Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Araştırmasını Ekibe Yaymanın İşleyen Hali

Araştırmayı Yaygınlaştırırken Sentez ve Katılımcı Havuzu Sorunu

Araştırmayı ekibe yaymak, görüşme yapan kişi sayısını artırır; içgörü sayısını kendiliğinden artırmaz. Aradaki fark, hangi işin dağıtıldığında iyi çalıştığını hangisinin merkezde kalması gerektiğini bilmekten geçiyor. Dağıtılmaya en dirençli üç iş belli: sentez, katılımcı havuzu ve gizlilik.

Dağıt: veri toplama. Dağıtma: sentez

Görüşme yapmak öğrenilebilir bir iş. İyi bir soru şablonu ve yarım günlük bir provayla ürün yöneticisi de geliştirici de makul bir görüşme yürütür. Kayıtları okuyup örüntü çıkarmak aynı şey değil, çünkü orada iş soru sormak değil, kendi hipotezini destekleyen cümleyi seçme eğilimine direnmek.

Aritmetik de bunu söylüyor. Altı kişi beşer görüşme yaparsa elinde otuz görüşme olur ve otuz kaydın çözümlenmesi tek kişinin haftalarını alır. Bu haftalar kimsenin takviminde yoktur, o yüzden sonuç genelde şu olur: otuz görüşme yapılır, altı ayrı kafada altı ayrı sonuç kalır, hiçbiri yazılmaz. Görüşmeyi dağıt, çözümlemeyi merkezde tut ve çözümlemeye takvimde yer aç.

Katılımcı havuzu ortak ve tükenir bir kaynaktır

Altı ekip birbirinden habersiz, her biri ayda bir kez kullanıcıya ulaşırsa kullanıcı ayda altı kez rahatsız edilir. Yanıt oranı düşer. Düşen yanıt oranı örneklemde en meraklı ve en uç kullanıcıları bırakır, yani örneklem sessizce kayar ve bunu fark etmezsin.

Tek bir kayıt tut: kim, ne zaman, hangi çalışma için arandı. Son iki ay içinde aranmış kişiyi listeden çıkar. Bu tabloyu kurmak bir öğleden sonra sürer ve yaygınlaştırma kararının en çok işe yarayan parçasıdır.

Eğitim mi, şablon mu

Ekibe metodoloji eğitimi vermeyi, hazır şablon ve zorunlu bir inceleme adımından daha zayıf bir çözüm buluyorum. Eğitim iki hafta sonra unutulur; şablon, kullanıldığı anda orada durur.

Şablonun içinde olması gerekenler kısa: sorulacak soruların yazılı hali, sorulmayacakların listesi (yönlendirici soru, iki soruyu birleştiren soru, kullanıcıya çözüm önerten soru) ve görüşme öncesi deneyimli birinin on dakikalık bakışı. Bu, kötü araştırmayı sıfırlamaz. En sık hatayı, kullanıcıya ne istediğini sorup cevabı bulgu diye kaydetme hatasını, kaynağında keser.

Beş adım, kısa hali

  1. Listele: Yapılmış, planlanan ve talep edilen tüm araştırmaları tek yere yaz. Çoğu kurumda bu liste ilk kez çıkarıldığında aynı sorunun üç ayrı ekipte sorulduğu görülür.
  2. Kimin ne yapabildiğini işaretle: Kim görüşme yürütebilir, kim yalnız gözlemci olur, kim analiz yapabilir. Yetkinlik değil, o çeyrekte ayırabildiği saat de bu listenin parçası.
  3. Açığı kapat: Şablon, eşlik eden bir mentor ve düşük riskli ilk çalışma. İlk çalışmayı stratejik bir soruya bağlama, yanlış çıkarsa bedeli büyük olur.
  4. Rolleri yaz: Hangi araştırmayı kimin, hangi kapsamda yaptığı yazılı olsun. Yazılı olmayan rol, iki ay sonra aynı araştırmanın ikinci kez yapılması demek.
  5. Üç ayda bir listeye dön: Hangi bulgu bir karara dönüştü, hangisi rapor olarak kaldı. Karara dönüşmeyen araştırma türü tekrar ediyorsa sorun yöntemde değil, bulgunun kime gittiğinde.

Bu beş adım özünde envanter çıkarma, kapasiteyi eşleştirme ve gözden geçirme döngüsü. Sürdürülebilirlik, karara etki, yöntem sağlamlığı ve verimlilik başlıklarını takip eden V.I.S.E gibi çerçeveler de aynı yere bakıyor; isim önemli değil, düzenli gözden geçirme olmadan hepsi bir kez yapılıp rafa kalkıyor.

Gizliliği dağıtma

Dört soru var: kayıt nerede duruyor, ne kadar süre duruyor, kime açık, katılımcı tam olarak neye onay verdi. Bu soruların cevabı araştırmayı yapan kişiye göre değişiyorsa süreç yaygınlaşmamış, dağılmıştır.

Onay metni tek olsun, kayıtlar tek yerde tutulsun, silme süresi baştan yazılsın ve o süre gerçekten işlesin. Ekip üyesinin kendi bilgisayarındaki ekran kaydı, kurumun görmediği ama sorumlu olduğu bir veridir. Yaygınlaştırma kararının bedeli genelde burada ödenir, araştırmanın kalitesinde değil.