Design Thinking Öğrenme Aşamaları ve Kendini Konumlandırma Sorunu
Design thinking öğrenen insanlar kabaca aynı sırayı izler: kavramla tanışma, ilk gerçek uygulama, başkalarını yönlendirme, sonra yöntemi kendi işine göre bükme. Dört aşamalı bu harita, ekip içinde kimin neye hazır olduğunu konuşmak için işe yarıyor. Sorun, haritanın en çok ihtiyaç duyulan yerde, yani kişinin kendini yerleştirmesi gereken anda kendi kendini yanlışlaması.
Tanışma: bilgi var, mesafe duruyor
İlk aşamada kişi kavramı bir yazıdan, bir eğitimden ya da yan masadaki ekipten duyar. Beş adımı sırayla sayabilir, empatiyle başlandığını bilir, prototipin ne işe yaradığını anlatabilir. Uygulama tarafında ise henüz hiçbir şey yoktur; yöntemi anlatan cümlelerle yöntemi işleten refleksler arasındaki mesafe kapanmamıştır.
Peki bu aşamada kalmak kötü mü? Ürün toplantısında ortak dili kurabilmek için çoğu rolde fazlası gerekmiyor. Asıl sorun, bu düzeydeki bilgiyle bir atölye yönetmeye kalkışmakta.
İlk uygulama: soruyla prototip birbirini tutmaz
İkinci aşama gerçek bir projeyle başlar ve çoğu zaman ilk görüşmede tökezler. Sorduğunuz soru cevabı baştan şekillendirmiştir, karşınızdaki kişi size duymak istediğinizi söyler. Kaydı ikinci kez dinlerken bunu fark etmek, bu aşamanın en pahalı ve en kalıcı dersi.
İkincisi prototip tarafında çıkar. Kağıt prototip akış ve yerleşim sorularına cevap verir; yanıt süresine, gerçek veri hacmine, boş ve hata durumlarına vermez. Buradaki yaygın hata, cevabı ancak çalışan koddan gelebilecek bir soruyu kağıtla test etmek ve masadan çıkan olumlu tepkiyi doğrulama sanmak. Ekran akıcı göründüğü için beğenilen bir tasarım, listeye üç bin kayıt geldiğinde başka bir tasarımdır.
Yönlendirme: adım atlama yetkisi
Üçüncü aşamayı ayıran şey daha fazla bilgi değil, hangi adımın atlanabileceğine karar verip sonucunu üstlenmek. Problem zaten net tanımlıysa beş günlük bir sprinti iki yarım güne indirebilirsiniz. Yanlış tahmin ettiyseniz ekip iki hafta boyunca yanlış soruyu çözer, üstelik bunu fark etmesi de zaman alır. Aynı kişi genelde başkasının yürüttüğü bir oturumu izleyip nerede saptığını gösterebilir; asıl yetkinlik işareti de budur.
Yöntemi kendi işine göre yeniden kurmak
Dördüncü aşamada süreç, üzerinde ayrıca düşünülen bir şey olmaktan çıkar. Kişi yöntemi kendi alanının kısıtlarına göre yeniden kurar, bazen adı konmuş hiçbir şablona benzemeyen bir akış çıkarır (bu aşamaya “usta” demeyi biraz gösterişli buluyorum, yapılan iş yöntemi kendi işine uydurmaktan ibaret). Peki bu kişi yeni birine yöntemi öğretebilir mi? Şart değil. Sezgisel hale gelen adımları sözle anlatmak ayrı bir beceri ve ikisi çoğu zaman aynı kişide toplanmıyor.
Hangi aşamadayım sorusunun açmazı
Modelin kendi tarifine göre birinci aşamadaki kişinin ayırt edici özelliği, kendi yetkinlik boşluğunu görememesi. Ama aşama sorusu tam olarak bunu ister: kendini doğru yere koy. Ölçüm, ölçmesi gereken şeyin bozuk olduğu noktada çalışmıyor. Kendini güvenle konumlandırabilen kişi zaten o aşamayı geçmiş, konumlandıramayan kişi de sorudan doğru cevap alamıyor.
Duygu yerine ize bakmak daha iyi sonuç veriyor. Son üç ay için şu üç şeye bakın:
- Kaç karar kullanıcıyla konuştuktan sonra değişti? Görüşme sayısı değil, değişen karar sayısı.
- Kaç prototipi çöpe attınız? Hiçbirini atmadıysanız yaptığınız şey test değil, sunum olmuş.
- Sizin kurduğunuz bir oturumun çıktısını siz odada yokken başkası kullandı mı?
Üçü de sıfırsa kaç eğitim aldığınızın pek bir anlamı yok. Biri bile düzenli olarak gerçekleşiyorsa aşama atlamayı dert etmeyi bırakabilirsiniz; ilerleme zaten oluyor.