Konu Başlıkları
Yükleniyor...

E-Ticarette Kullanıcı Deneyimi: Karar Anları ve Gerçek Maliyetler

Ürün sayfasından teslimata e-ticaret deneyimi

E-ticarette çoğu site artık temel işleri düzgün yapıyor: ürün listeleniyor, sepete ekleniyor, ödeme alınıyor. Fark, kullanıcının karar verdiği ya da vazgeçtiği dar noktalarda çıkıyor. Karşılaştırma ekranı, adres formu ve siparişten sonraki sessizlik; bu üçüne bakınca iyileştirmenin nereye yapılacağı genellikle kendiliğinden görünür.

Karşılaştırma aracı, arkasındaki veri kadar iyidir

Ürünleri yan yana koyup kıyaslatmak iyi bir fikir gibi durur, ama çalışması bir ön koşula bağlı: kıyaslanacak özelliklerin yapılandırılmış alanlarda tutulması. Yani ekran boyutu, ağırlık, garanti süresi gibi bilgilerin her üründe ayrı birer alan olarak bulunması. Bu bilgiler ürün açıklamasının içinde serbest metin olarak duruyorsa karşılaştırma tablosu yarı boş hücrelerle açılır ve kullanıcıyı hızlandırmak yerine yavaşlatır.

İkinci sınır ekranda. Üç üründen fazlasını yan yana koyduğunuzda masaüstünde bile yatay kaydırma başlar, telefonda iki sütun zor sığar. Karşılaştırma, uzun listeyi kısaltmak için değil, zaten kısalmış bir listeden birini seçmek için kullanılır. Listeyi kısaltan şey filtredir. Bu yüzden filtre seçeneklerini karşılaştırma tablosundaki alanlarla aynı veriden beslemek gerekir, ikisi ayrı yerlerden gelirse kullanıcı filtrelediği özelliği tabloda bulamaz.

Yorumlarda yıldız ortalaması az şey söyler

4,3 ortalama, kendisine soru sormayan bir sayıdır. Alıcının merak ettiği şey daha dar: bu ürünü kendisine benzeyen biri almış mı, almışsa ne olmuş. Yorumları satın alınan varyantla birlikte göstermek (beden, renk, kapasite) ortalamadan çok daha fazla iş görür. Giyimde bunun karşılığı çok net: "normalde M giyiyorum, bu üründe L aldım" diyen üç yorum, beden tablosundan daha ikna edicidir ve iade oranına doğrudan dokunur.

Yorum filtresi kurarken kaç yorumunuz olduğuna bakın. Yirmi yorumun içinde filtre açmak, kullanıcıyı boş sonuç ekranıyla karşılaştırmaktan başka işe yaramaz. Filtre, yorum sayısı birkaç yüzü geçtiğinde anlam kazanır.

3B ve artırılmış gerçeklik neye mal oluyor

Gözlük, mobilya, kozmetik gibi ürünlerde modeli üç boyutlu döndürebilmek ya da kameradan ortama yerleştirebilmek gerçek bir bilgi katıyor. Fotoğrafın veremediği ölçek hissini veriyor. Bedeli de görselde: 3B model dosyaları ürün fotoğraflarının kat kat üstünde yer tutar ve orta seviye bir telefonda işlenmesi de ayrıca zaman alır.

Bu yüzden 3B içerik sayfa açılışında yüklenmemeli. Kapak görseli normal bir fotoğraf olarak gelsin, 3B görüntüleyici kullanıcı düğmeye bastığında istensin. Değişikliği yaptıktan sonra ürün sayfasının açılış süresini ölçün; tarayıcının geliştirici araçlarındaki ağ sekmesi, mobil bağlantı kısıtlamasıyla birlikte bunu yeterince gösterir. Ölçmeden eklenen her ağır bileşen, ikna etmek için konduğu sayfadan kullanıcıyı önce kaçırma riski taşır (tişörtte 3B görüntüleyiciyi gereksiz buluyorum).

Adres ve ödeme formu

Sepeti dolduran kullanıcıyı kaybetmenin en sessiz yolu uzun bir formdur. Buradaki kazancın büyük kısmı tasarımdan değil, işaretlemeden gelir. Tarayıcıların kayıtlı adres ve kart bilgisini doldurabilmesi için alanların autocomplete özniteliğini doğru taşıması yeterli: given-name, family-name, street-address, postal-code, tel, email, kart alanlarında cc-number ve cc-exp. Posta kodu ve kart numarası alanlarına inputmode="numeric" eklerseniz telefonda sayı klavyesi açılır.

Bunu üç dört satırla çözersiniz, üçüncü parti bir forma aracına gerek yok. Alan sayısını azaltmak da aynı ölçüde iş görür: ad ve soyadı tek alanda toplamak, il ve ilçeyi posta kodundan türetmek, fatura adresini varsayılan olarak teslimat adresine eşitlemek. Hata mesajları da alanın hemen altında, kullanıcı o alandan ayrıldığında görünsün; formun tepesinde toplanan hata listesi kullanıcıyı yukarı aşağı gezdirir.

Sipariş verildikten sonraki sessizlik

Deneyim ödeme ekranında bitmiyor. Sipariş sonrası birkaç gün, markayla ilgili izlenimin en çok şekillendiği aralık ve çoğu sitede burası boş. Kullanıcı kargonun nerede olduğunu öğrenmek için e-posta kutusunu karıştırıyor, iade başlatmak için yardım sayfalarında dolaşıyor.

İki şey bunu telafi eder. Birincisi, sipariş durumunun hesap sayfasında tek bakışta görünmesi; kargo firmasının takip numarasını yapıştırmak değil, durumu anlaşılır bir cümleyle yazmak. İkincisi, iade koşulunun ürün sayfasında, satın alma düğmesinin yanında yer alması. İade şartını satıştan sonra göstermek, alıcının tereddüdünü zaten yaşadığı andan sonraya ertelemek demek. Orada gösterilen net bir cümle, aynı bilgiyi sözleşme metninin on ikinci maddesine gömmekten daha çok işe yarar.