Adım Azaltmak Etkileşim Maliyetini Her Zaman Düşürmez
Bir formdan Kaydet butonunu kaldırıp otomatik kaydetmeye geçmek tıklama sayısını sıfıra indirir, kullanıcının kafasındaki soruyu ise artırır: kaydedildi mi? Etkileşim maliyeti tıklamayla ölçülmez, kullanıcının harcadığı düşünme payı da aynı hesabın içindedir. Sadeleştirmenin kazanç mı zarar mı yazdığı, büyük ölçüde o akışın ne sıklıkla kullanıldığına bağlı.
Adım saymak ölçüm değil
Verimlilik tartışması çoğu zaman tek bir sayıya indirgenir: kullanıcı hedefe kaç tıklamada varıyor. Oysa etkileşim maliyetinin iki kalemi var. Fiziksel taraf tıklama, kaydırma, yazma; zihinsel taraf karar verme, hatırlama, olup olmadığını kontrol etme. Bir adımı fiziksel kalemden silerken yerine görünmeyen bir davranış koyuyorsanız, maliyet yok olmaz, zihinsel kaleme yazılır.
Bu iki kalemin ölçülme biçimi de farklı. Fiziksel tarafı log'dan görürsünüz: tıklama sayısı, görevin süresi, form terk oranı. Zihinsel taraf log'a düşmez. O, destek taleplerinde ve aynı sayfayı iki kez açıp kontrol eden kullanıcılarda görünür. Sadeleştirme sonrası tıklama grafiği iyileşip destek yükü artıyorsa, maliyeti düşürmemiş, taşımışsınızdır.
Kaydet butonu ile otomatik kaydetme
İkisinden birini seçmem gerekirse, durum göstergesi olmayan otomatik kaydetmeyi Kaydet butonlu klasik formdan daha riskli bulurum. Buton ilkel ama açık: basarsanız olur, basmazsanız olmaz.
Otomatik kaydetme arayüz tarafında bir butonun silinmesidir, altta duran iş ise bundan çok daha büyük. Yazmayı bekleyecek bir debounce, aynı kaydı iki sekmede açan kullanıcı için çakışma çözümü, kullanıcının geri dönebileceği bir sürüm geçmişi, ve kaydediliyor / kaydedildi / kaydedilemedi durumlarını gösteren görünür bir arayüz katmanı gerekir. Bu dördü yoksa ortada otomatik kaydetme değil, sessizce veri yazan bir form vardır.
Gözden kaçan asıl şey şu: Kaydet butonu yalnızca kaydetme komutu değil, aynı zamanda örtük bir henüz kaydetme seçeneğidir. Kullanıcı bir alanı deneyip, sonuçtan hoşlanmazsa sayfayı kapatıp çıkar. Otomatik kaydetmeye geçtiğinizde bu kaçış yolunu da kaldırmış olursunuz. Yerine sürüm geçmişi veya geri alma koymadıysanız, kullanıcıya kazandırdığınız bir tıklamanın karşılığında denemekten çekinen bir kullanıcı elde edersiniz.
Kararı sıklık belirler
Tasarım standartlarına uymak ile daha pratik bir akış kurmak arasındaki seçim, soyut bir ilke tartışması değil. İki maliyet var ve farklı ölçeklerde büyüyorlar. Kazandırdığınız adım her kullanımda tekrar kazanılır, yani kullanım sayısıyla doğru orantılı birikir. Öğrenme maliyeti ise esas olarak bir kez ödenir.
Bu da pratikte net bir ayrım veriyor. Günde onlarca kez tekrarlanan akışlarda sadeleştirin, hatta ileri gidin: klavye kısayolu, toplu işlem, otomatik kaydetme, varsayılanların akıllı doldurulması. Birkaç günde kendini amorti eder. Yılda bir kez kullanılan akışlarda standart kalıbın dışına çıkmayın. Kullanıcı o arayüzü her seferinde yeniden öğreniyor, dolayısıyla öğrenme maliyeti tek seferlik olmaktan çıkıp tekrarlayan bir kalem haline geliyor; kazandığınız iki adım ise hiç birikmiyor.
Hesabın bir sınırı var, onu da söylemek gerek: aynı kullanıcının geri geldiğini varsayıyor. Binlerce farklı kişinin hayatında bir kez doldurduğu bir başvuru formunda tekrar diye bir şey yok. Orada tanıdıklık lehinize çalışan tek şeydir ve yenilik yapılacak yer orası değildir.
Kontrol hissi iki somut şeyden gelir
Kullanıcıya kontrol hissi vermek kulağa soyut geliyor ama karşılığı oldukça somuttur. Birincisi sistemin hangi durumda olduğunu söylemesi, ikincisi geri dönüş yolunun bulunması. Geri bildirim ve geri alma.
Geri bildirimde sık yapılan hata, bilgiyi üç saniyede kaybolan bir bildirim kutusuna koymak. Kullanıcı bildirimi kaçırdıysa artık hiçbir yerde kaydın durduğuna dair iz yoktur. Bilgi o andan sonra da gerekliyse kalıcı olmalı ve değişen şeyin yanında durmalı: başlığın altında son kaydetme zamanı, satırın yanında küçük bir durum işareti. Üç satırlık bir şey, üçüncü parti bir bileşene gerek yok.
Geri alma ise sadeleştirmenin bedelini ödeyen taraftır. Onay ekranını kaldırmak istiyorsanız yapılacak iş onayı silip geçmek değil, işlemi geri alınabilir hale getirmek. Geri alınabilir bir işlemde onay sormak gereksiz bir adımdır, geri alınamaz bir işlemde onayı kaldırmak ise verimlilik değil ihmaldir.