Site İçi Navigasyon: Hangi Kural Nerede Geçerli?
Navigasyon tartışması genelde menü tasarımıyla başlar ve orada biter. Oysa kullanıcı yolunu çoğunlukla menüde değil, iki ekran arasındaki geçişte kaybeder: nereye geldiğini, oraya nasıl geldiğini ve geri dönüşün nerede durduğunu bilmediği anda. Yaygın navigasyon kurallarının çoğu doğrudur, hiçbiri her bağlamda geçerli değildir.
Tarayıcının eksiği değil bu
Eski bir anlatı var: tarayıcılar gezinmeyi kolaylaştırmadığı için siteler kendi navigasyonunu kurmak zorunda. Bugün pek tutmuyor. Tarayıcıda geçmiş araması, sekme grupları, okuma listesi var. Asıl mesele kabiliyet değil, bilgi: tarayıcı sizin içerik modelinizi bilmez. Hangi yazının hangi seriye ait olduğunu, hangi ürünün hangi bedenin varyantı olduğunu yalnızca siz bilirsiniz. Site içi navigasyon bu yüzden vardır, tarayıcı yetersiz olduğu için değil.
Fark pratikte önemli. Eksiği tarayıcıya yüklerseniz genel amaçlı çözümler üretirsiniz, kimsenin kullanmadığı görsel site haritaları gibi. İçerik modelinizden yola çıkarsanız, ilişkiyi doğrudan gösterirsiniz: bu yazı şu serinin üçüncü parçası, bir sonraki şu.
Kaç tık değil, hangi tık
"Her bilgiye üç tıkla ulaşılmalı" tavsiyesi hâlâ dolaşıyor. Kullanıcılar tık saymaz; her adımda doğru yerde olduklarından emin olmak isterler. Kendinden emin yapılan beş tık, tereddütlü iki tıktan daha az yorucudur. Menüyü sığlaştırmak için on dört maddeyi tek seviyeye yığdığınızda tık sayısı düşer, tarama maliyeti artar ve kullanıcı zaten en çok tarama sırasında bırakır.
Derinlik yerine ayırt edilebilirliğe bakın. İki menü etiketi aynı şeyi çağrıştırıyorsa ("Çözümler" ve "Hizmetler" gibi), sorun hiyerarşide değil adlandırmadadır. Bunu ölçmenin ucuz yolu ağaç testi: arayüz olmadan, sadece etiket listesiyle katılımcıya görev verirsiniz ve nerede yanlış dala saptığını görürsünüz. Yarım günlük iş, kullanılabilirlik testinden çok daha az hazırlık ister.
Breadcrumb'ın görünmeyen maliyeti
Konum göstermek iyidir, ama kırıntı navigasyonu tek bir ağaç varsayar. İçerik birden fazla kategoride yaşıyorsa (çoğu blogda ve neredeyse her katalogda öyledir) bir seçim yapmanız gerekir: kullanıcının geldiği yolu mu göstereceksiniz, içeriğin kanonik yerini mi?
Kırıntıyı ziyaret yoluna göre üretme. Aynı URL farklı kırıntılarla dönerse sayfa önbelleğe alınamaz, paylaşılan bağlantı da alıcıya başka bir bağlam gösterir; üstelik arama motoru hangi hiyerarşiyi göreceğine kendi karar verir. Her içeriğe tek bir kanonik kategori ver, kırıntıyı ondan üret, geldiği yolu göstermek istiyorsan onu ayrı bir "ilgili" bloğuna koy.
Ziyaret edilmiş bağlantı rengi
Varsayılan mavi ve mor bağlantı renklerini korumak, sık tekrarlanan bir kural. Değeri bağlama göre çok değişiyor. Beş maddelik bir ana menüde ziyaret durumunun neredeyse hiç faydası yok; kimse menüde kaybolmaz. Buna karşılık arama sonucunda, arşiv listesinde, forum başlıklarında, uzun ürün listelerinde ziyaret rengi doğrudan iş görür: kullanıcı aynı bağlantıyı ikinci kez açmaz.
Yani kuralı "renkleri değiştirme" diye değil, "taranan uzun listelerde ziyaret durumunu görünür tut" diye kurun. Marka renginiz maviyle çakışıyorsa sorun değil, yeter ki ziyaret edilmiş ile edilmemiş arasındaki fark yalnızca doygunluk farkı olmasın; renk körlüğü olan kullanıcı için ayırt edilebilir bir kontrast bırakın.
Arama menünün yedeği değildir
Arama kutusunu "menüde bulamazsa buradan arar" mantığıyla koyan siteler, aramayı ölçmeyi de unutuyor. Oysa arama günlükleri elinizdeki en dürüst araştırma verisi: kullanıcıların kendi kelimeleriyle ne istediğini, hangi sorgunun sonuç döndürmediğini gösterir. Boş sonuç dönen ilk yirmi sorguya bakmak, çoğu zaman yeni bir kategori açmak gerektiğini söyler.
Katalog büyüdükçe arama birincil navigasyon haline gelir ve o noktada menüyü güzelleştirmek yerine sıralama, eşanlamlı sözlüğü ve yazım hatası toleransı üzerinde çalışmak gerekir. Bu arada XML site haritasını insan navigasyonu sayan yaklaşımı da bırakın; o dosya tarayıcı botu için bir girdidir, kullanıcı deneyimine katkısı dolaylıdır.
Mobilde iki ayrı karar
Hamburger menü ile ekrana sabitlenmiş alt çubuk sık sık aynı şeymiş gibi anılıyor, değiller. Hamburger bir açma kapama denetimidir: her şeyi gizler, keşfi düşürür, karşılığında yer kazandırır. Alt çubuk ise kalıcı navigasyondur: üç ile beş arasında hedefi sürekli görünür tutar ve baş parmağın rahat eriştiği bölgede durur.
Seçim, sitenin kaç tane gerçekten sık kullanılan hedefi olduğuna bağlı. Bu sayı üç ile beş arasındaysa alt çubuk, on beş kategoriniz varsa hamburger artı iyi bir arama. İkisini birden koyup alt çubuğa da hamburger yerleştirmek, sık görülen ve kimseye yaramayan bir orta yol.