Kullanıcıyı Mutlu Eden Arayüz Yeniliklerinin Ortak Noktası
Bir arayüzün iyi hissettirmesi genelde eklenen bir özellikten değil, kaldırılan bir adımdan gelir. Biyometrik giriş, çevrimdışı indirme, cihazlar arası devam etme; üçü de kullanıcıya yeni bir yetenek vermekten çok ondan bir yükü alır. Fark, o yükün nereye gittiğinde: kullanıcının omzundan kalkan iş kaybolmuyor, uygulamanın koduna geçiyor.
Kaldırılan adım, taşınan yük
Parmak izi ve yüz tanıma parolayı ortadan kaldırmaz, gizler. Kullanıcı birkaç denemede tanınmazsa (ıslak parmak, kötü ışık, yeni gözlük) sistem onu eski giriş ekranına düşürür. Yani biyometrik girişin deneyim kazancı, o yedek ekranın ne kadar iyi olduğuna bağlıdır. Çoğu üründe en az bakım alan ekran tam olarak odur.
Ölçmek kolay: yedek akışa düşen oturumların oranına bakın. Bu oran yüzde birkaçın üzerine çıkıyorsa biyometri bir kolaylık değil, gizlenmiş bir hata yoludur.
Çevrimdışı erişim bir depolama değil, senkronizasyon işi
Uçakta dizi izlemek kullanıcı tarafında tek bir indirme düğmesi. Arkada iki ayrı durum yönetiliyor: dosyanın kendisi ve onu oynatma hakkının ne zaman biteceği. İkincisi sunucuyla konuşmadan doğrulanamadığı için tasarımın asıl kararı şudur: bağlantı yokken süresi dolmuş bir içerikte ne olacak?
Kullanıcıyı 11.000 metrede "lisans doğrulanamadı" duvarına çarptırmak en kötü seçenek. İndirme anında makul bir kullanım süresi yazın, çevrimdışıyken o süreyi esnetin, kalan gün sayısını da indirilenler listesinde gösterin. Hak sahibi tarafın kaybı küçük, kullanıcının kazancı büyük.
Cihazlar arası devam etme: ucuz görünen pahalı özellik
Telefonda durdurduğunuz bölümün televizyonda kaldığı yerden açılması arayüzde tek satır. Altında ise her duraklamada, her uygulama kapanışında sunucuya yazılan bir konum kaydı var. Yazma sıklığını ayarlamayan ekipler ya saniyede bir istek gönderip kendi veritabanlarını yorar ya da beş dakikada bir yazıp kullanıcıyı izlediği yerin epey gerisine düşürür.
Ben bunu genelde iki katmanla çözerim: konumu cihazda sürekli tut, sunucuya yalnızca anlamlı olaylarda yaz (duraklat, kapat, arka plana al), üstüne de en fazla yarım dakikada bir tembel bir yazma koy. Kullanıcı aradaki farkı hissetmez, sunucuya giden yazma sayısı ise saniyelik modele göre onlarca kat azalır.
Süslemek ile sürtünmeyi azaltmak aynı şey değil
Emoji, mikro animasyon, kutlama efekti: bunlar arayüzü sevimli yapar, kullanılabilir yapmaz. Akışında tıkanma olan bir üründe eklenen her neşeli dokunuş, kullanıcının beklediği saniyeleri daha görünür hale getirmekten başka işe yaramaz. Sırası nettir; önce adımı kaldırın, süsleme ondan sonra gelir.
Sesli komut da aynı testten geçer. Eller doluyken (yemek yaparken, direksiyonda) gerçekten hızlıdır; masa başında oturan bir kullanıcı için üç dokunuşluk bir işi sesle yaptırmaya çalışmak neredeyse her zaman daha yavaş ve daha hatalıdır. Özelliğin değeri teknolojisinden değil, kullanıldığı andan geliyor.
Bu yüzden "kullanıcıyı mutlu eden tasarım" listelerine ihtiyatla bakın. Listedeki maddelerin çoğu bir işi ortadan kaldırdığı için çalışıyor; birkaçı ise sadece hoş göründüğü için listeye girmiş.