Konu Başlıkları
Yükleniyor...

İdeation: Fikir Üretimi Oturumunu İşe Yarar Hale Getirmek

Tasarımda Fikir Üretimi: Oturum Kurgusu, Maliyeti ve Eleme

Fikir üretimi oturumları çoğu ekipte aynı biçimde kurulur. Herkes bir odaya girer, tahtaya yapışkan kağıtlar yapıştırılır, bir saat sonra otuz fikirle çıkılır. Sonra o otuz fikrin yirmi sekizi bir daha açılmaz. Sorun aşamanın kendisinde değil, oturumun nasıl kurulduğunda ve fikirlerin nasıl elendiğinde.

Aynı odada konuşmak fikir sayısını düşürür

Grup halinde beyin fırtınasının sezgiye ters bir sonucu var: aynı sayıda kişi ayrı ayrı düşünüp sonra fikirlerini birleştirdiğinde, hep birlikte konuşarak ürettiklerinden daha çok ve daha çeşitli fikir çıkıyor. Sebebi basit. Bir odada aynı anda tek kişi konuşabilir, yani sekiz kişilik bir oturumda herkes zamanın sekizde birinde üretiyor, geri kalanında dinliyor. Dinlerken aklınıza gelen fikri sıranız gelene kadar tutmanız gerekiyor ve sıra geldiğinde çoğu unutulmuş oluyor.

İkinci sebep demirleme. Odada söylenen ilk üç fikir, sonraki bütün fikirlerin çerçevesini kuruyor. Biri "bunu bir onboarding akışıyla çözelim" dediyse, sonraki yarım saat onboarding akışının varyasyonlarıyla geçiyor. Kimse kötü niyetli değil, insan zihni açılmış bir kulvarda ilerlemeyi tercih ediyor.

Pratik karşılığı şu: oturumu sessiz başlatın. İlk on beş dakikada kimse konuşmaz, herkes kendi kağıdına yazar. Sonra fikirler ortak panoya çıkar ve tartışma oradan devam eder. Bu tek değişiklik, oturumun kalanına dokunmadan çıkan fikir çeşitliliğini gözle görülür biçimde artırır.

Oturumun maliyeti katılımcı sayısıyla çarpılır

"Fikir üretimine yeterince vakit ayırın" tavsiyesi kulağa masumdur ama hesabı yapılmaz. Sekiz kişilik bir ekip doksan dakika toplandığında ortaya çıkan rakam doksan dakika değil, 12 adam-saattir. Yani yaklaşık bir buçuk iş günü. Buna bir de eleme oturumu eklerseniz, otuz fikri kişi başı iki dakika tartışmak bir saat sürer ve o saat de sekizle çarpılır: 8 adam-saat daha.

Bu, oturum yapmayın demek değil. Ama toplam yirmi adam-saatlik bir yatırımın karşılığında elinizde tıklanabilir tek bir prototip bile yoksa, o süreyi nereye harcadığınızı sormak gerekir. Küçük ekiplerde çoğu zaman doğru cevap katılımcı sayısını kısmaktır: üç kişilik iyi seçilmiş bir grup, sekiz kişilik bir kalabalıktan hem daha ucuz hem de daha hızlı karar verir.

Üretmek ucuz, elemek pahalı

Fikir üretimi hakkında yazılanların neredeyse tamamı üretim tarafına odaklanır: daha çok fikir, daha çeşitli fikir, yargılamadan kabul et. Sonra aynı metin "alternatifleri eleyerek güven kazanırsınız" diye bitirir ve elemenin nasıl yapılacağını anlatmadan geçer. Oysa oturumdan sonra tıkanan yer tam orasıdır.

Eleme kriterini oturumdan önce yazın. Panoda otuz kağıt varken kriter belirlemeye kalkarsanız, kriter farkında olmadan en çok beğenilen fikri tarif eder hale gelir. Kriterin önceden yazılması gereken üç şeyi var: hangi kullanıcı sorununu çözdüğü, kabaca ne kadar iş olduğu, ve ölçülebilir bir çıktısının olup olmadığı. Bu üçünü karşılamayan fikir kötü fikir değildir; sadece bu turun fikri değildir, ayrı bir listeye alınır.

Uygulanabilirlik sorusunu oturumun içine koyun

Fikir panolarının çoğunda bir fikrin uygulamada ne kadar iş çıkaracağı hiç konuşulmaz. Yargılamama kuralı bunu yasaklıyormuş gibi davranılır, oysa o kural üretim aşaması içindir, eleme aşaması için değil. Sonuçta "kullanıcıya kişiselleştirilmiş öneri gösterelim" ile "boş durum ekranına açıklayıcı bir metin koyalım" panoda yan yana, aynı boyda kağıtlarda durur. Biri iki saatlik iş, diğeri iki aylık.

Eleme turunda her fikrin yanına kaba bir büyüklük yazın: saatlik, günlük, haftalık, aylık. Kesin tahmin gerekmez, mertebe yeter. Bu tek sütun, panoyu bir dilek listesinden yol haritasına çevirir (bu ayrımı yapmayan fikir panolarını pek ciddiye almıyorum, çünkü sonunda hep en gösterişli fikir seçilip altı ay sonra rafa kalkıyor).

Hangi teknik ne zaman işe yarar

Teknik seçimi problemin şekline bağlı, moda olana değil.

  • Brainwriting: Herkes sessizce yazar, kağıtlar sağa doğru dolaşır, sıradaki kişi üzerine ekler. Kalabalık ve hiyerarşik ekiplerde klasik beyin fırtınasının yerine geçmeli, yanına değil.
  • SCAMPER: Elinizde zaten çalışan bir arayüz varsa iyi. Değiştir, birleştir, uyarla, küçült, tersine çevir gibi adımlarla mevcut akışı zorlar. Sıfırdan bir ürün için fazla dar.
  • Ters düşünme: "Bu ekranı nasıl kullanılamaz hale getiririz?" diye sorup çıkan cevapları tersine çevirmek. Tıkanmış ekiplerde beklenmedik derecede verimli, çünkü kötü fikir söylemek serbesttir ve kimse çekinmez.
  • Rol değiştirme: Ancak elinizde gerçek kullanıcı verisi varsa anlamlı. Yoksa herkes kendi varsayımını bir personanın ağzından tekrar eder ve oturum kendi kendini onaylar.

Fikir üretimi araştırmanın yerine geçmez

En sık yapılan hata bu. Kullanıcının ne yaptığını bilmeyen bir ekip ne kadar yaratıcı olursa olsun, ürettiği otuz fikir de aynı bilinmezliğin üzerine kurulur. İyi bir ideation oturumu, önünde bir araştırma bulgusu, arkasında bir prototip olduğunda değer üretir. İkisi de yoksa yapılan şey fikir üretimi değil, ortak hayal kurmaktır ve panodaki kağıt sayısı bunu değiştirmez.

Sürecin nasıl kurulacağına dair daha ayrıntılı okuma için Interaction Design Foundation'ın ideation başlığı iyi bir başlangıç.