Web Sitesinde Video Kullanılabilirliği: Kontrol, Metin ve Süre
Bir sayfaya video koymak, o bilgiyi sunmanın en kolay yolu gibi görünür. Oysa video izleyiciden dört şey ister: zaman, ses, dikkat ve düzgün bir bağlantı. Bu dördü aynı anda yoksa ziyaretçinin sayfada başka bir yolu olmalı.
Videonun sayfada hangi işi yaptığını önce siz bilin
Web'de iki tür video dolaşıyor. Birincisi bilgilendirici: bir kurulumu gösterir, bir arayüz akışını adım adım işler, bir ürünün ne yaptığını anlatır. İkincisi izlenmek için yapılmış, etkileşim beklemeyen video. İkincisi televizyon mantığıyla çalışır ve bir web sayfasında nadiren aradığı ilgiyi bulur.
Ayrım teorik değil, doğrudan üretim kararı. Bilgilendirici videonun metin karşılığı olmak zorunda; gösterim videosunda ise asıl yük görüntünün üzerinde, metin sadece bağlamı kurar. Hangisini çektiğinize karar vermeden senaryo yazmak, sonunda ikisini de tam yapamayan bir dosya çıkarır.
Video doğrusaldır, metin değildir
Metinde göz başlıklar arasında sıçrar, aradığı paragrafı bulur, gerisini atlar. Videoda böyle bir şey yok. Kırkıncı saniyedeki cümleyi arayan kullanıcı ilerleme çubuğunda kör bir arama yapar, iki üç kez ıskalar ve genelde vazgeçer.
Bu konudaki yazıların çoğu kendi içinde çelişir: aynı metin hem "video bilgiye hızlı ulaştırır" der hem de birkaç paragraf sonra "videoda göz gezdirilemez" diye ekler. İkincisi doğru olan. Videonun hızlandırdığı şey anlatım değil gösterim; bir hareketi, bir sıralamayı, bir arayüzün gerçekte nasıl tepki verdiğini üç saniyede aktarır. Aynı bilgiyi paragraf paragraf anlatmaya kalkarsa okumaktan yavaş kalır.
Pratik sonuç şu: sayfada videonun yanında transkript bulunsun. Transkript hem sesi açamayan ziyaretçiyi hem de sadece tek bir cümlenin peşinde olanı kurtarır, üstelik arama motorunun okuyabildiği tek katman odur. Altyazı ayrı bir iş; transkriptin varlığı altyazı ihtiyacını ortadan kaldırmaz, çünkü altyazı görüntüyle eşzamanlı ilerler.
Otomatik oynatma neredeyse her zaman yanlış karar
Modern tarayıcılar sesli otomatik oynatmayı zaten engelliyor. Yani autoplay özniteliğini tek başına koyduğunuzda elde ettiğiniz şey oynamayan bir video, donmuş ilk kare oluyor. Çalışması için muted gerekiyor, iOS'ta ayrıca playsinline (bunu bilmeden yayına alınmış tema sayısı beni hâlâ şaşırtıyor).
Sessiz otomatik oynatma yalnızca dekoratif arka plan videolarında savunulabilir: kısa, döngüsel, kaçırıldığında hiçbir bilgi kaybedilmeyen görüntüler. Bilgi taşıyan videoyu kullanıcı başlatsın. Başlatma kararını ondan almak, sayfadan çıkışı hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Oynatıcıda bulunması gerekenler kısa bir listedir ve çoğu özel tasarım oynatıcı bunların birini eksik bırakır:
- Oynat ve duraklat, tıklanabilir büyüklükte
- Ses açma kapama ve ses seviyesi
- Sürüklenebilir ilerleme çubuğu
- Altyazı aç kapa düğmesi
- Klavyeyle erişim: sekme ile odak, boşluk tuşuyla duraklatma
Tıklamadan önce ne alacağını söyleyin
Kullanıcı bir videoyu başlatırken bilmediği bir süreye giriyor. Kapak görseli videonun konusunu göstersin, başlık ne öğretildiğini söylesin, sürenin kaç dakika olduğu oynat düğmesine basmadan görünsün. Süre etiketi küçük bir detay gibi durur ama izleme kararının en belirleyici parçası: yedi dakikalık bir videoyu şu an izlemeyecek kişi, bunu ikinci dakikada anlamaktansa hiç başlamamayı tercih eder.
Giriş kısmını da buna göre kurgulayın. Logo animasyonu, müzikli açılış, kendini tanıtan uzun bir cümle; bunların hepsi izleyicinin sabrından yeniyor. İlk beş saniyede videonun ne göstereceği anlaşılmalı.
Dosya ağırlığı bir tasarım kararıdır
Sayfaya gömülen video, izlenmese bile ziyaretçiye bir maliyet çıkarır. preload="auto" bırakılmış bir etiket, kullanıcı oynat düğmesine hiç dokunmasa bile veriyi indirmeye başlar. Mobil bağlantıda bu doğrudan faturaya yazılan bir tercih. preload="metadata" süreyi ve boyutu getirir, gerisini beklemez; çoğu sayfa için doğru varsayılan budur.
Aynı mantık çözünürlük için de geçerli. Sayfada 640 piksel genişlikte gösterdiğiniz bir kutuya 1080p kaynak dosyayı vermek, kullanıcının indirdiği baytların çoğunu ekrana hiç yansımadan çöpe atmak demek. Videoyu birkaç boyutta hazırlayıp cihaza göre sunmak, bir kullanılabilirlik iyileştirmesi olarak tasarım toplantısında konuşulmayı hak ediyor.