Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tablet Arayüzlerinde Dokunma Hedefi, Keşfedilebilirlik ve Kaydırma

iPad kullanılabilirliği: 44 pt kuralı, affordance ve liste tercihi

Tablet arayüzlerinde en sık görülen kullanılabilirlik sorunları estetikten değil, ölçüden çıkar. Bir metin okunacak kadar küçük olabilir ama dokunulacak kadar küçük olamaz, ve bu iki eşik aynı değildir. Aşağıdaki başlıklar iPad ölçeğinde tekrar eden dört karar noktasını ve her birinin kodda nereye düştüğünü ele alıyor.

Okunabilirlik ile dokunulabilirlik aynı eşik değil

Apple'ın kendi arayüz kılavuzu dokunulabilir öğeler için 44 pt kenar uzunluğu verir. Bu sayı parmak ucunun temas alanından gelir, yazının okunabilirliğinden değil. 13 px'lik bir bağlantıyı rahatça okursunuz; 20 px yüksekliğindeki satırına isabet ettiremezsiniz.

Kodda karşılığı çoğu zaman yanlış kurulur. Yazı tipini büyütmek hedefi büyütmenin yolu değildir, satırın tıklanabilir kutusunu büyütmek gerekir. Bağlantıyı blok yapıp dikey dolgu vermek, ya da görsel kutuyu bozmadan hit alanını genişleten şeffaf bir katman koymak yeterlidir. Tasarım dosyasında öğeler arası boşluk 12 px görünürken tarayıcıda iki hedefin kutuları birbirine değiyorsa, sorun tasarımda değil, dolgunun kutuya nereden eklendiğindedir.

Düz tasarımın bedeli keşfedilebilirliktir

Gölge, çerçeve ve renk farkı silindiğinde arayüz sadeleşmez, sessizleşir. Kullanıcı neyin dokunulabilir olduğunu tahmin etmek zorunda kalır ve tabletlerde tahmin pahalıdır: fareyle üzerine gelip ipucu alma imkânı yoktur, ilk temas doğrudan eylemdir.

Buradaki ölçüt basittir. Bir öğenin etkileşimli olduğunu anlamak için ekrana dokunmak gerekiyorsa, o öğe keşfedilebilir değildir. Renk tek başına yetmez, çünkü kontrastı düşük bir mavi metin gri metinden ayırt edilemez ve erişilebilirlik tarafında da aynı duvara çarparsınız.

Yanlış dokunuş kullanıcı hatası sayılmaz

Geniş ekranı iki elle tutan bir kullanıcı, avucunun kenarıyla ekrana değer. Bu bir dikkatsizlik değil, cihazın tutuluş biçiminin doğal sonucudur. Dolayısıyla kenarlara ve alt köşelere yerleştirilen silme, gönderme, onaylama gibi geri dönüşü olmayan eylemler kesinlikle yanlış konumdadır.

İki önlem işe yarar: yıkıcı eylemleri parmağın tutma sırasında değdiği bölgelerden uzağa almak, ve her yıkıcı eylemin arkasına geri alma koymak. Onay penceresi bunun yerini tutmaz. Onay, kullanıcı zaten niyetliyken bir adım daha ekler; geri alma ise sadece hata yapıldığında devreye girer.

Basılı sayfa metaforu etkileşimi kilitler

Dergi görünümlü tablet uygulamaları hâlâ aynı hatayı yapar. Sayfa basılı bir sayfaya benzetildiğinde kullanıcı başlığa dokunur, hiçbir şey olmaz. Başlık bir bağlantı değil, dizgi öğesidir. Görsel metafor arayüzün ne yapabildiğini değil, kâğıdın ne yapamadığını taklit etmeye başlamıştır.

Metaforu tümüyle atmak gerekmez, ama sınırı nettir: görünüş kâğıttan gelebilir, davranış ekrandan gelmelidir. Başlık, kapak görseli ve özet metni tıklanabilir olmalıdır, çünkü kullanıcı üçüne de dokunmayı dener.

Kart ızgarası mı, sonsuz kaydırma mı

Kart ızgarasını sonsuz kaydırmadan daha güvenilir buluyorum, sebebi görsel değil teknik. Sonsuz kaydırmada bir içeriğe girip geri döndüğünüzde listedeki konumunuzu geri getirmek, o ana kadar yüklenmiş tüm sayfaları yeniden yükleyip kaydırma konumunu tutturmayı gerektirir. Bu, pratikte çoğu uygulamada tam çalışmaz ve kullanıcı listenin başına düşer. Sayfalı ya da ızgara yapıda konum adreslenebilir bir değerdir, geri dönüş bir tamsayının okunmasından ibarettir.

Sonsuz kaydırmanın uygun olduğu tek durum, kullanıcının belirli bir öğeyi aramadığı, akışta gezindiği ekranlardır. Kullanıcı bir şeyi bulup geri dönecekse kaydırmayı kullanmayın.

Testi cihazla yapın

Tablet kullanılabilirliği masaüstü tarayıcının duyarlı görünüm modunda test edilemez. Fare imleci parmak değildir, tarayıcının simüle ettiği ekran boyutu cihazın tutuluş açısını taşımaz. Testi yaparken cihazı gerçek kullanıcıya verin, ayakta ve tek elle tutarken de deneyin, ve dokunma isabetsizliklerini not edin. Ekrana iki kere dokunmak zorunda kalınan her yer bir hata kaydıdır.