i-mode Dönemi Japon Telefonları: Arayüzde Ne Doğru Yapıldı
Japon mobil cihazları 2000'lerin başında dünyanın geri kalanından birkaç yıl öndeydi, ama bu öndelik ekran çözünürlüğünden gelmiyordu. i-mode'un getirdiği şey bir cihaz özelliği değil, tasarımcıya seçim bırakmayan bir kısıt setiydi. Arayüzlerin o kadar derli toplu olmasının sebebi de buydu.
Yenilik cihazda değil, kısıttaydı
i-mode sayfaları cHTML ile yazılıyordu: HTML'in kırpılmış, tablosuz, betiksiz bir alt kümesi. Operatör de veriyi paket başına ücretlendiriyordu, yani her fazladan kilobayt doğrudan kullanıcının cebinden çıkıyordu. Bu iki kural birleşince sayfa küçük olmak zorundaydı, gezinme kısa olmak zorundaydı, her ekranın tek bir işi olmak zorundaydı.
Ortaya, o yılların masaüstü web'inden daha disiplinli bir arayüz dili çıktı. Disiplin tasarımcıların erdeminden değil, faturadan geliyordu. Kısıt kalkınca disiplin de kalktı.
İki boyutlu gezinme her yerde iyi değil
Dönemin öne çıkan donanım özelliği joystick'ti, menülerde dört yöne hareket. Buna doğrudan “daha sezgisel” demek eksik kalıyor. İki boyutlu gezinme, içerik gerçekten iki boyutluysa kazandırır: ızgara diziliş, takvim, harita. İçerik tek bir listeyse eklenen ikinci eksen yalnızca hata payı ekler, çünkü kullanıcı sağa bastığında ne olacağını bilmez ve öğrenmek için denemek zorunda kalır.
Kural şu: gezinme geometrisi içeriğin geometrisine uymalı. Aynı hata bugün de yapılıyor. Dikey bir listeyi yatay kaydırmalı kartlara bölen her arayüz, kullanıcıya olmayan bir ekseni öğretmeye çalışıyor.
Kamerayı telefona koymak bir özellik değildi
Eggy ve Camessepetit gibi cihazların anlamı fotoğraf çekebilmeleri değildi. Çekimle paylaşım arasındaki yolu kısaltmalarıydı. Ayrı bir makineyle çekmek, kabloyla bilgisayara aktarmak, oradan göndermek üç adımlı bir iştir ve insanlar üç adımlı işleri yapmaz. Aynı işlem tek cihazda iki tuşa indiğinde davranış değişti, cihazın kamerası daha iyi olduğu için değil.
Buradan çıkan ölçüt hâlâ geçerli: bir özelliğin kullanılıp kullanılmayacağını özelliğin kendisi değil, onu tamamlayan zincirin en uzun halkası belirler. Bir akışı hızlandırmak istiyorsanız en uzun halkayı bulun, iyi olan adımı daha da iyileştirmek hiçbir şeyi değiştirmez.
Çocuk arayüzü, sadeleştirilmiş yetişkin arayüzü değildir
Camessepetit gibi çocuklara yönelik cihazlarda yapılan iş, yetişkin menüsünün büyütülmüş hali değildi. Mod sayısı düşürülmüştü. Bir çocuğun kaybolduğu yer buton boyutu değil, cihazın hangi durumda olduğunu okuyamamasıdır: kaydediyor mu, izliyor mu, bir sonraki tuş silecek mi. Durum sayısını azaltmak, yazı tipini büyütmekten çok daha fazla iş görür.
Aynısı yaşlı kullanıcılar ve düşük görme keskinliği için tasarlanan arayüzlerde de geçerli. Erişilebilirlik çalışmalarının büyük kısmı kontrast ve hedef boyutunda yoğunlaşıyor, oysa çoğu takılma noktası görünürlükte değil, sistemin o an ne yaptığını söylememesinde.