Kullanıcıyı Utandıran Arayüzler: Sorun Tasarım Değil, Varsayılan Ayarlar
Ekran paylaşımı açıkken düşen bildirim, yanlış sohbete giden mesaj, silindiğini sandığınız fotoğrafın bir yıl sonra anı derlemesinde belirmesi. Bunlar çoğunlukla "kötü tasarım" örneği olarak anlatılır, oysa büyük bölümü birinin bilerek seçtiği bir varsayılanın sonucu. Ayrım işe yarıyor: kötü tasarım yeniden tasarım ister, kötü varsayılan tek satırlık bir karardır ve geri alınması da o kadar ucuzdur.
Kusur mu, tercih mi?
Literatürde bu duruma "bilgisayar destekli utanç" deniyor ve genellikle tasarımcının bir şeyi gözden kaçırması gibi sunuluyor. Çoğu vakada gözden kaçan bir şey yok. Bildirimin içeriğini kilit ekranında göstermek, yeni kişiyi otomatik takip etmek, paylaşım hedefini en son kullanılana sabitlemek: bunların hepsi birini mutlu eden kararlar. Kullanıcının o anda yanında biri olması ise tasarım dokümanında yazmayan bir ihtimal.
Bu yüzden "kullanıcıyı utandırmayın" cümlesi tek başına hiçbir şey söylemiyor. İşe yarayan soru şu: bu varsayılan kimin işine yarıyor, ve kullanıcı onu değiştirdiğinde ürün ne kaybediyor? Cevap "etkileşim sayısı" ise orada bir sosyal kusur değil, kabul edilmiş bir takas var.
Üç utanç sınıfı, üç farklı fatura
Hepsini aynı torbaya koymak çözümü de bulanıklaştırıyor. Uygulamada maliyeti birbirine hiç benzemeyen üç ayrı şey var:
- Gösterim utancı: doğru içerik, doğru kişi, yanlış an. Toplantıda beliren banner, sunum sırasında açılan önizleme. Teknik olarak en ucuzu, çünkü tek bir yerde çözülür.
- Hedef utancı: doğru içerik, yanlış alıcı. Geri alma penceresi ve alıcı doğrulaması ister; orta maliyetli, çünkü gönderim akışının zamanlamasına dokunur.
- Kalıcılık utancı: silindiği sanılanın geri gelmesi. En pahalısı. Veri modelini, önbellekleri, yedekleri ve arama indekslerini ilgilendirir. Arayüzde "sil" yazan düğme, arkada yedi yerde kopya bırakıyorsa bu bir UX sorunu değil, mimari bir borç.
Bir ürünü iyileştirmeye başlarken hangi sınıfta olduğunuzu bilmek, on altın ipucundan daha fazla iş görüyor.
"Her bağlamı her kullanıcı tipiyle test edin" tavsiyesi niye tutmuyor
Bağlamsal kullanılabilirlik üzerine yazılanlar ikisini birlikte önerir: kullanıcı profillerini çeşitlendirin, bir de kullanım ortamlarını. İkisi ayrı ayrı doğru, birlikte imkânsız. Beş ortam (ev, açık ofis, toplu taşıma, sunum, dışarıda güneş altında) ve altı kullanıcı profili, otuz ayrı oturum demek. Çarpımsal büyüyen bir şeyi bütçeyle çözemezsiniz; ikinci ortamı eklediğinizde maliyet artmıyor, katlanıyor.
Bu yüzden saha testi bu iş için yanlış araç. Gösterim utancını bulmanın ucuz yolu envanter çıkarmak: üründe kullanıcı istemeden ekrana bir şey yazabilen bileşenleri sayın. Bildirim merkezi, kilit ekranı önizlemesi, otomatik oynatma, sohbet listesindeki mesaj kırpması, paylaşım sayfasının son kullanılan hedefi. Liste genellikle on kalemi geçmez ve tamamı tek bir oturumda gözden geçirilebilir.
Günlük çalışmaları (diary studies) ise burada değil, kalıcılık sınıfında değerli. Çünkü o utanç laboratuvarda geçirilen bir saatte değil, haftalar sonra beklenmedik bir yerde ortaya çıkıyor; başka hiçbir yöntem onu yakalamıyor.
Toplantı modunu sonradan ekleyemiyorsanız sebebi mimari
"Sessiz mod", "sunum modu" gibi bağlama duyarlı anahtarlar her listede tavsiye olarak geçer ama kimse maliyetini yazmaz. Maliyet şu: uygulamada bildirimi otuz ayrı yerde otuz ayrı bileşen gösteriyorsa, o anahtar otuz ayrı yama ve otuz ayrı atlanmış durum demektir. Ekrana yazma işini tek bir kapıdan geçirin, modu o kapıda sorun. Böyle kurulmuş bir üründe sunum modu bir öğleden sonrada eklenir; kurulmamış bir üründe her sürümde bir yerden sızar.
Aynı mantık geri alma penceresi için de geçerli. Gönderimi on saniye kuyruğa almak baştan tasarlanırsa küçük bir ek, mesaj gönderildiği anda kalıcı yazılıyorsa sonradan eklenmesi gönderim akışının yeniden yazılması anlamına gelir.
Sıralama da buradan çıkıyor. Önce kalıcılık: "sil" düğmesinin gerçekten sildiğinden emin olun, çünkü sonradan düzeltilmesi en pahalı olan budur. Sonra gösterim kapısını tekilleştirin. Varsayılanları gözden geçirmek en sona kalabilir, zaten en ucuz adım o.