Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web İçerik Arşivleri ve Eski Yazıların Erişilebilirliği

Eski Yazıları Ayakta Tutan Arşiv Düzeni

Bir sitede on yıllık yazı biriktiğinde arşiv kendiliğinden değer taşımaya başlamıyor. Eski bir yazının hâlâ işe yaraması, birinin o sayfaya ulaşabilmesine bağlı ve çoğu sitede bu yol tıkalı. Arşivi bir liste olarak değil, bir erişim problemi olarak kurmak gerekiyor.

Sayfalama arşivi erişilebilir yapmaz

Çoğu sitede arşiv, tarihe göre sıralanmış bir listenin sayfalara bölünmüş halidir. Bin dört yüz yazınız varsa ve sayfa başına on kayıt gösteriyorsanız ortaya yüz kırk sayfa çıkar; en eski yazıya ulaşmanın yolu yüz otuz dokuz kez sonraki demektir. Yani derinlik yazı sayısıyla doğru orantılı büyüyor. Arşiv zenginleştikçe içindekine ulaşmak zorlaşıyor, oysa arşivin sözü tam tersiydi.

Arama motoru da aynı yolu yürüyor. Sayfa otuzdaki bir bağlantı ana sayfadan otuz adım uzakta duruyor ve bu mesafe taramanın hangi sıklıkla oraya kadar indiğini belirliyor. Tarih sayfalamasının kendisi için yapılabilecek bir iyileştirme yok, çünkü sorun tasarımında değil, fikrinde: okuyucu arşive tarihe göre gelmiyor.

Erişim neyin üzerinden kurulur

Bir ziyaretçi "2019 Mart" diye aramaz, "form doğrulama hata mesajı" diye arar. Bu yüzden arşiv erişimini genelde etiket sayfaları ve site içi aramayla çözerim, tarih sayfalamasını olduğu gibi bırakırım: dursun, ama ana yol o olmasın. Etiket sayfası konuya göre topladığı için eski ve yeni yazıyı aynı ekranda yan yana getirir, okuyucu da hangisinin kendi sorusuna baktığına kendi karar verir.

Site içi aramanın az kullanılan tarafı ise ölçüm tarafı. Sorguları kaydedin, özellikle sonuç dönmeyenleri. O liste okuyucunun sizden beklediği ama bulamadığı konuların haritasıdır ve tahmine dayanmaz. Aynı kelime ayda yirmi kez boş sonuçla dönüyorsa ya o yazı yok ya da var olan yazı o kelimeyi hiç kullanmıyor. İkisinin çaresi farklıdır, ama ikisini de ancak logu tutarsanız görürsünüz.

Her eski yazı aynı zamanda bir bakım borcu

Yayınladığınız her adres sessiz bir taahhüt: bu URL çalışmaya devam edecek. Sorun şu ki yazının içi, siz dokunmasanız bile eskiyor. Dış bağlantılar ölür, altı yıl önce önerdiğiniz aracın adresi bugün park edilmiş bir alan adı olabilir. Ekran görüntüleri arayüz değiştikçe yalan söylemeye başlar; okuyucu tarif ettiğiniz menüyü arar, bulamaz, kendisinde hata olduğunu düşünür. Yanlış yönlendiren eski içerik, hiç olmayan içerikten daha zararlıdır.

Eski bir yazıyı tekrar dolaşıma sokmadan önce bakılacaklar kısa bir listeye sığar:

  • Dış bağlantılar hâlâ hedefine gidiyor mu, yoksa yönlendirme zincirine mi düşüyor
  • Görseller o an ekranda görünen arayüzü mü gösteriyor
  • Yazıdaki sürüm, fiyat, sınır gibi sayılar bugün de geçerli mi
  • Sayfanın üstünde son güncelleme tarihi görünüyor mu

Bu son madde en ucuzu ve en çok işe yarayanı. Okuyucu tarihi görünce metni ona göre okur, tarih gizlenince güveni tamamen size yüklenir ve bir kez yanıldığında geri kazanılması zor olur.

Hangi yazının yaşlanmayacağı baştan bellidir

Bunu anlamanın pratik bir yolu var: yazıdan bütün ürün ve sürüm adlarını silin, geriye ayakta duran bir iddia kalıyor mu diye bakın. Kullanıcıyla teste başlamadan önce görevi kendi cümleleriyle anlattırmak, yöntemin kendisine ait bir davranış; yirmi yıl sonra da aynı işi görür. Belirli bir prototipleme aracında hangi menüden paylaşım bağlantısı alındığı ise bir sonraki sürümde yanlış olur.

Bu ayrım arşiv stratejisini de belirliyor. Yönteme dayalı yazıyı tarihsiz kurun, araca bağlı yazıya ise hangi sürümle yazıldığını açıkça yazın. Araca bağlı yazı eskiyince silmek yerine başına iki cümlelik bir not düşmek daha doğru: neyin değiştiği ve şimdi nereye bakılacağı. Silinen sayfa hem gelen bağlantıyı hem de o konudaki birikiminizin izini götürür; kalan sayfa, doğru etiketlendiği sürece, yıllar sonra birinin aradığı tek şey olabilir.