Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Yaşlı Yetişkinlerle Kullanılabilirlik Testi: Protokol Nerede Değişir

65 Yaş Üstü Katılımcılarla Kullanılabilirlik Testi Protokolü

65 yaş üstü katılımcılarla yapılan kullanılabilirlik testi, standart protokolün punto büyütülmüş hali değil. Değişen şey ekran değil yöntemin kendisi: kaç kişiyle çalıştığınız, hangi cihazda çalıştığınız, katılımcıdan konuşmasını ne zaman istediğiniz. Üçü de alışılmış varsayımların bu grupta neden tutmadığına dair ayrı birer örnek.

Varyansın en yüksek olduğu grup

Beş katılımcının sorunların çoğunu ortaya çıkardığı yolundaki kural, katılımcıların birbirine benzediği varsayımına dayanır. 65 yaş üstünde bu varsayım en zayıf halinde. Aynı yaş aralığında kırk yıldır klavye kullanan bir emekli mühendisle akıllı telefonu iki yıl önce eline almış birini yan yana bulursunuz, takıldıkları yerler örtüşmez.

Peki çözüm katılımcı sayısını büyütmek mi? Kısmen. Daha işe yarayanı, teknoloji kullanım düzeyine göre iki üç şerit tanımlayıp her şeritle ayrı ayrı küçük gruplar halinde çalışmak. Yoksa toplam sayıyı artırmak çoğu zaman aynı şeridin kalabalıklaşmasıyla sonuçlanır.

Kendi cihazı, kendi ayarları

Bu grupta katılımcıların hatırı sayılır bir kısmı işletim sistemi ya da tarayıcı düzeyinde yazı boyutunu çoktan büyütmüş durumda. Sizin temiz kurulmuş test makineniz o ayarı taşımaz, dolayısıyla test ettiğiniz arayüz kullanıcının gerçekte gördüğü arayüz olmaz.

Arada teknik bir tuzak var. Font boyutları px ile sabitlenmiş bir arayüz, kullanıcının tarayıcıdaki yazı boyutu tercihini sessizce yok sayar: ayarı değiştirir, ekranda hiçbir şey olmaz, çoğu kullanıcı bunu kendi beceriksizliğine yorar. WCAG'ın metin yeniden boyutlandırma ölçütü içerik %200'e kadar büyütüldüğünde işlev kaybı olmamasını ister, ve bunu bir katılımcı bulmadan önce kendi tarayıcınızda otuz saniyede sınarsınız.

Yerinde test bu yüzden bir konfor meselesi değil, veri meselesi.

Sesli düşünme: sırasında mı, sonrasında mı?

Eşzamanlı sesli düşünmeyi bu grupta retrospektif protokolden daha az güvenilir buluyorum. Görev sırasında konuşmak ikinci bir bilişsel yük demek ve zaten yavaşlamış olan tarama davranışını daha da bozuyor; kaydı sonradan katılımcıyla birlikte izleyip “burada ne düşünüyordunuz” diye sormak hem görev performansını bozulmamış bırakıyor hem de seansı sınav havasından çıkarıyor.

Bedeli yok değil: retrospektif protokol seans süresini kabaca ikiye katlar, katılımcı da bazı anları sonradan rasyonalize eder. Yine de takıldığı yeri temiz halde görmek, o anda ne düşündüğünün eksiksiz kaydından daha işe yarıyor.

Görev sayısı ve seans uzunluğu

Dört beş görev, kırk beş dakikayı aşmayan seans, görev metinleri hem ekranda hem kâğıtta. Yorulan katılımcıdan gelen veri yanıltıcıdır, çünkü yorgunluğun ürettiği hatayla arayüzün ürettiği hatayı sonradan ayırt edemezsiniz.

Test edilen kişi değil

“Ürünü test ediyoruz, sizi değil” cümlesi burada başta bir kez söylenip geçilecek bir formalite değil. Katılımcı takıldığı yerde özür dilemeye başladıysa veri kalitesi çoktan düşmüştür: kendini beceriksiz hisseden insan denemekten vazgeçer, oysa görmeniz gereken şey tam olarak nasıl denediğidir. O anda sessiz kalmak yerine sorunun arayüzde olduğunu açıkça söylemek seansı kurtarır.