Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcının Aradığını Bulmasını Engelleyen On Tasarım Hatası

Web Sitelerinde Bulunabilirlik Hataları ve Çözümleri

Bir sitede kullanıcının aradığını bulamamasının nedeni çoğu zaman tasarımın görünen kısmında değil, içeriğin nasıl yerleştirildiğinde saklı. Aşağıdaki on hata yıllardır aynı kalıyor, hiçbir yeni teknoloji birini bile ortadan kaldırmadı. Asıl ilginç olan, bir kısmının düzeltilirken yeni sorun üretmesi.

İçerik kullanıcının bakmadığı yerdeyse

İlk üç hata aynı kökten çıkar: yapı, şirketin kendini gördüğü gibi kurulmuştur. Departman isimleri menü başlığı olur, iki farklı ekibin ürettiği benzer içerikler iki ayrı kategoriye düşer, aralarında bağlantı kurulmaz. Kullanıcı için sonuç tek: aradığı şey vardır ama bulunamaz.

Kart gruplama ve ağaç testi bu üçünü birlikte yakalar. Peki ya kategori isimleri zaten kurumsal olarak sabitse? O zaman ismi değil, içeriğin ilişkilerini düzeltmek kalır: birbirini tamamlayan sayfaları karşılıklı bağlayın, aynı konuyu iki yerden anlatan sayfaları birinde toplayıp diğerinden yönlendirin. Adacık hâlindeki içerik, arama motoru için de kullanıcı için de yok sayılır.

Sorun tıklama sayısı değil, boş tıklama

Dördüncü hata genelde yanlış teşhis edilir. "Üç tıkla ulaşılsın" hedefi, ölçüsü kolay olduğu için tutunmuş bir kural; oysa insanlar her adımda hedefe yaklaştıklarını hissettikleri sürece tıklamaya devam eder. Bırakma, tıklama sekize çıktığı için değil, üçüncü tıkta hâlâ nerede olduğunu anlayamadığı için olur.

Aynı şey fiyatta da geçerli. Kargo ya da abonelik ücretini son adımda göstermek, bir adım kazandırmaz; kullanıcının o ana kadar kurduğu bütün beklentiyi bozar. Ek ücret varsa ilk gördüğü ekranda olsun.

Mikro siteler ve dönüş yolu

Kampanya için ayrı alan adı açmak kendi başına hata değil. Hata, o alandan ana siteye dönmenin yolunu bırakmamak. Ziyaretçi geldiği yeri hatırlamaz, tarayıcının geri tuşuna güvenirsiniz ve bağlantı sosyal medyadan doğrudan geldiyse geri tuşu boşluğa çıkar.

Arama kutusu bir özellik değil, süregiden bir bakım işi

Yedinci hata en pahalı olanı. Arama kutusunu koyup içeriği etiketlemeden bırakmak, kullanıcıya "burada yok" demenin hızlı bir yolunu vermektir. Kimse ikinci kez denemez.

Arama loglarını okumak, bu listedeki her şeyden daha hızlı sonuç verir: insanların hangi kelimeyi kullandığını, sizin hangi kelimeyi kullandığınızı ve sıfır sonuç dönen sorguları bir haftada görürsünüz (ve çoğu ekipte bu iş kimsenin görevi değildir). Sıfır sonuçlu sorguların ilk yirmisini eşanlamlı olarak tanımlamak, arama motorunu değiştirmekten daha çok işe yarar.

Filtreler kolay görünür, kombinatorik öyle değil

Sekizinci hata sinsi çünkü iyi niyetten doğar. Her özelliğe bir filtre eklendiğinde durum sayısı çarpılarak büyür: dörder seçenekli beş filtre, seçilmemiş hâlleriyle birlikte 5^5, yani 3125 olası kombinasyon demektir. Kataloğunuzda birkaç yüz ürün varsa bu kombinasyonların ezici çoğunluğu boş sonuç sayfasıdır. Filtre eklemek arayüzde kolaylık gibi görünürken, kullanıcıyı çıkmaza sokan yolların sayısını artırır.

İki savunma var. Sonuç sayısını her seçeneğin yanında göstermek, kullanıcının boşa giden yola girmesini baştan engeller. Ama bu sayı bedava değil: her sayfa yüklemesinde ek bir gruplama sorgusu demek, ve ölçmeden eklendiğinde kategori sayfasını yavaşlatan en sessiz nedenlerden biri olur. İkinci savunma daha ucuz: seçenek üretmeyen filtreleri hiç göstermemek.

Sayfa üzerinde: yoğunluk ve görünmez bağlantılar

Son iki hata okuma davranışıyla ilgili. İnsanlar ekranda okumaz, tarar; sıkışık bir metin bloğu bu yüzden atlanır. Başlık, kısa paragraf ve gerçekten liste olan yerde liste, taramayı mümkün kılar.

Bağlantıları içeriğin akışından çıkarıp sağ sütuna ya da renkli bir kutuya koymak da aynı sonuca yol açar: reklam gibi duran alan görülmez. Bağlantı, ihtiyaç duyulduğu cümlenin içinde dursun.

Hangisinden başlamalı

Onunu birden düzeltmeye çalışmak en yaygın üçüncü hata olurdu. Sıra şöyle işliyor: önce arama logları, çünkü ölçmesi bir gün sürer ve hangi içeriğin nerede aranıp bulunamadığını doğrudan söyler. Sonra kategori yapısı, çünkü diğer her şey onun üstüne kuruluyor. Filtreler ve sayfa düzeni en sona kalabilir; iyi kurulmuş bir yapının üstünde zaten daha az iş çıkarırlar.