Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Visseral, Davranışsal, Yansıtıcı: Üç Seviyeyi Hangi Sırayla Ele Almalı

Norman'ın üç tasarım seviyesi ve her birinin pratikte ölçülme yolu

Don Norman'ın duygusal tasarım modeli üç seviye tanımlar: visseral, davranışsal, yansıtıcı. Bunlar bir kontrol listesi değil, aynı deneyimin farklı hızlarda işleyen katmanları. Üçüne aynı anda bütçe ayıramayacağın için sıralamayı bilmek işe yarar.

Üç seviye, üç farklı zaman ölçeği

Visseral seviye ilk saniyede biter. Kullanıcı ekranı okumadan önce renk, boşluk, yoğunluk üzerinden bir tepki verir ve bu tepki bilinçli değerlendirmeden önce gelir. Davranışsal seviye kullanımın kendisi kadar sürer: görev tamamlanıyor mu, kaç adımda tamamlanıyor, hata yapınca ne oluyor. Yansıtıcı seviye ise ürünü kapattıktan sonra çalışır, kullanıcının o deneyimi kendine ve başkalarına nasıl anlattığında.

Bu ayrım pratikte şu anlama gelir: yansıtıcı seviye arayüzün içinde değil, kullanıcının hafızasında oluşur. Doğrudan tasarlayamazsın. Ancak diğer ikisinin sonucunu değiştirebilirsin.

Visseral seviye ucuzdur ama bir kez çalışır

İyi bir tipografi ölçeği, tutarlı boşluk sistemi ve az sayıda renk, ilk izlenimi büyük ölçüde halleder. Maliyeti düşüktür, etkisi hızlı görünür, bu yüzden ekipler buraya fazla yüklenir. Sorun şu ki ilk izlenim tanımı gereği bir kez yaşanır. İkinci ziyarette ekran artık tanıdık bir ekrandır ve kullanıcı ona bakmaz, onu kullanır.

Hareketli geçişler, giriş animasyonları, kaydırmaya bağlı efektler tam da bu noktada tersine döner: ilk seferde etkileyici olan şey onuncu seferde gecikmedir.

Bütçenin çoğu davranışsal seviyeye gider

Kullanılabilirlik ucuz değildir çünkü görünmeyen durumları ele almak zorundasın. Bir form alanının dolu hali kolaydır. Zor olan: sunucu 500 dönünce girilen veri korunuyor mu, iki sekmede aynı kayıt açıkken ne oluyor, bağlantı koptuğunda kullanıcı ne görüyor. Bunlar tasarım dosyasında görünmez, üretimde görünür.

Somut olarak öncelik verilecek üç şey var:

  • Geri alma. Onay penceresi sormak yerine işlemi geri alınabilir yapmak hem daha hızlı hem daha affedici.
  • Hata mesajının yeri. Sayfanın üstündeki genel uyarı değil, hatalı alanın yanındaki açıklama.
  • İlk anlamlı içeriğin ekrana gelme süresi. Yükleme göstergesini güzelleştirmek bekleme süresini kısaltmaz.

Yükleme süresini kısaltmak çoğu zaman tasarım değil sorgu ve önbellek işidir. Arayüz tarafında yapılan iyileştirme, veritabanı tarafında yüz milisaniyeyi geri kazanmanın yanında küçük kalır.

Yansıtıcı seviye, alt katman sağlamsa kendiliğinden gelir

Kullanıcının bir ürünle kendi değerleri üzerinden bağ kurması gerçek bir olgudur: açık kaynak olması, verisinin nerede durduğunu bilmesi, kendi dilinde bir arayüz kullanması. Ama bu katman yalnızca ürün davranışsal seviyede çalışıyorsa işe yarar.

Sıralamayı bozan yaygın hata şu: ürün yavaş ve hatalıyken sürdürülebilirlik ya da topluluk mesajı vermek. Bu mesaj yansıtıcı seviyeye değil, doğrudan alay konusu olmaya gider. Kullanıcı ürünü savunmak için önce onu kullanabilmiş olmalı.

Her seviyenin ölçümü ayrı

Tek bir memnuniyet skoru üç seviyeyi birden ölçmez, çünkü üçü aynı anda yaşanmaz. Kabaca şöyle ayrılır:

  • Visseral: beş saniyelik test. Ekranı kısa süre gösterip ne hatırlandığını ve ne hissedildiğini sorarsın.
  • Davranışsal: görev tamamlama oranı, adım sayısı, hata sonrası toparlanma. Bunların çoğu zaten günlük kayıtlarında duruyor, ayrı bir araç almadan çıkarılabilir.
  • Yansıtıcı: kullanımdan haftalar sonra yapılan görüşme ya da günlük çalışması. Oturumun hemen ardından sorarsan yansıtıcı değil, davranışsal tepkiyi kaydedersin.

Fizyolojik ölçümler bu listeye girmeden önce bir uyarı gerektiriyor. Deri iletkenliği ve kalp hızı uyarılma düzeyini ölçer, uyarılmanın yönünü değil. Hayranlık da öfke de aynı yükselmeyi üretir, dolayısıyla veri tek başına "kullanıcı memnun" demez; yorumlamak için yine görüşmeye ya da yüz kodlamasına ihtiyaç duyarsın (bu ölçümü çoğu ürün ekibi için abartılı buluyorum).

Sıra önemli

Kaynakların sınırlıysa önce davranışsal seviyeyi sağlama al, sonra visseral seviyeye düzen ver, yansıtıcı seviyeyi ise doğrudan üretmeye çalışma. Tersinden gidenler kısa vadede daha iyi görünen, birkaç hafta sonra terk edilen ürünler çıkarıyor.