E-kitap Tasarımında Kitap Metaforunu Bırakmak
E-kitap tasarımının büyük kısmı hâlâ kâğıdı taklit ediyor: sayfa çevirme animasyonu, sabit sayfa numarası, değiştirilemeyen bir içindekiler tablosu. Peki okuyucu ekranda gerçekten baştan sona mı okuyor? Ekranda yapılan iş çoğu zaman okumak değil, aramak. Tasarım bunu kabul ettiğinde ortaya çıkan şey kitabın kopyası olmuyor.
Kâğıdı taklit etmenin bedeli
Uzun bir PDF açtığında ne yapıyorsun? Satır satır ilerlemek yerine büyük ihtimalle Ctrl+F. Bu okurun tembelliği değil, metnin sunuluş biçimiyle ilgili bir sonuç: ekranda göz, sayfayı bir yüzey gibi değil, bir arama alanı gibi kullanıyor.
Sabit sayfa da dijitalde neredeyse hiçbir işe yaramayan bir birim. Yazı tipini iki punto büyüttüğün anda sayfa numarası anlamını yitiriyor; alıntı yapmak isteyen okuyucunun tutunacak yeri kalmıyor. Kâğıtta sayfa fiziksel bir gerçek, ekranda görsel bir alışkanlık.
Örnekler tezi çürütüyor
Bu tartışmada başarı örneği olarak hep aynı iki şey anılır: isteğe bağlı baskı (print-on-demand) ve sesli kitaplar. İkisi de gerçekten işe yarıyor. Ama kitap metaforunu kırdıkları için mi?
İsteğe bağlı baskının ürünü kâğıt kitabın ta kendisi. Kırdığı şey metafor değil, stok ve dağıtım zinciri. Sesli kitap ise metaforun en katı hâli: içinde arama yok, göz gezdirme yok; dinleyici yazarın kurduğu sıranın dışına çıkamıyor. Yani bu iki örnek "biçimi değiştirin" demiyor, "erişimi değiştirin" diyor. Tezi destekledikleri sanılıyor, oysa onu sınırlıyorlar.
Aranabilirlik bir özellik değil, yapı kararı
"Arama ekleyelim" cümlesi arayüz toplantısında ucuz durur, uygulamada öyle değil. Arama kutusunun bir işe yaraması için metnin altında duran yapının düzgün olması gerekir.
- Bölümlerin kalıcı kimlikleri olmalı. Başlık metni değişince adres değişiyorsa, paylaşılan her bağlantı bir sonraki yayında ölür.
- Başlık hiyerarşisi görsel değil anlamsal olmalı. Sırf büyük göründüğü için h2 yapılmış bir satır, arama sonucunda yanlış bağlama düşer.
- Dış bağlantılar bakım isteyen içeriktir. Bağlantı denetimini yayın hattının bir adımı hâline getir, çünkü elle tarama ilk yüz bağlantıda biter ve kimse ikinci turu yapmaz.
Güncellenebilirlik de aynı yere bakıyor. İçeriği her an düzeltebiliyor olmak güzel; okuyucunun altı ay önce okuduğu cümlenin artık orada olmaması ise başka bir sorun. Referans niteliği olan metinlerde sürüm bilgisi tutmayan bir e-kitap, güncellendikçe güvenilirliğini kaybeder.
Metaforun haklı olduğu yer
Her metin aranmak için yazılmıyor. Romanda sıra ürünün kendisidir: yazar hangi bilgiyi ne zaman verdiğini seçmiştir, okuyucuya atlama kolaylığı sunmak orada bir iyileştirme değil, hasardır. Kurmacada kitap metaforu doğrudur ve öyle kalmalıdır.
Ders kitabı, el kitabı, teknik doküman ve rapor tarafında ise tam tersi geçerli. Bu metinlere kimse başından girmiyor; ortasından, bir sorusuyla giriyor. Orada sayfa çevirme animasyonu tutmak, okuyucunun tek ihtiyacı olan şeyin, yani aradığı yere sıçramanın önüne bilerek engel koymaktır. Karar vermen gereken soru "e-kitap nasıl görünmeli" değil, bu metne kim hangi soruyla geliyor.