Site İçi Arama Tasarımı: Mental Modeller ve Etiket Hataları
Kullanıcı bir arama kutusu gördüğünde ne olacağını zaten biliyor: kelimeyi yazar, sıralı bir sonuç listesi bekler. Bu beklenti Google'da, Bing'de, binlerce sitede tekrar tekrar pekişti; sizin sayfanızda da aynı şekilde çalışmasını istiyor. Site içi aramada kırılan yer genellikle algoritma değil, etiketler ve sonuç sayfasının biçimi.
Arama kutusu bir sözleşmedir
Kutuyu gören kişi üç şeyin varlığını varsayar: yazı yazabileceği bir alan, aramayı başlatan bir tetik, sonuçların listelendiği ayrı bir sayfa. Bu bir stil tercihi değil, öğrenilmiş davranış. Aynı adın altına başka bir şey koyduğunuzda kullanıcı sizin versiyonunuzu öğrenmez; aramanın bozuk olduğuna karar verir ve menüye döner.
Filtreye "Arama" demeyin
Katalog sitelerinde parametrik arama (numara, renk, marka) kelime aramasından daha işe yarar. Sorun işlevde değil, etikette. Yan yana dizilmiş açılır listelerin üstüne "Arama" yazarsanız kullanıcı metin kutusunu arar, bulamayınca sitede arama olmadığını düşünür. O blok "Filtrele", "Bul" ya da "Sonuçları Daralt" olmalı; "Arama" adını kelime kutusuna saklayın.
Varsayılanı tek bir kelime kutusu tutup filtreleri sonuç sayfasına taşımayı, girişte gelişmiş arama formu açmaktan daha güvenilir buluyorum. İlk ekranda kullanıcı ne aradığını tarif edemez; listeyi gördükten sonra edebilir. Gelişmiş arama talep edilince açılan bir bağlantının arkasında dursun.
Sonuç sayfası liste olmalı, kutu değil
Sonuçları yan yana kartlara dağıtmak sıralamayı görünmez yapar. Alt alta tek kolon, en alakalı olan en üstte, eşleşen kelimeler özet içinde vurgulu: kullanıcı tıklamadan önce alakayı ölçebilir.
Burada çoğu kılavuzun kendi içinde çeliştiği bir nokta var. Hem "en iyi önerilerinizi listenin başına koyun" denir, hem de "öne çıkarılmış seçimler reklam sanılıyor" diye uyarılır. İkisi ancak baştaki sonuç diğerleriyle birebir aynı göründüğünde bir arada durur: aynı tipografi, çerçeve yok, rozet yok, "editörün seçimi" etiketi yok. Farklı stil verdiğiniz an banner körlüğü devreye girer ve en iyi sonucunuz kimsenin görmediği sonuç olur. Mobilde de filtreleri listenin arasına serpmek yerine alttan açılan bir panele alın; kullanıcı sonuçla filtre arasında kaybolmasın.
Kapsamı daraltmak sessiz bir arıza
Aramayı bulunduğu bölüme kısan siteler bir şeyi gözden kaçırıyor: kullanıcı aradığı şeyin hangi bölümde olduğunu bilmiyor, bilseydi aramazdı. "Destek" altında ürün adıyla arama yapıp boş sonuç alan kişi "burada yok" diye okumaz, "sitede yok" diye okur ve çıkar. Varsayılan kapsam tüm site olsun; bölüm daraltması sonuç sayfasında bir filtre olarak dursun.
Aramanın çalıştığını nereden bilirsiniz
Arama kutusu elinizdeki en ucuz kullanıcı araştırması, çünkü ziyaretçi ne istediğini kendi kelimeleriyle yazıyor. Sorguyu, dönen sonuç sayısını, tıklanıp tıklanmadığını ve varsa bir sonraki sorguyu kaydedin. Birkaç satırlık bir log tablosu üç şeyi hemen söyler:
- Sıfır sonuç veren sorgular: genellikle kelime uyuşmazlığıdır, siz "abonelik planları" diyorsunuz, kullanıcı "fiyat" yazıyor. Eşanlamlı eşlemesi bu listeden çıkar.
- Saniyeler içinde yeni sorgu yazılan aramalar: sonuç gelmiştir ama sıralama yanlıştır.
- İkinci sayfada tıklanan sonuçlar: aynı şeyin daha ağır hali.
Bu üç sinyali toplamadan arama iyileştirmeye çalışmak tahmin yürütmektir. Toplarsanız, iyileştirmelerin çoğunun arama motorunu değiştirmekle değil, sayfa başlıklarını ve içerik etiketlerini düzeltmekle yapıldığını görürsünüz.