Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kurumsal İntranetlerde Responsive Tasarımın Gerçek Sınırı

Mobil İntranet: İçerik Önceliği mi, Ekranı Küçültmek mi?

Responsive intranet tartışması çoğunlukla ekran genişliğinde takılıp kalıyor. Asıl soru başka: aynı içeriği mi küçültüyorsun, yoksa farklı içerik mi gösteriyorsun? İkisi aynı şey değil ve fark tasarımda değil, bakım maliyetinde ortaya çıkıyor.

Tek kod tabanı iddiası nerede tökezliyor

Responsive tasarımın klasik satış cümlesi şudur: tek kod tabanı, her cihazda uygun arayüz. Hemen ardından da şu gelir: mobilde duyurular öne çıksın, masaüstünde detaylı raporlar görünsün.

Bu iki cümle birlikte durmuyor. Cihaza göre farklı içerik gösterdiğin anda ortada tek bir sayfa yok; içerik önceliği taşıyan bir koşul katmanı var. Yani ikinci bir ürün yüzeyi, kendi kuralları ve kendi bakımıyla. Bunu bilerek yapmakta sorun yok. Sorun, CSS ile çözülmüş sanıp maliyetini plana yazmamakta.

Peki mobilde gizlediğin o bölüm gerçekten gereksiz miydi, yoksa sadece sığmadı mı? İkisi çok farklı kararlar ve genellikle ikincisi birincisi gibi sunuluyor.

Gizlemek ile göndermemek aynı şey değil

Mobilde ne görüneceğini CSS'e bağlamam. display:none ile kapattığın blok tarayıcıya gitmeye devam eder; sadece görünmez. Kullanıcı depoda, şantiyede ya da zayıf sinyalli bir kat arasındaysa o veriyi indirmenin bedelini yine öder, karşılığında hiçbir şey görmez.

Ölçüt basit: mobilde gösterilmeyecek bölüm sunucuda kesilmeli, istemcide değil. Bu ayrımı yapmadan yapılan mobil optimizasyonların çoğu görsel bir düzenlemeden ibaret kalıyor ve saha çalışanı için hiçbir şey değişmiyor.

Öncelik anketle değil, kayıtla belirlenir

İntranetin en büyük avantajı şu: kim ne yapıyor, zaten kayıtlı. Erişim kayıtlarında user-agent ve istenen yol yan yana duruyor. Mobil istekleri filtreleyip en çok çağrılan on yolu çıkarmak yarım saatlik iş, üstelik gerçek davranışı gösteriyor.

Çalışanlara sorduğunda genelde çalışması gerektiğini düşündüğü şeyi söyler. Kayıt ise ne açtığını söyler. Bu iki liste nadiren örtüşür: anketlerde raporlar ve dokümantasyon üste çıkar, kayıtlarda ise vardiya çizelgesi, telefon rehberi ve izin formu.

Bu üçünü mobilde iki dokunuşa indirmek, geri kalan her düzenlemeden fazla iş görür.

Hamburger menü tartışması intranette farklı işler

Hamburger menüye yöneltilen itiraz keşfedilebilirlik üzerine kuruludur: kullanıcı simgenin arkasında ne olduğunu görmez, dolayısıyla tıklamaz. Halka açık bir sitede bu itiraz haklı, çünkü ziyaretçilerin çoğu siteye ilk kez giriyor ve öğrenme fırsatı yok.

İntranette durum tersine dönüyor. Aynı kişi aynı araca her gün giriyor. İlk haftadan sonra menünün nerede olduğunu öğreniyor ve keşfedilebilirlik sorunu ortadan kalkıyor. Burada asıl mesele menünün gizli olması değil, içindeki adların kurumun kendi diliyle konuşup konuşmadığı. Çalışanın "izin" dediği şeye menüde "İnsan Kaynakları İşlemleri" yazıyorsa, menüyü açıkta tutman da bir şey değiştirmez.

Tutarlılık neyin tutarlılığıdır

Cihazlar arası tutarlılık genelde görsel benzerlik olarak anlaşılıyor. Oysa kullanıcıyı asıl zorlayan, aynı işin iki yerde iki farklı adla anılması ya da masaüstünde üç adımda yapılan bir işlemin mobilde bambaşka bir akışa dönüşmesi.

Terminoloji ve akış sırası sabit kalsın, detay seviyesi değişsin. Mobilde kişi kartında ad, unvan, telefon ve müsaitlik yeterli; masaüstünde biyografi, ekip bağlantıları ve geçmiş projeler eklenebilir. Aynı kart, aynı isim, farklı derinlik. Kullanıcının yeniden öğrenmesi gereken hiçbir şey yok.

Ya cihaza göre içerik ayrıştırmayı hiç yapmasan ne olurdu? Küçük bir intranette çoğu zaman hiçbir şey olmaz, hatta kazanırsın. Bu ayrım, sahada çalışan ekibi olan ve mobil trafiği kayıtlarda gerçekten görünen kurumlarda anlam kazanıyor; diğerlerinde bakımı yapılmayan ikinci bir sürüm üretmekten öteye gitmiyor.