Kullanıcı Hikayesi Haritalama: Ne Verir, Nerede Tıkanır
Kullanıcı hikayesi haritası, backlog'u düz bir liste olmaktan çıkarıp kullanıcının ürünle yaptığı işin sırasına oturtur. Yöntemin etrafındaki anlatım genelde fazla iyimser: haritayı çizince ekip hizalanır, dokümantasyon yükü kalkar, öncelikler kendiliğinden belli olur. Pratikte haritanın gerçekten iyi yaptığı bir iş var, bir de kimsenin pek konuşmadığı bakım maliyeti.
Harita üç satırdan ibaret
Üstte kullanıcının başarmak istediği aktiviteler soldan sağa, zaman sırasıyla dizilir. Altında her aktivitenin adımları, en altta o adımların detayları durur. Bir mobil bankacılık uygulamasında "çek yatırma" bir aktivitedir; "çeki fotoğrafla", "tutarı doğrula", "gönder" adımlardır; "flaş kapalıysa uyar" ya da "tutar OCR ile okunamazsa elle giriş aç" detaylardır.
Bu üçlü ayrımın nerede biteceği tartışması genelde vakit kaybıdır. Bir kartın adım mı detay mı olduğu üzerine yirmi dakika konuşan ekip, haritadan alacağını çoktan almıştır: kullanıcının işini sırayla konuşmuş olmak. Kartın hangi satıra yapıştığı sonraki hafta zaten değişir.
Asıl çıktı harita değil, yatay dilimler
Haritanın tek başına bir değeri yok. Değeri, üzerinden yatay bir çizgi geçirip "bu çizginin üstü ilk sürüm" diyebilmenizde. Her aktivitenin altından en az bir detay alan bir dilim, kullanıcının işi baştan sona bitirebildiği çalışır bir ürün verir. Dikey kesip "önce çek modülünü bitirelim" derseniz elinizde kimsenin kullanamadığı yarım bir akış kalır.
Öncelik tartışmasının haritayla kendiliğinden çözüldüğü iddiasına da temkinli yaklaşırım. Harita, tartışmayı çözmez; nerede tartışıldığını görünür kılar. Bir aktivitenin altında on beş detay, komşusunun altında iki tane varsa ya kapsam dengesizdir ya da ekip ilk aktiviteyi daha iyi tanıyordur. İkincisi çok daha sık.
"Haritayı canlı tutun" tavsiyesi kendi vaadiyle çelişiyor
Yöntemin satış cümlesi ağır gereksinim dokümanlarından kurtulmaktır. Aynı anlatım birkaç paragraf sonra haritanın sürekli güncellenmesini, ekip tarafından canlı tutulmasını söyler. Canlı tutulan harita bir dokümandır. Üstelik ikinci bir dokümandır, çünkü kartlar zaten iş takip sisteminize kopyalanmıştır ve o andan itibaren aynı bilgiyi iki yerde tutuyorsunuzdur.
İki kopyanın maliyeti yazılım tarafında iyi bilinen bir maliyettir: aynı gerçeği iki yerde tutarsanız ikisi kaçınılmaz olarak ayrışır ve sonra hangisinin doğru olduğunu kimse bilmez. Bir ekipte duvardaki haritayı dijital panoya taşımıştık, üçüncü sprintten sonra o dosyayı kimse açmadı. Kimse tembellik ettiği için değil; kart durumları ticket'larda değişiyordu, haritayı güncellemek aynı işi ikinci kez yapmak demekti.
Bunun makul çözümü haritayı canlı bir belge saymamak. Harita bir atölyenin çıktısıdır, bir fotoğraftır. Kapsam ciddi biçimde değiştiğinde yeni bir tane çizersiniz, iki saat sürer. Aradaki günlük gerçeği backlog taşısın.
Ne zaman gerçekten işe yarar
Harita, yeni bir akış tasarlarken ya da ekip ürünün bütününü ilk kez birlikte konuşurken çok iyi çalışır. Kullanıcının işini sırayla dizmek, kimsenin sahiplenmediği boşlukları ortaya çıkarır: hata durumları, iptal yolları, ikinci kez giren kullanıcının gördüğü ekran. Bunlar backlog'da tek tek bakınca gözden kaçar, sırada dizilince eksiklikleri belli olur.
Buna karşılık olgun bir üründe küçük bir iyileştirme yapıyorsanız haritalama atölyesi kurmak fazla ağır. Beş kartlık bir işi haritalamak için altı kişiyi iki saat toplamanın maliyeti, o işi yapmanın maliyetinden yüksektir.
Yolculuk haritasıyla aynı şey değil
İkisi görsel olarak benzer, sorduğu soru farklı. Müşteri yolculuğu haritası araştırmadan çıkar ve gözlemi anlatır: kullanıcı hangi kanaldan geldi, nerede zorlandı, ne hissetti. Hikaye haritası ise ürünün ne yapacağını planlar.
Sıra da bu yöndedir. Yolculuk haritası girdi, hikaye haritası çıktıdır. Elinde araştırma verisi olmadan hikaye haritası çizen ekip, kullanıcının işini değil kendi varsayımlarını sıraya dizmiş olur; ortaya çıkan şey düzenli görünür ama düzenli bir tahmindir.