Poster Tasarımında UX: Okuma Mesafesi, Kontrast ve Test
Poster tek bakışta okunur. Arayüzde kullanıcı kaydırır, geri döner, menüyü açar; posterde böyle bir telafi yok, yanlış kurulmuş bir hiyerarşiyi düzeltecek ikinci ekran yok. Bu yüzden poster, UX prensiplerinin en sert test edildiği yüzeylerden biri.
Hiyerarşiyi okuma mesafesi belirler
Düzene karar vermeden önce posterin nereye asılacağını bil. Koridordan geçen biri iki üç metreden bakar ve yalnızca başlığı görür. Duran biri yarım metreye yaklaşır, gövde metnini ancak o zaman okur. Bunlar aynı tasarımın iki ayrı katmanı: uzak katman başlık, alt başlık ve tek bir görselden ibaret olmalı; geri kalan her şey yakın katmana iner.
Punto seçimini estetik değil bu ayrım yönetir. Posterin tamamını tek mesafeden okunacakmış gibi tasarlarsan ortaya her yeri orta büyüklükte, hiçbir yeri öne çıkmayan bir yüzey çıkar. Tasarımı bitirdiğinde ekrandan uzaklaş ve küçült; başlık hâlâ seçiliyor, gövde bulanıklaşıyorsa katmanlar doğru ayrılmış demektir.
Kontrast tercih değil, eşik
Metin ile zemin arasındaki kontrast oranı için WCAG 2.1 AA normal metinde 4.5:1, büyük metinde 3:1 ister. Kural ekranlar için yazıldı, ama posterde de alt sınır olarak kullanmaya değer, çünkü baskının koşulları ekrandan kötü: aydınlatma kontrolsüz, kâğıt parlıyor, okuyucu açılı bakıyor. Açık gri üzerine beyaz başlık ekranda zar zor geçer, duvarda hiç geçmez.
Renk sayısını bir ana renk ve iki tamamlayıcıyla sınırla. Asıl mesele sayı değil, rengin ne taşıdığı: bir bilgi yalnızca renkle kodlanmışsa (yeşil kutu olumlu, kırmızı kutu olumsuz) izleyicilerin bir kısmı o bilgiyi hiç almaz. Renk ayrımını her zaman ikinci bir işaretle destekle, konumla, ikonla ya da etiketle.
Wireframe ucuz, son hâli pahalı
Kâğıda üç dört yerleşim çiz, her biri beş dakika sürsün. Bu aşamada yazı tipi, renk ve görsel seçimi yok; sadece hangi bloğun nerede durduğu ve gözün hangi sırayla ilerlediği var. Yerleşimi tasarım programında denemeye başladığın anda maliyetin artar, çünkü artık sildiğin şey bir çizgi değil, üzerine yarım saat harcadığın bir düzen.
Beş kişilik test posterde farklı çalışır
Küçük örneklemle test yapma alışkanlığı arayüz dünyasından geliyor ve orada işe yarıyor: kullanıcı akış boyunca ilerlerken aynı sorunlara arka arkaya çarpar, birkaç kişi benzer tökezlemeleri gösterir. Poster öyle değil. Burada tek bir bakış var ve sonucu belirleyen şey büyük ölçüde izleyicinin konuya önceden ne kadar aşina olduğu.
Yani beş kişiyle yaptığın test, o beş kişinin bilgi düzeyi hakkında bilgi verir, posterin genel anlaşılırlığı hakkında değil. Aynı bölümden beş meslektaşına sorup "anlaşılıyor" sonucunu almak neredeyse garantidir. Testi anlamlı kılmak istiyorsan sayıyı değil, çeşitliliği artır: konuyu bilen ve hiç bilmeyen izleyicileri ayrı ayrı dinle, cevapları birbirine karıştırma. Soruyu da doğru sor. "Anlaşılır mı?" diye sorma; posteri beş saniye göster, kapat, ne hatırladığını anlattır.
Dijital sürüm ayrı bir tasarımdır
Posterin "responsive" hâli diye bir şey yok. Poster sabit kompozisyonludur, hiyerarşisi belirli bir fiziksel boyuta ve okuma mesafesine göre kurulmuştur; aynı dosyayı telefon ekranına sığdırdığında o hiyerarşi ortadan kalkar, geriye okunmayan bir küçük resim kalır.
Baskı dosyasını olduğu gibi siteye koymak da çözüm değil. 300 dpi'da hazırlanmış A1 boyutunda bir görsel rahatlıkla on megabaytı aşar ve mobil bağlantıda kimse onun yüklenmesini beklemez. Web için ayrı bir sürüm çıkar: başlığı ve ana görseli koru, gövde metnini gerçek HTML metnine taşı. Böylece içerik aranabilir olur, ekran okuyucu metni okuyabilir, görsel yükü de birkaç yüz kilobayta iner. Bunun için üçüncü parti bir araca gerek yok, dışa aktarma ayarlarını doğru seçmek yeterli.