Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Dijital Uçurumun Üç Katmanı ve Tasarımcının Elindeki Kısım

Erişim, Kullanılabilirlik, Katılım: Uçurum Nerede Kapanır?

Dijital uçurum genelde tek bir sorun gibi konuşulur, oysa üç ayrı katmanı var: cihaza ve bağlantıya erişim, arayüzü kullanabilme, dijital ortamda üretici tarafta yer alabilme. Bunlardan yalnızca ortadaki doğrudan tasarım kararlarıyla ilgili. Diğer ikisinde tasarımın etkisi sınırlı, ama sıfır değil.

Birinci katman: tahmin etmeyin, loglara bakın

Ekonomik erişim çoğu ekibin varsayımla geçtiği yer. "Kullanıcılarımız zaten iyi telefonlarda" cümlesi neredeyse hiç ölçülmeden söylenir. Oysa cevabı zaten sizde: analitikte cihaz modeli, ekran genişliği ve bağlantı türü kırılımı duruyor.

Bakılacak sayı ortalama değil, alt yüzde dilimi. Sayfanın medyan yüklenme süresi iyi görünürken en yavaş yüzde onda 8-10 saniyeye çıkması sık rastlanan bir tablo ve bu dilim genelde en ucuz cihazlarla, en zayıf bağlantıyla gelen kesim. Onlar için yapılacak iş tasarımı değiştirmekten çok yükü azaltmak: yazı tipi dosyalarını kırpmak, görselleri boyutlandırmak, ilk ekranda çalışan script sayısını düşürmek.

İkinci katman: erişilebilirlik uyumu okunabilirliği garanti etmez

Asıl tasarım işi burada. Kamu hizmetlerinin ve bankacılık arayüzlerinin çoğu erişilebilirlik denetiminden geçer, sonra aynı ekranda insanlar takılır. Sebebi şu: WCAG'in okuma düzeyiyle ilgili tek başarı ölçütü olan 3.1.5 Reading Level, AAA seviyesindedir. Pratikte hemen herkes AA hedefler, dolayısıyla "erişilebilirlik uyumlu" damgası metnin anlaşılırlığı hakkında hiçbir taahhüt içermez. Kontrast oranınız kusursuz olabilir, cümleniz hâlâ üç yan cümleli bir yönetmelik cümlesi olabilir.

Bu yüzden metin sadeleştirme işine önce hata mesajlarından başlarım. En çok okunan, en az emek verilen metinler onlardır ve kullanıcının tam olarak sıkıştığı anda karşısına çıkarlar. "İşlem gerçekleştirilemedi" yazan bir kutu, kullanıcıya ne olduğunu da ne yapacağını da söylemez; yerine hangi alanın sorunlu olduğunu ve tek bir sonraki adımı yazmak, çoğu projede birkaç saatlik iş.

Sonra sıra formlara gelir: alan sayısını azaltmak, zorunlu alanları işaretlemek, veriyi kullanıcıya biçimlendirtmek yerine girdiyi kabul edip kendiniz normalize etmek. Telefon numarasındaki boşluğu temizlemek sunucuda üç satırdır; kullanıcıya "boşluksuz giriniz" diye kural öğretmek ise her seferinde bir hata ekranı demektir.

Üçüncü katman: katılım eşitsizliği tasarımla kapanmaz, ama daralır

Çevrimiçi toplulukların büyük kısmının okuyup hiç katkı vermediği gözlemi yeni değil; Jakob Nielsen bunu katılım eşitsizliği olarak tarif etmişti ve 90-9-1 dağılımı o günden beri kabaca yerinde duruyor. Buradaki uçurum bir arayüz sorunundan ibaret değil, zaman ve özgüven meselesi. Yorum kutusunu büyütmek kimseyi yazar yapmıyor.

Tasarımın yapabildiği şey katkının maliyetini düşürmek. Tek tıkla verilebilen bir geri bildirim, hazır seçenekler, kayıt zorunluluğunun katkı anına ertelenmesi, düzenleme hakkı; bunların hepsi eşiği aşağı çeker. Kapanma beklemeyin, oranı birkaç puan oynatmak bile ciddi bir kazanç.

Üç katmanı birbirine karıştırmamak da işin bir parçası. Erişim sorununu tasarım toplantısında, katılım sorununu performans bütçesinde çözmeye çalışan ekipler ikisinde de ilerleyemez.