Erişilebilirlikte Ayrı Arayüz mü, Doğru Sıralanmış Tek Arayüz mü?
Ekran, bilgiyi iki boyuta dağıtır; ekran okuyucu aynı sayfayı tek bir sıraya dizip okur. Bu fark gerçek ve erişilebilirlik tartışmasının en çok atlanan yanı. Buradan genellikle şu sonuç çıkarılıyor: görme engelli kullanıcılar için sesli erişime göre kurulmuş ayrı bir arayüz yazılmalı. Bu sonuca katılmıyorum, çünkü o sırayı zaten her gün elinizde tutuyorsunuz.
İki boyut, tek boyut
Görsel sayfada hiyerarşiyi punto, konum, boşluk ve renk kurar. Kullanıcı bakar, gözü önce büyük olana gider, kenardaki kutuyu isterse hiç okumaz. Sesli erişimde bu araçların hiçbiri yok. Geriye tek bir şey kalıyor: sıra.
Peki bir başlığın 32 piksel ve koyu olması ekran okuyucuda ne işe yarar? Hiçbir şeye. O satır h2 değil de biçimlendirilmiş bir div ise, ekran okuyucu için başlık değil düz cümledir, kullanıcı da başlıktan başlığa atlayarak sayfayı tarayamaz. Görsel katman ile anlam katmanı ayrıştığı anda sesli kullanıcı sayfanın yapısını kaybeder, içerik yerinde dursa bile.
Lineer arayüz zaten elinizde: kaynak sırası
Ekran okuyucunun okuma sırası ve klavyenin sekme sırası, CSS'in gösterdiği yerden değil işaretlemedeki sıradan gelir. order, grid-area ya da mutlak konumlandırmayla bir bloğu görsel olarak sayfanın en altına taşırsınız; kaynakta yukarıdaysa ekran okuyucu onu yine ilk okur. Filtre kutusunu üstte yazıp sağda gösteren bir listeleme sayfasında sesli kullanıcı, tek bir sonuca varmadan önce on beş filtre etiketi dinler.
Bunu ayrı bir arayüz projesine bağlamam. Asıl iş zaten burada, işaretlemenin sırasında bitiyor ve kontrolü üç dakikalık:
- Sayfanın stilini kapatın, yukarıdan aşağı okuyun. Okuduğunuz sıra, ekran okuyucunun okuyacağı sıradır.
- Sekme tuşuyla baştan sona gezin. Odak ekranda ileri geri zıplıyorsa kaynak sırası ile görsel düzen ayrışmış demektir.
- Yalnızca başlık seviyelerini listeleyin. h2'den h4'e atlayan ya da hiç h2 barındırmayan bir sayfa, sesli erişimde içindekiler tablosu sökülmüş kitaptır.
Sıranın doğru olması yetmez, kaçış yolu da gerekir. Her sayfanın başında içeriğe atlayan bir bağlantı, ana bölgeler için doğru işaretleme (nav, main, footer) ve gerçekten açıklayıcı bağlantı metinleri, 1 boyutlu erişimde görsel hiyerarşinin yerini tutar. Aynı mantık hata sayfası için de geçerli: yalnızca "sayfa bulunamadı" yazan bir 404, sesli kullanıcıyı elinde hiçbir seçenek olmadan bırakır, arama kutusu ve birkaç ana bağlantı işaretlemede varsa bırakmaz.
Ayrı sürümün faturasını kim ödüyor?
Ayrı arayüz savunusu kendi içinde bir çelişki taşıyor. Savunanlar hemen ardından "arayüzlerin eş zamanlı güncellenmesi şart" diye ekliyor. O şartı koymak zorunda kalmak, önerinin zayıf yerini işaret ediyor zaten. İki arayüzde her içerik değişikliği iki kez yapılır, her yeni özellik iki kez tasarlanır, her hata iki kez düzeltilir. Sonra bütçe daralır, biri geride kalır. Geride kalan hep az kullanılan olur, çünkü hatasını bildirecek kullanıcısı azdır. Bir yıl sonra elinizde kapanmış şubeleri ve eski fiyatları gösteren bir "erişilebilir sürüm" kalır ki bu, erişilebilirliğin kendisinden daha kötüdür: kullanıcıyı yanlış bilgiye eşit erişimle buluşturur.
Peki ayrı arayüz hiç mi doğru değil? Görevin kendisi farklıysa doğru. Sesle yönetilen bir sipariş akışı, tek elle çalışılacak bir kasa ekranı, adım adım ilerleyen bir randevu sihirbazı; bunlar aynı içeriğin kopyası değil, başka bir etkileşim tasarımı. Ayıran soru şu: yeni arayüz farklı bir iş mi yaptırıyor, yoksa aynı içeriği farklı mı sunuyor? İkincisiyse tek arayüzü düzeltin.
Kalıcı engel, geçici engel
Sıralamaya, klavyeye ve açıklayıcı bağlantı metnine yatırılan emek yalnızca kalıcı engeli olan kullanıcıya gitmiyor. Güneş altında telefonuna bakan, kucağında bebek tutup tek eliyle gezinen, bağlantısı zayıf olduğu için görselleri yüklenmeyen kullanıcı da aynı yapıdan faydalanıyor. Bir arayüzün tek bir boyutta, sırayla anlaşılabilir olması, aslında o arayüzün ne kadar net düşünüldüğünün ölçüsü.