerini tek tek alıp karşısına zıddını koyarak ilerliyordu. Ortaya çıkan liste şuydu: dili merkeze alan etkileşim, nesnelerin zengin temsili, ifade gücü yüksek arayüzler, uzman kullanıcıya alan açan yapılar, kullanıcıyla sistem arasında paylaşılan kontrol.

Bunlar 1996'da provokasyondu. Bugün özellik listesi.

Tutan dört madde

Dil merkezli etkileşim geldi ve dosya sistemini gölgede bıraktı. Klasör hiyerarşisinde gezinmek yerine arama kutusuna yazmak, masaüstü işletim sistemlerinde de web uygulamalarında da varsayılan davranış haline geldi. Doğal dille komut veren arayüzler bu çizginin son halkası.

Zengin temsil geldi: etiketler, meta veriler, ilişkili içerik önerileri. Uzman kullanıcı desteği geldi: komut paleti bugün ciddi her uygulamada var, klavye kısayolu artık gizli özellik değil ürünün satış argümanı. Paylaşımlı kontrol de geldi, üstelik en fazla o geldi. Otomatik sınıflandırma, öneri motorları, arka planda çalışan asistanlar.

Dolayısıyla bu ilkeleri hâlâ "geleceğin tasarımı" diye anlatan metinler otuz yıl geriden konuşuyor. Tartışılacak soru artık bunların gelip gelmeyeceği değil, geldiklerinde ne kırdıkları.

Tersine dönen madde: ifade gücü

Metnin öngördüğü tek şey gerçekleşmedi. Arayüzlerin görsel olarak çeşitleneceği, her bağlamın kendi zengin temsilini geliştireceği söyleniyordu. Olan tam tersi oldu. Arayüzler düzleşti, ikonlar sadeleşti, tasarım sistemleri bileşen kütüphanelerini standartlaştırdı. Bugün iki farklı şirketin ürünü, iki farklı Macintosh uygulamasının 1996'da birbirine benzediğinden çok daha fazla benziyor.

Sebebi estetik tercih değil, dağıtım. Aynı arayüzün telefonda, tablette, tarayıcıda, dar ekranda, ekran okuyucuda çalışması gerekiyor. Görsel ifade gücü arttıkça bu matrisi doğrulamanın maliyeti çarpım halinde büyüyor, ekipler de öngörülebilir olanı seçiyor. Tekdüzelik bir tasarım başarısızlığı değil, çoklu platform gerçeğinin faturası.

Zengin temsilin faturasını arayüz ödemez

Nesnelere anlam, bağlam ve ilişki eklemek tasarım toplantısında bedava görünür. Faturayı veri katmanı öder. Her yeni öznitelik bir migration, bir index, bir filtre ekranı ve bir doldurma politikası demektir.

Alanı açmadan önce şunu sor: bu değeri kim, hangi anda girecek? Cevap "kullanıcı zamanla doldurur" ise doldurmaz. Boş kalan öznitelik arama sonuçlarını iyileştirmez, aksine kötüleştirir; çünkü filtreyi işaretleyen kullanıcı, alanı boş olan kayıtların hepsini sonuçtan silmiş olur. Otomatik doldurulamayan alanı hiç açma, elle doldurulan alanı da zorunlu yap.

Paylaşımlı kontrolün asıl sorunu

Sistemin senin adına karar vermesi verimlilik getirir, beraberinde de bir soru getirir: karar yanlışsa kullanıcı bunu nasıl görecek ve nasıl geri alacak?

Otomatik etiketlenen bir e-posta yanlış klasöre düştüğünde kaybolmuş olur, çünkü kullanıcı zaten oraya bakmayı düşünmez. Öneri motoru bir içeriği listeden düşürdüğünde kimse eksikliği fark etmez. Kötü otomasyonun görünür bir hata mesajı yoktur, sessizce eksik çalışır.

Bu yüzden ajan davranışı olan her arayüzde iki şey aramalısın: kararın gerekçesini gösteren bir iz, ve tek hamlede geri alma. İkisi yoksa elindeki paylaşımlı kontrol değil, devredilmiş kontroldür. Anti-Mac metninin 1996'da atladığı yer de burası; kontrolü paylaşmayı savunuyor ama paylaşımın denetlenebilirlik borcunu hesaba katmıyor.

Bugün ne yapılır

WIMP modeli ölmedi, kabuğunun altına taşındı. Pencere ve imleç hâlâ orada, ama iş yükünün büyük kısmını arama alanı, komut paleti ve arka plan otomasyonu taşıyor. Yeni bir ekran tasarlarken sorulacak soru "hangi menüye koyalım" değil, "kullanıcı bunu yazarak isteseydi hangi kelimeyi kullanırdı" olmalı. Menüyü ondan sonra kur.