Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Taranabilir Metin Tavsiyesi Ne Zaman İşe Yarar, Ne Zaman Zarar Verir

Online Yazarlıkta Bağlantı Yerleşimi ve Navigasyon Kararları

Dijital metin için verilen tavsiye yıllardır aynı: kısa paragraf, kalın anahtar kelime, madde işareti. Bu tavsiye kullanıcının tarama davranışını iyi tarif ediyor, okuma davranışını değil. İkisi aynı şey değil ve bir sayfayı hangisine göre kuracağınız, o sayfanın ne için var olduğuna bağlı.

Taranabilirlik neyi çözer, neyi çözmez

Kullanıcı bir sayfaya iki farklı niyetle gelir. Ya bir bilgiyi arıyordur, ya bir konuyu anlamaya çalışıyordur. Birinci durumda taranabilir yapı doğrudan işe yarar: başlık, liste, kalın anahtar kelime, aradığı satırı bulmasını hızlandırır. İkinci durumda aynı yapı zarar verir.

Sebebi şu: bir argümanı madde işaretlerine böldüğünüzde cümleleri birbirine bağlayan kelimeler kaybolur. "Çünkü", "buna rağmen", "ancak şu şartla" gibi ifadeler listeye sığmaz ve atılır. Geriye birbirini takip etmeyen, sırası neden o sıra olduğu belli olmayan yedi madde kalır. Okuyucu hepsini okur, hiçbirini hatırlamaz. Fikir aktaran metinde paragraf, gereksiz bir gelenek değil, düşüncenin yapısını taşıyan biçimin kendisi.

Referans metninde liste, anlatı metninde paragraf. Kural bu kadar basit ve çoğu sayfa yanlış tarafta duruyor.

Bağlantı bir davettir

"İçeriği hiperlinklerle zenginleştirin" tavsiyesi genelde sorgulanmadan tekrar ediliyor. Oysa metnin ortasına konan her bağlantı okuyucuya "burayı bırakıp şuraya gitmek ister misin?" diye soruyor. Cümlenin tam ortasında sorulan bu soru, kullanıcı bağlantıya tıklamasa bile dikkat maliyeti yaratır: tıklamamaya karar vermek de bir karardır.

Aynı metinlerde bir de "aynı hedefe birden fazla bağlantı vermeyin, ilgili başlığa bir kez yönlendirin" kuralı geçer. Bu iki tavsiye aynı yöne bakmıyor. İkincisi bir arama motoru kuralıdır, okuyucu ihtiyacından türememiştir. Çakıştıkları yerde okuyucu kazanır: bir kavramı sayfanın hem başında hem sonunda kullanıyorsanız ve ikisinde de tanıma ihtiyaç varsa, bağlantıyı iki kez verin.

Pratik yerleşim şu: bir fikri anlatan paragrafın içine bağlantı koymayın, o bölümün sonuna koyun. Okuyucu argümanı tamamlamış olur, ayrılacaksa da doğru yerde ayrılır.

Hipermedyada asıl sorun uzunluk değil, konum

Video, animasyon ve ses parçalarının arka arkaya sıralandığı arayüzlerde kullanıcının şikayeti nadiren "çok uzun" olur. Şikayet genelde nerede olduğunu ve nereye dönebileceğini bilmemesidir. Metinde bunu kaydırma çubuğu ve başlıklar hallediyor. Video sırasında karşılığı yok: kullanıcı üçüncü klipteyken birinciye dönmek isterse elinde tarayıcının geri tuşundan başka bir şey olmayabilir.

Bu yüzden çoklu ortam akışlarında iki şey pazarlık konusu değil: bulunduğunuz noktanın görünür olması ve her adımdan geri dönülebilmesi. Menü animasyonunun akıcılığı bunların çok gerisinde kalan bir detay.

Kırık bağlantı, tasarım kararı olarak

Eski adresleri yenilerine taşıyan yönlendirme tablosu, bakımı unutulduğunda ilk gözden çıkarılan şey oluyor. Sonuç, dışarıdan gelen bağlantıların 404 sayfasına düşmesi. Kullanıcı açısından bu, sitenin taşındığını değil, aradığı şeyin artık var olmadığını söyler.

Uygulama tarafında bu tablo genelde birkaç yüz satırlık bir eşleme dosyasından ibarettir ve sunucuda ölçülebilir bir yük yaratmaz (eski adresleri silmeyi hep gereksiz bir temizlik hevesi olarak gördüm). Bir arayüz kararının koddaki karşılığını sorduğunuzda cevap bazen bu kadar küçük çıkar; o zaman tartışmayı uzatmanın anlamı yok.

Güncellenen içerik ile sessizce değişen içerik

Yönetim panelinden istediğiniz an içerik değiştirebilmek, web yayıncılığının en somut kazancı. Fakat aynı kolaylık, bir yazının üç yıl önce yazıldığını ve bugün hâlâ doğru olup olmadığını okuyucudan gizleyen bir şeye dönüşebiliyor. Fiyat, sürüm numarası, ekran görüntüsü gibi eskiyen unsurlar sessizce güncellendiğinde sayfa yeni görünür ama içindeki iddia eski kalır.

Yazının tepesinde güncelleme tarihi tutmak bu yüzden kozmetik bir ayrıntı değil. Okuyucu, elindeki bilginin yaşını bilmeden ona ne kadar güveneceğine karar veremez.