Web Sitesinde Video: Hangi Tavsiye Eskidi, Hangisi Hâlâ Geçerli
Web’de video hakkında dolaşan tavsiyelerin bir kısmı 2000’lerin başındaki bağlantı hızlarına göre yazılmıştı ve o gün doğruydu. Bugün aynı cümleleri tekrar etmek kullanıcıyı yavaşlatıyor. Hangisinin miadı doldu, hangisi hâlâ ayakta duruyor, ayırmakta fayda var.
“Streaming yerine indirilebilir klip verin” tavsiyesi
Bu tavsiye eski rehberlerde sık geçer ve mantığı şuydu: bağlantı yavaş, oynatıcı takılıyor, kullanıcı kesintiden nefret ediyor, o halde dosyayı indirsin, kendi makinesinde sorunsuz izlesin. Dönemin şartlarında savunulabilir bir yaklaşımdı.
Bugün ters çalışıyor. Uyarlanabilir bit hızı (HLS, DASH) kesinti sorununun büyük kısmını zaten çözüyor: oynatıcı bağlantı düşünce çözünürlüğü kırıyor, video durmuyor. İndirme ise kullanıcıya bir sürü iş yüklüyor. Dosyayı nereye kaydettiğini bulacak, telefonunda depolama ayıracak, hangi oynatıcının o dosyayı açacağını bilecek. Mobilde bunların hiçbiri kullanıcının yapmak istediği şey değil. Kaldı ki bir kısmı hiç indiremeyecek; kurumsal ağların ve kısıtlı cihazların büyük dosya indirmeyi engellemesi nadir değil.
Bu tavsiyenin altında hâlâ geçerli bir çekirdek var ama: kullanıcının kontrolü. İndirme onu sağlamanın bir yoluydu, tek yolu değil. Aynı kontrolü sarılabilir bir zaman çubuğu, bölüm işaretleri ve hız ayarıyla, kullanıcıyı dosya sisteminde gezdirmeden verebilirsiniz.
Kısa ve bölümlere ayrılmış içerik: bu kısım duruyor
Otuz dakikalık bir kayıt tek parça sunulduğunda kullanıcı aradığı yeri bulamaz, çubuğu rastgele çekiştirir, iki denemeden sonra vazgeçer. Aynı kaydı konu başlıklarına bölmek bu maliyeti sıfıra yakın indirir.
Bölümleme illa dosyayı parçalamak demek değil. Tek dosyada bölüm işaretleri, yanında başlık listesi ve her başlığın yanında zaman damgası çoğu durumda daha iyi çalışır, çünkü kullanıcı sırayla izlemek isterse bölüm sonlarında yeniden başlatma yükü yaşamaz. Yanına da videonun yanında duran kısa bir özet metni koyun: ziyaretçinin önemli bir kısmı videoyu hiç açmadan cevabı okumak ister ve bunu engellemenin kimseye faydası yok.
Sayfa ağırlığı: asıl karar burada verilir
Video içeren sayfalarda kullanıcı deneyimini en çok bozan şey videonun kalitesi değil, videonun sayfa açılışına ne kadar yük bindirdiğidir. Otomatik oynayan bir arka plan videosu, kullanıcı daha ne olduğunu anlamadan onlarca megabaytlık veri çeker ve mobil bağlantıda ilk anlamlı içeriğin görünmesini geciktirir.
Bir kurumsal sitede ana sayfadaki otomatik oynayan tanıtım videosunu poster görselle değiştirip oynatıcıyı ancak tıklamada yükler hale getirdiğimizde mobilde ilk açılış gözle görülür şekilde hızlanmıştı.
Pratik karşılığı kısa: gömülü oynatıcıyı tembel yükleyin, yerine bir poster görseli koyun, otomatik oynatmayı yalnız sesi kapalı ve gerçekten dekoratif olan kısa döngülerde kullanın. Sesli otomatik oynatma zaten çoğu tarayıcıda engelleniyor, yani onu ısrarla kurmaya çalışmak boşa emek.
Verilen sayılara dikkat edin
Eski rehberlerden taşınan bir madde şudur: “dosya boyutu 50 KB’ı geçiyorsa kullanıcıya belirtin”. Bu eşik metin ve görsel çağından kalma. Videoya uygulandığında anlamsız kalıyor: bir dakikalık 1080p H.264 klip, saniyede 5 Mbit civarı bir bit hızıyla yaklaşık 37 MB tutar, yani o eşiğin 700 katından fazlası. Kural, kapsadığı her videoyu “büyük dosya” ilan ettiği için hiçbir şey söylemez.
İşe yarayan versiyonu, mutlak bir eşik değil, kullanıcının vereceği karara oranlı bir bilgi vermektir. Sürenin görünür olması neredeyse her zaman boyuttan daha yararlıdır, çünkü ziyaretçi “şu an 4 dakikam var mı” sorusunun cevabını arar. Boyutu ise yalnız gerçekten indirilecek dosyalarda gösterin.
Altyazı ve transkript
Altyazı, videodaki bilgiye erişimin tek yolu olan bir kitle için zorunlu. Ama altyazının kullanıcısı yalnız işitme engelli ziyaretçiler değil: sesini açamayacağı bir ortamda telefonuna bakan herkes onu kullanıyor. Otomatik üretilmiş altyazıyı yayınlamadan önce okuyun, özel isimlerde ve teknik terimlerde hata oranı yüksektir ve yanlış altyazı, altyazısızlıktan daha kötü sonuç verir.
Transkript ise altyazının yaptığı işi yapmaz, başka bir iş yapar. Sayfada duran düz metin aranabilir, kopyalanabilir, ekran okuyucuyla baştan sona okunabilir, arama motoru tarafından da indekslenir. Videosu olan her sayfaya transkript koymak makul bir varsayılan.