Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Araştırmasında Demografik Soru: Nerede Sorulur, Ne Kadarı Yeter

Demografik veri UX araştırmasını ne zaman güçlendirir, ne zaman böler

Demografik soru, ankete eklenen zararsız bir doldurma maddesi gibi görünür. Oysa her yeni alan, analiz aşamasında veriyi böleceğin bir eksen açar ve o eksenlerin sayısı çarpımsal büyür. Sorunun sırasına, aralığına ve seçenek listesine verdiğin karar, araştırma bittiğinde elinde ne olacağını baştan belirler.

Kırılım ekseni açmanın maliyeti

Demografik veri iki işe yarar: cevapları gruplara ayırıp aralarındaki farkı görmek, ve katılımcı havuzunun hedef kitleyi gerçekten temsil edip etmediğini kontrol etmek. İkisi de gerçek fayda. Ama faydanın büyüklüğü örneklem büyüklüğüne bağlı, ve çoğu anket taslağının atladığı yer tam burası.

Yaş için altı aralık, cinsiyet için üç seçenek, eğitim durumu için dört kademe sorduğunu düşün. Bu üç alan tek başına 6 × 3 × 4 = 72 olası hücre üretir. Kırk kişilik bir çalışmada hücrelerin çoğu boş kalır, dolanların içinde bir ya da iki kişi bulunur. “35-44 yaş aralığındaki lisans mezunu kadınlar bu ekranda zorlandı” cümlesini kurduğunda arkasında kaç kişi var? Çoğu zaman iki. O cümle bulgu değil, istatistik kılığına girmiş bir anekdot.

Pratik sonuç: kırılım eksenlerini araştırma sorusuna göre seç. Fiyat algısını ölçüyorsan gelir bandı anlamlı, eğitim durumu büyük ihtimalle değil. Peki hangisinin ayırt edici olduğunu baştan bilmiyorsan? Aralığı dar tut, sonradan birleştirirsin; ters yönü işlemez, geniş topladığın bandı bölemezsin. Karşılığında dar aralık katılımcıyı rahatsız eder ve boş bırakma oranını yükseltir. Bu bir denge, kural değil, ve hangi tarafa yaslanacağına ancak veriyle ne yapacağını bilerek karar verebilirsin.

Soru nereye konulacak: eleme mi, kapanış mı

Yaygın tavsiye net: hassas soruları sona bırak, katılımcı önce süreçle ısınsın. Yerinde bir tavsiye, ama uygulanabildiği alan sanıldığından dar. Demografik veriyi katılımcı seçmek için kullanıyorsan soru zaten en başta olmak zorunda; eleme formunun işi, uygun olmayan kişiyi teste sokmadan ayırmak. Aynı formun hem eleme hem profil çıkarma işini görmesini isteyen taslaklar bu yüzden kendi içinde çelişir.

Ayrım şöyle kurulur: eleme kuralına bağlı alan başta, yalnızca analizde kullanılacak alan sonda. Eleme formundaki her sorunun somut bir kabul ya da ret koşulu olmalı. Koşulu yazamadığın soru oraya ait değildir, testin sonundaki kısa profil formuna taşınır. Bu ayrımı yaptığında eleme formu da kısalır, ki katılımcı bulmayı zorlaştıran şey genelde çalışmanın kendisi değil, önündeki on beş soruluk kayıt formudur.

Seçenek listesini yazarken

Cinsiyet, kimlik ya da köken sorularında “Diğer” seçeneği katılımcıyı listenin dışına iter; “Listede yok” veya “Kendi tanımım” aynı işi kırıcı olmadan görür. Birden fazla kategoriye ait olanlar için çoklu seçim aç. “Yanıtlamak istemiyorum” seçeneğini her hassas soruya koy: eksik veri, baskı altında uydurulmuş veriden iyidir.

Bir de analiz tarafı var. Alanı tamamen serbest metne çevirirsen kapsayıcılık sorununu çözersin ama kırk satırı elden geçirmek zorunda kalırsın, çünkü “kadın”, “Kadın” ve “K” üç ayrı grup olarak gelir. Kapalı bir seçenek listesi tut, yanına tek bir serbest alan bırak ve o alanı analizde ayrı değerlendir. Hem kapsayıcı kalır hem gruplanabilir.

Toplamadığın veri, korumak zorunda olmadığın veridir

Gizlilik başlıkları çoğunlukla anonimleştirme ve onay metniyle açılır. İkisi de gerekli, ama sıra ters. İlk soru şu: bu alanı hiç toplamasam analiz eksik kalır mı? Cevap “belki lazım olur” ise cevap hayırdır.

Topladığın her hassas alan beraberinde saklama süresi, erişim yetkisi ve silme sorumluluğu getirir. Katılımcıya verinin ne için toplandığını ve ne kadar süre tutulacağını söyle; “gizliliğinize önem veriyoruz” cümlesi bunun yerine geçmez. Doğum tarihi yerine yaş aralığı, açık adres yerine şehir, maaş yerine gelir bandı: aynı analizi yapabildiğin en kaba çözünürlüğü seç. Bu tercih hem katılımcıyı hem seni rahatlatır, üstelik zaten kırk kişilik bir çalışmada o hassasiyetin karşılığını veremezsin.