Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Windows 8'in Kullanılabilirlik Hataları ve Arayüz Tasarımına Bıraktığı Dersler

Windows 8 Arayüz Hataları: Gizli Komutlar, Mod Geçişi ve Bilgi Yoğunluğu

Windows 8, 2012'de aynı işletim sistemini hem tablete hem masaüstüne tek bir arayüzle vermeyi denedi. Deneme tutmadı ve Microsoft üç yıl içinde kararların neredeyse tamamını geri aldı. Geri alınan her karar, kullanılabilirlik kurallarından birinin neden var olduğunu tek tek gösteriyor; bu yüzden Windows 8 hâlâ öğretici bir vaka.

Tek cihaz, iki ayrı zihinsel model

Windows 8 kullanıcıya iki dünya sundu: döşemeli Başlangıç ekranı ve klasik masaüstü. İkisi ayrı ayrı tutarlıydı, sorun aralarındaki geçişteydi. Kullanıcı bir şeyi nerede yapacağını bilmek için önce hangi dünyada olduğunu bilmek zorundaydı ve sistem bunu her zaman açıkça söylemiyordu.

En görünür örnek ayarlardı. Ekran parlaklığı, ağ, hesap gibi başlıklar yeni PC Ayarları ekranında duruyordu; sürücüler, disk yönetimi, ileri seviye ağ ayarları eski Denetim Masası'ndaydı. Aynı kavramın iki adresi vardı ve kullanıcı hangisinde olduğunu ancak deneyerek öğreniyordu. Bir arayüzde öğrenilen şey diğerinde işe yaramayınca, kullanıcı deneyim biriktiremez; her seferinde baştan arar.

Buradan çıkan kural basit: iki farklı etkileşim modeli aynı üründe yaşayacaksa, en azından aynı görev tek bir yerde toplanmalı. Bölünme görsel katmanda kalabilir, görev katmanında kalamaz.

Görünmeyen komut öğrenilmez

Bir arayüzü öğrenmenin normal yolu üç adımdır: kullanıcı bir şeyi görür, denemesinin sonucunu görür, tekrarlaya tekrarlaya alışkanlığa çevirir. Windows 8'in Charms çubuğu bu zincirin ilk halkasını kopardı. Ekranın sağ kenarına dayanmadan ya da köşeden içeri kaydırmadan çubuk yoktu, çubuk yokken de onu çağıracak bir işaret yoktu. Arama, paylaşma ve ayarların ana yolu, ekranda hiçbir izi olmayan bir harekete bağlanmıştı.

Sonuç, kullanıcının ürünü üründen değil dışarıdan öğrenmesiydi: bir tanıdıktan, bir videodan, bir forum başlığından. Jakob Nielsen'in 2012 tarihli Windows 8 değerlendirmesi tam bu noktaya, gizlenmiş arayüzün hem acemi hem uzman kullanıcıyı aynı anda cezalandırmasına dikkat çekmişti.

Bir işlevin tek yolunu görünmez bir kenar hareketine bağlamam. Kısayol her zaman ikinci yoldur: hareket kalsın, ama aynı komutun menüde ya da araç çubuğunda gözle görülür bir karşılığı da dursun. Hızlı kullanıcı zaten kısayolu bulur, geri kalanı ürünü kullanmayı bırakmaz.

Aynı köşe, farklı girdi cihazında farklı sonuç

Windows 8'in köşe ve kenar bölgelerine bu kadar yüklenmesinin bir mantığı vardı. Fare için ekran köşesi ayrıcalıklı bir hedeftir: imleç ekranın dışına çıkamadığı için fareyi o yöne savurmanız yeter, köşeye kilitlenir. Fitts yasasının diliyle söylersek hedefin etkin genişliği pratikte sınırsızdır, isabet süresi de öyle kısalır.

Parmak için bu avantajın hiçbiri yok. Dokunmatik ekranda köşe, çerçeveye en yakın ve en zor bastırılan noktadır; el bileğini çevirmeyi, bazen cihazı tutuş şeklini değiştirmeyi gerektirir. Windows 8 aynı etkileşimi iki girdi cihazına birden verdi ve birinde bedava olan hareket diğerinde en pahalı hareket oldu.

Ders şu: bir etkileşimin maliyeti cihazdan bağımsız değildir. Girdi yöntemi değişiyorsa hesap baştan yapılır, tasarım kopyalanmaz.

Bilgi yoğunluğu ile sadelik aynı şey değil

Metro arayüzüne yöneltilen eleştiri çoğu zaman estetik üzerinden kuruldu: gölgeler gitti, düğmeler düz oldu, tıklanabilir olan ile olmayan birbirine karıştı. Bu doğru ama asıl mesele bir alt katmanda. Ölçülmesi gereken şey, aynı ekranda kullanıcıya sunulan karar noktası sayısıdır.

Eski Başlat menüsü ekranın küçük bir köşesine sığıyor, içinde onlarca program adını alt alta gösteriyordu; göz listeyi bir bakışta tarıyordu. Başlangıç ekranı bütün ekranı kapladı ve daha az öğe gösterdi. Üstüne canlı döşemeler sürekli hareket ediyordu. Hareket dikkati kendine çeker, oysa kullanıcı o sırada tarama yapmaya çalışır; ikisi doğrudan birbiriyle yarışır.

Sadeleştirmek, öğe sayısını azaltmak değil gereksiz olanı azaltmaktır. Kullanıcının işini görecek bilgiyi ekrandan çıkarıp arkasına kaydırma koyduğunuzda arayüz sadeleşmez, sadece işi kullanıcıya devreder.

Geri alınan kararlar ne söylüyor

Windows 8.1 (2013) Başlat düğmesini görev çubuğuna geri koydu ve doğrudan masaüstüne açılma seçeneği getirdi. Windows 10 (2015) Başlangıç ekranını yeniden bir menüye dönüştürdü, döşemeleri de o menünün içine yerleştirdi. Windows 11'de döşemelerden geriye bir şey kalmadı.

Dikkat çeken nokta, Microsoft'un bu düzeltmelerde yeni bir arayüz icat etmemiş olması. Yaptığı şey, yeni fikri eskisinin yerine koymaktan vazgeçip yanına koymaktı. Yeni bir etkileşim modeli tanıtacaksanız izlenecek sıra da bu: önce mevcut yolun yanında yaşasın, kullanıcı kendi hızında geçsin, eski yol ancak yenisi gerçekten öğrenildikten sonra kaldırılsın. Windows 8'in hatası fikirlerinin kötü olması değildi; hepsini aynı anda ve tek seçenek olarak dayatmasıydı.