Tasarım Prensipleri: Çatışmayı Çözmeyen Prensip İşe Yaramaz
Tasarım prensiplerinin çoğu, kimsenin itiraz edemeyeceği cümlelerden oluşuyor ve tam da bu yüzden hiçbir kararı kolaylaştırmıyor. İşe yarayan prensip, iki iyi şey aynı anda yapılamadığında hangisinin öne geçtiğini söyler. Ayırt etmenin yolu basit: cümlenin tersini savunabilecek aklı başında bir ekip hayal edebiliyor musunuz?
Çatışmayı çözmeyen prensip, prensip değildir
Bir ekip "sadeliğe öncelik ver" yazdığında aslında bir şeyi feda etmeye söz vermiş olur. Neyi? Cümle bunu söylemiyorsa boşluğu herkes kendi doldurur: biri özellik sayısını, biri görsel zenginliği, biri de yeni kullanıcı için konulmuş açıklama metnini. Aynı prensip, aynı toplantıda üç farklı kararı destekler hale gelir.
Prensip setinin kendi içinde tutarlı olması ile her prensibin bir tarafı tutması aynı şey değil. İkincisi olmadan ilkinin bir hükmü kalmıyor. Tartışmayı bitiren cümle şu biçimdedir: X, Y'den önce gelir.
Tersini savunabilir misiniz?
Tek işe yarar test bu: prensibi tersine çevirin, aklı başında bir ekibin o tersi savunabileceği bir durum hayal etmeye çalışın. Edebiliyorsanız prensip bilgi taşıyor demektir.
"Kullanıcı odaklı ol" testten geçemez, çünkü kimse toplantıda kullanıcıyı umursamamayı savunmaz. Şu prensip ise geçer:
Açıklık, popülerlikten üstündür: Yeni akımları takip etmeyi değil, kullanıcıya anlaşılır ve doğrudan bilgi sunmayı hedefliyoruz. Jargondan kaçınır, sade ve uygulamaya dönük önerileri savunuruz.
Tersi pekâlâ savunulabilir: tanıdık kalıp, kullanıcının başka ürünlerden getirdiği alışkanlığı kullanır ve öğrenme maliyetini düşürür. İki taraf da makul olduğu için hangisini seçtiğinizi yazmanın anlamı var.
Prensibin kodda bir karşılığı var mı?
Bir prensibin gerçekten yürürlükte olup olmadığını genelde bileşen katmanına bakarak anlarım. "Erişilebilirlikten ödün verme" diyen bir ekipte klavye odağı, kontrast değerleri ve hata metinlerinin okunma sırası ortak bileşenlerde çözülmüştür; her ekran aynı işi baştan yapmaz. Çözülmemişse elinizde prensip değil temenni var.
Bu aynı zamanda bir maliyet sorusu. Bileşen katmanına yazılan prensip, sonradan vazgeçmesi pahalı bir karara dönüşür. İyi tarafı, tartışma bir kez yapılır. Kötü tarafı, yanlış prensibi oraya gömerseniz üç ay sonra yüz ekranda geri alırsınız. Prensip sayısını az tutmak, onları güzel yazmaktan daha çok işe yarıyor.
Nasıl yazılır
Değer sıralamakla başlanmıyor. Ekibin son altı ayda en çok tartıştığı kararlara bakın; aynı tartışma üçüncü kez çıktıysa orada bir prensip eksik demektir. Prensip, geçmiş tartışmanın tutanağıdır; gelecek için yazılmış bir dilek listesi değil.
Yazdığınız cümleye üç soru sorun:
- Tek bir değeri mi savunuyor, yoksa "hem güvenli hem hızlı hem esnek" mi diyor?
- Tersi savunulabilir mi?
- Bu prensibi uygulamak için hangi ekranı, akışı ya da bileşeni değiştirmeniz gerekiyor? Cevabı olmayan prensip henüz bir şey söylememiş oluyor.
Duvara asmak işe yarar mı?
Pek değil. Prensip, kararın alındığı yerde görünmüyorsa hatırlanmıyor. Tasarım incelemesinde "bu hangi prensibe dayanıyor?" sorusu soruluyorsa yaşıyordur, iş kaydının kabul kriterinde geçiyorsa yaşıyordur. Poster altı ay sonra kimsenin okumadığı bir dekora dönüşüyor.
Peki ya prensip yanlış çıkarsa? Çıkabilir, bu da bir başarısızlık sayılmaz. Prensip aslında bir hipotezdir: şunu şuna tercih edersek kullanıcı şu işi daha iyi yapacak. Kullanım verisi ya da bir test bunun tersini gösteriyorsa prensip güncellenir. Güncellenmeyen prensip seti tartışmayı bitirmez, sadece susturur.