İş Yerinde Yapay Zekâ Araçları: Benimsenme Sorunu Aslında Arayüz Sorunu
Yapay zekâ araçları çoğu şirkete girdi, çoğu masada açılmadı. Bunun sebebi genelde çalışanın ilgisizliğinde ya da eğitim eksikliğinde aranıyor. Araçların kendisine kullanılabilirlik gözüyle bakınca tablo değişiyor: ortada ne yapabildiğini söylemeyen, aynı isteğe her seferinde farklı cevap veren ve hata yaptığında geri alınamayan bir arayüz var.
Eğitim eksikliği fazla kolay bir cevap
Bu konudaki reçete hemen her yerde aynı: onboarding kurun, eğitim verin, basitten zora ilerleyin. Reçetenin sessiz varsayımı, aracın olduğu gibi doğru olduğu ve değişmesi gerekenin kullanıcı olduğudur. Kullanılabilirlik tarafında bu varsayımı yıllardır ters çeviriyoruz: bir arayüz eğitim gerektiriyorsa, eğitimden önce arayüze bakılır.
Sektör farkı da ilk bakışta eğitim tezini destekler gibi duruyor. Yazılım, veri ve finans tarafında bu araçlar daha çok kullanılıyor, inşaat ve saha işlerinde neredeyse hiç. İlginç olan o grubun daha meraklı olması değil, işlerinin çıktısının zaten metin olması. Metin üreten bir araç, çıktısı metin olan işe kendiliğinden oturuyor; geri kalan herkes aracın kendi işine nasıl bağlanacağını tek başına çözmeye çalışıyor.
Boş kutu ne yapabileceğini söylemez
Menü, bir uygulamanın yapabildiklerinin listesidir. Boş bir metin kutusu hiçbir şeyin listesi değildir. Kullanıcı ne isteyebileceğini bilmediği için küçük şeyler ister, küçük şeyler işe yarayınca da aracın sınırını orası sanır. Klasik keşfedilebilirlik sorunu, yalnızca kılığı değişmiş halde karşımızda.
Örnek istem kartları tam da bunun için konuyor, ama çoğu ürün üç genel örnekle yetiniyor (bunu yarım çözüm buluyorum). Faydalı olan kart, kullanıcının kendi işinden bir cümle içerir: “geçen haftanın destek kayıtlarını konu başlıklarına ayır” gibi. Genel örnek yeteneği gösterir, işe bağlanmayı göstermez.
Aynı girdi, aynı sonucu vermiyor
Arayüz öğrenmek tekrara dayanır. Aynı düğmeye bastığınızda aynı şey olur, üçüncü seferde artık bakmadan basarsınız. Üretken modeller bu sözleşmeyi bozuyor: dün işe yarayan istem bugün başka bir yapıda cevap veriyor. Kullanıcı bunu aracın değişkenliği diye değil, kendi hatası diye okuyor. “Herhalde yanlış sordum” cümlesi, zihinsel model kurulamadığının en net işareti.
Peki sonucu sabitlemenin bir yolu var mı? Sık yapılan işler için var. Tekrarlanan istek serbest metin olarak bırakılmak yerine kaydedilmiş bir şablona, alanları belli bir forma ya da tek düğmeye bağlanabilir. Kullanıcı o noktada istem yazmıyor, bir özellik kullanıyor, ve öğrenme yeniden mümkün hale geliyor.
Geri alınamayan eylem güveni bitirir
Bir taslağı beğenmezseniz maliyeti sıfırdır, silersiniz. Aynı araç müşteri kaydını güncelliyorsa ya da e-postayı gönderiyorsa maliyet başka yere geçer. Bu yüzden bir ekipte ilk yapay zekâ özelliğini seçerken taslak üreten tarafı seçmek, doğrudan uygulayan tarafı seçmekten daha iyi sonuç veriyor: kullanıcı aracı düşük riskli işte tanıyor, güven oluştuktan sonra yetki artıyor.
Doğrudan işlem yapan araçlarda ise üç şey pazarlık konusu değil: eylem öncesi önizleme, açık bir onay adımı ve geri alma. Üçü de yoksa tek bir kötü örnek aracın kurum içindeki itibarını bitiriyor, sonraki sürümün ne kadar iyi olduğu da pek fark etmiyor.
Ölçerken düşülen tuzak
“Kullanıcılar hızlandığını söylüyor” cümlesi bir üretkenlik ölçümü değil, bir memnuniyet ölçümü. İkisi sık sık ayrışıyor. İlk taslağa ulaşma süresi belirgin şekilde düşerken, taslağı düzeltme ve doğrulama süresi artabiliyor; toplam süre yerinde sayarken kullanıcı yine de kendini hızlanmış hissediyor, çünkü boş sayfa karşısında geçen süre en can sıkıcı olanı.
Ölçmek istiyorsanız aynı işin uçtan uca süresini iki koşulda tutun, araçlı ve araçsız. Kullanım sayısı, açılan oturum sayısı ve lisans kullanım oranı benimsenmeyi ölçmez, yalnızca denendiğini gösterir.
Nereden başlanır
Kurum genelinde bir araç açıp eğitim takvimi kurmak yerine iki iş akışı seçin, aracın o akıştaki yeteneğini arayüzde görünür kılın, çıktıyı gözden geçirilebilir bırakın ve tamamlanma süresini ölçün. Bu dört adım tamamlanmadan yapılan yaygınlaştırma, sonunda “çalışanlar benimsemedi” raporuna çıkıyor. Sorun orada değil.