Design Thinking: Aşama Listesi Ezberlemeden Uygulamak
Design thinking, kullanıcıyı gözlemleyip problemi yeniden tanımlamaya ve çözümü ucuz denemelerle sınamaya dayanan bir çalışma biçimi. Aşamaların adı da sayısı da kaynağa göre değişiyor. Asıl soru hangi listeyi ezberlediğiniz değil, her adımda somut olarak ne ürettiğiniz ve o çıktıyı kime gösterdiğiniz.
Aşama sayısını dert etmeyin
Stanford d.school beş adım sayar: empati, tanımlama, fikir üretimi, prototip, test. İngiltere Design Council'ın Double Diamond modeli dörde indirir. Hasso Plattner Institute altıya çıkarır. Üçü de aynı iki hareketi sırayla tekrarlar: önce alanı genişletip seçenek çoğaltmak, sonra daraltıp karar vermek.
Listeyi ezberlemek yerine her adımın çıktısını yazın. Gözlem notları, tek cümlelik problem tanımı, elenmemiş fikir listesi, tıklanabilir kaba model, test kaydı. Çıktısı tanımlanmamış adım toplantıya dönüşür.
Empati aşamasında anket kullanmayın
Anket, sizin yazdığınız seçenekleri kullanıcıya saydırır; oysa bu aşamada aradığınız şey aklınıza gelmemiş olan. Gözlem ve açık uçlu görüşme yapın. “Ne istersiniz” diye sormayın, o işi en son ne zaman ve nasıl yaptığını anlattırın, mümkünse ekranını paylaşsın ve adımları göstersin.
Söylediğiyle yaptığı arasındaki fark tam burada çıkar. Anketin sırası sonra gelir: elinizde bir hipotez oluştuğunda, kaç kişide geçerli olduğunu ölçmek için.
Fikirde nicelik ucuz, seçimde pahalı
“Ne kadar çok fikir, o kadar iyi” tavsiyesi yarım bırakılmış bir tavsiye. Beyin fırtınasından 40 fikirle çıkıp bunları ikişer ikişer karşılaştırarak elemeye kalkarsanız 40 × 39 / 2, yani 780 karşılaştırma yaparsınız. Bir öğleden sonrada bitmez; ekip üçte birinde yorulur, kalanını gözle seçer.
Eleme kuralını fikirleri görmeden önce yazın. İki üç ölçüt yeter: kullanıcı için değeri, teknik uygulanabilirlik, tahmini maliyet. Önce benzer fikirleri kümeleyip sayıyı düşürün, sonra ölçütlere vurup beşin altına inin. Kural sonradan yazılırsa favori fikre göre şekillenir.
Prototipi atabilecek kadar ucuz tutun
Prototipi üretim mimarisinin üstüne kurmayın. İki hafta harcadığınız kodu, test sonucu kötü çıktı diye silemezsiniz; savunmaya başlarsınız. O noktadan sonra test bir öğrenme aracı olmaktan çıkar, onay törenine döner. Kağıt çizim, tıklanabilir ekran akışı ya da sahte veriyle çalışan tek bir ekran çoğu soruyu cevaplar.
Ölçü basit: prototipin yapımı, onu çöpe atma fikri canınızı yakmayacak kadar kısa sürmeli.
Testte soru sormayın, görev verin
“Beğendiniz mi” sorusunun cevabı hep kibar çıkar. Kullanıcıya bir görev verin, kenara çekilin, karışmayın. Nerede duraksadığına, nereye tıklamaya çalıştığına, hangi adımı atladığına bakın. Küçük turlar ciddi sorunların çoğunu çıkarır; katılımcı sayısını büyütmek yerine prototipi düzeltip turu tekrarlayın.
Kavramın kökeni
Tasarımı bir düşünme biçimi olarak ele alan metinlerin başında Herbert Simon'ın 1969 tarihli The Sciences of the Artificial kitabı gelir. Bugünkü yaygın kullanımıysa IDEO ile geldi. Sık tekrarlanan bir yanlışı düzeltmekte fayda var: IDEO 1991'de David Kelley, Bill Moggridge ve Mike Nuttall'ın şirketlerinin birleşmesiyle kuruldu. Tim Brown kurucusu değil; 2000'de şirketin başına geçti ve 2008'de Harvard Business Review'da yayımlanan yazısıyla kavramı yönetim diline taşıdı. Kelley de aynı dönemde Stanford'da d.school'u kurdu.