Doğal Haritalama ve Uyaran-Tepki Uyumu: Doğal Olan ile Öğrenilmiş Olan
Doğal haritalama anlatılırken hep aynı ocak örneği verilir ve hep aynı yere bağlanır: kontrolü sonuca benzet, kullanıcı anlasın. Örnek yerinde, çıkarım eksik. Doğal dediğimiz eşleşmelerin çoğu mekândan değil alışkanlıktan geliyor; ikisi tasarımda birbirinden farklı davranıyor.
Dört düğme, yirmi dört ihtimal
Ocak örneğinin asıl gücü benzetmede değil, sayıda. Dört gözü dört düğmeye bağlamanın 4! yani 24 ayrı yolu var. Bunların yalnızca birkaçı, düğme dizilişi göz dizilişini tekrar ettiğinde, bakar bakmaz anlaşılır. Geri kalan yirmi küsur ihtimal çalışmaz değil, öğrenilebilir; ama bedeli kullanıcının hafızasına yazılır. Norman’ın The Design of Everyday Things’te kurduğu itiraz da tam burada: kötü haritalama arayüzü imkânsız yapmaz, masrafı her kullanımda yeniden ödetir.
Ocakların çoğu hâlâ düğmeleri tek sıraya diziyor, çünkü dört düğmeyi kare yerleşime almak üretim tarafında yer ve maliyet demek. Tasarım kararının başka bir yerde birine fatura kesmesi meselenin kendisi. Arayüzde de aynısı geçerli: kâğıt üzerinde iki dakikada çizilen bir eşleşme, uygulama tarafında haftalarca taşınacak bir yapıya karşılık gelebiliyor.
Mekândan gelen ile öğrenilen
Sol düğme sol gözü açıyorsa arada öğrenilecek bir şey yok, ilişki mekânın kendisinde duruyor. Buna karşılık “yukarı = daha fazla” bambaşka bir şey. Elde tutulan bir telefonda parlaklık kaydırgacının yukarısıyla aşağısı arasında fiziksel bir fark yok, cihazı yatay çevirdiğinde yön zaten değişiyor. O eşleşme işliyor, çünkü herkes öğrendi.
Farkın ne kadar keskin olduğunu görmek için 2011’de macOS’un kaydırma yönünü ters çevirmesini hatırlamak yeter. Apple yeni yöne “doğal kaydırma” adını verdi. Dokunmatik ekrandan gelen kullanıcı için gerçekten öyleydi, on yıldır fare tekerleği çeviren kullanıcı içinse tam tersi. Aynı hareket, iki grup için iki ayrı doğal. Bir eşleşmeye doğal diyorsan kimin için doğal olduğunu da söylemen gerekiyor.
Uyumu neyle ölçersin
Uyaran-tepki uyumunun laboratuvarda ölçülen tarafı dar ve net: tepki süresi ve hata oranı. Uyumsuz yerleşimde ikisi de yükseliyor. “Kullanıcının güveni artar” cümlesi ise bir oturumda ölçülebilecek bir şey söylemiyor, kalibre edilemeyen bir iddia olarak kalıyor.
Sahada bakmak için ayrı bir düzenek de gerekmiyor. Geri alma, geri dönme ve iptal sayıları çoğu üründe zaten kaydediliyor. Belirli bir ekranda geri alma oranı benzer ekranların üstüne çıkıyorsa orada bir eşleşme sorunu aramak mantıklı. Tuşa basınca ekranda başka rakam gösteren bilet otomatı türü vakalar, kullanıcı testi yapılmadan önce bu izden bulunur.
Haritalama yoksa ne yapılır
Arayüzlerin büyük kısmında eşleştirilecek bir mekân yok. “Taslak olarak kaydet” ile “yayınla” arasındaki ilişki fiziksel bir düzene oturmuyor, oturtmaya çalışmak da genelde zarar veriyor. Yarım kalan metafor kullanıcıya yanlış tahmin ürettiriyor, sonra o tahminin bozulduğu yerde hata çıkıyor.
Tercih şöyle kurulabilir. Ortada gerçek bir mekânsal ya da fiziksel karşılık varsa haritalamayı kullan, kullanıcıya öğrenecek iş bırakma. Karşılığı yoksa metafor arama, ürün içi tutarlılığa ve açık etikete yaslan. Tutarlılık da öğrenme istiyor, farkı şu: bir kez öğreniliyor ve her ekranda geri ödüyor. Yarım metafor her ekranda yeniden yanıltıyor.