Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Interaction Cost: Ölçmesi Kolay Olan, Belirleyici Olan Değil

Etkileşim Maliyetini Ölçmek ve Azaltmak: Pratik Yöntemler

Etkileşim maliyeti, kullanıcının hedefine varırken harcadığı okuma, karar, tıklama ve bekleme toplamıdır. Sorun kavramda değil ölçümünde: tıklama saymak kolay olduğu için çoğu ekip maliyeti tıklamayla eşitliyor. Peki üç tıklamalık bir akış, tek tıklamada açılan ama kullanıcıyı on saniye düşündüren bir ekrandan gerçekten pahalı mı?

Maliyet kalemleri aynı ağırlıkta değil

Liste genelde şöyle sıralanır: okuma, kaydırma, görsel arama, tıklama ve dokunma, yazma, bekleme, hatırlama. Yan yana yazıldıklarında eşit görünüyorlar. Değiller.

Tanıdık bir butona tıklamak neredeyse bedava. Bir önceki sayfadaki sipariş numarasını akılda tutup bu sayfadaki alana yazmak ise pahalı: kullanıcı ya geri dönüp bakacak ya yanlış yazacak. Hatırlama yükünü tıklama yüküyle aynı tabloya koyup toplamak, ölçümü tam bu noktada bozuyor.

Cihaz ve ortam da ağırlıkları değiştirir. Masaüstünde ihmal edilebilir duran uzun form, otobüste tek elle doldurulurken akışın en pahalı adımı oluyor.

Formülün ikinci terimi

Konuyla ilgili yazılarda sık geçen bir eşitlik var: beklenen fayda = beklenen yarar - etkileşim maliyeti. Eşitliği yazan metinlerin neredeyse tamamı sonra yalnızca sağdaki terimle uğraşıyor, adım azaltmayla, tıklama azaltmayla. Peki soldaki yarar terimi?

Aynı farkı yararı büyüterek de kapatabilirsin. Vergi beyanı veren biri on dakikalık formu sonuna kadar doldurur, çünkü karşılığı net. Oyun arayüzleri bile bile zorluk ekler. Yani maliyeti düşürmek her durumda doğru hamle değil: kullanıcı neden uğraştığını bilmiyorsa, akışı üç adımdan ikiye indirmek terk oranını kurtarmaz.

Terk edilen bir adımda ilk soru "kaç tıklama" değil, "kullanıcı burada ne kazandığını biliyor mu" olmalı.

Listeler kaydırmayı artırır

Yaygın tavsiye şu: uzun paragrafı madde işaretlerine böl, bilgiye ulaşmak kolaylaşsın. Aynı metinler kaydırmayı da maliyet kalemi olarak sayıyor. İkisi birlikte tutarsız, çünkü her satırı kendi maddesine çıkarmak sayfayı uzatıyor; dört satırlık bir paragraf maddelere bölündüğünde ekranda yaklaşık iki katı yer kaplar.

Kazanç tarama hızından geliyorsa liste iyi bir takas. Kullanıcı sayfada tek bir şey arıyorsa maddeler onu daha çabuk buluyor. Ama sırayla okunması gereken bir açıklamayı maddelere bölmek yalnızca kaydırmayı artırır, taramaya bir şey katmaz. Liste, gerçekten paralel öğeler için.

Hangi ölçüt işe yarıyor

Tıklama sayısı yerine görev tamamlama süresine ve adım bazında terk oranına bak; ikisi birlikte pahalı adımı gösteriyor, tıklama sayısı göstermiyor. Hata oranını da aynı tabloda tut: kullanıcının yanlış alanı doldurup geri dönmesi, akışın o noktada ona yanlış soruyu sorduğunun işareti.

Sayfada geçirilen süre bu işin ölçüsü değil. Uzun süre hem kararsızlık hem ilgi anlamına gelebilir, ikisini birbirinden ayırmaz.

Düşürmeye nereden başlanır

Form otomatik doldurma, en az emekle en çok kazandıran yer. Üçüncü parti bir kütüphaneye uzanmadan önce alanların autocomplete niteliklerini standart değerlerle yaz (autocomplete="address-line1", postal-code, cc-number); tarayıcılar ve parola yöneticileri o niteliklere bakıyor, senin uydurduğun alan adlarına bakmıyor. Çoğu projede kazancın tamamı bu birkaç satırda.

Geri kalanı sıkıcı ama etkili: arama kutusunu gizlememek, kullanıcıyı yeni sekmeye savurmamak, görselleri tarayıcının bekleyeceği boyutta göndermek, hata mesajını ilgili alanın yanına koymak. Peki ya adım sayısı? Tek sayfaya sıkıştırılmış uzun bir form, üç kısa adıma bölünmüş halinden pahalı olabilir; bölünmüş akış her ekranda tek karar soruyor. Adım sayısı başlı başına bir ölçü değil, kararların ekranlara nasıl dağıldığı belirleyici.