Mikro İçerik Yazımı: Başlıklar, Sayfa Başlıkları ve Konu Satırları
Başlık, sayfa başlığı, e-posta konu satırı, karttaki iki satırlık özet: bunların hepsi bağlamsız okunur. Kullanıcı o metni gördüğünde elinde başka ipucu yoktur, kararını yalnızca ona bakarak verir. Mikro içerikte işi zorlaştıran şey kısalık değil, tek başına ayakta durma zorunluluğu.
Hangi metinlerden konuşuyoruz
Sayfanın H1'i, sekmede ve arama sonucunda görünen sayfa başlığı, ana sayfadaki tagline, e-posta konu satırı, listeleme kartlarındaki kısa özet, form alanının yanındaki tek satırlık not. Ortak noktaları uzunluk değil: hiçbiri çevresindeki metinden destek almadan okunur. Bir paragrafta yanlış kurulmuş cümleyi bir sonraki cümle toparlar, kartta yazan altı kelimeyi toparlayacak bir şey yok.
Altmış karakter kuralı neyi sayar
Arama sonucunda başlığı kesen şey karakter sayısı değil, başlığa ayrılan alanın genişliği. Aynı sayıda harften oluşan iki başlık ekranda aynı yeri kaplamaz: W, M, Ö geniş harfler, ı, l, i ince. Doğrulaması kolay, on tane W ile on tane i yazıp yan yana koyun, karakter sayısı eşit, genişlik değil. (Altmış sayısını ben de kullanıyorum, ölçüm olduğu için değil, alışkanlık olduğu için.)
Karakter mi, bayt mı
Uzunluğu kontrol eden kodun neyi saydığı ayrı bir soru. PHP'de strlen('şık') beş döner, mb_strlen('şık') üç; ş ve ı UTF-8'de ikişer bayt tutuyor. Açıklama alanını 160'ta kesen bir kod bayt sayıyorsa, içinde ç, ğ, ı, ş, ü geçen bir Türkçe cümle beklediğinizden epey önce kesilir. Kendi panelinizde sınıra yakın bir açıklama kaydedip sayfaya geri dönün: sonda yarım kelime duruyorsa sorun cümlede değil, saymada.
Sayfa başlığı ile H1 aynı cümle olmak zorunda değil
H1'i okuyan kişi zaten sayfada, hangi siteye geldiğini biliyor, başlıktan tek beklentisi konuyu doğrulamak. <title> ise bağlamın hiç olmadığı yerlerde görünür: sekmede, arama sonucunda, paylaşılan bağlantının önizlemesinde. Orada konu kadar hangi site olduğu da bilgi taşır.
Peki ikisini gerçekten ayrı yazdığınızdan emin misiniz? Çoğu kurulumda <title> şablonda H1'den besleniyor, panelde ayrı bir alan hiç görünmüyor. Şablondaki title satırının değerini nereden aldığına bakmak bu tartışmayı bitirir; ayrı alan yoksa ayrı yazma önerisi de havada kalır.
Konu satırı nerede kesiliyor
Gelen kutusu arama sonucundan daha sert keser, üstelik nerede keseceği istemciye göre değişir. Bu yüzden ilk kelimeler elinizdeki tek garanti alan. “Kargonuz yola çıktı” devamına bakılmadan işini yapar, “Size özel hazırladığımız kampanyalardan haberdar olmanız için…” yapmaz.
Peki konu satırı kesildikten sonra okuyucunun gözü nereye gidiyor? Listede hemen ardından ön izleme metni duruyor. Bu alanı doldurmazsanız istemci gövdenin ilk satırını çeker, orada da genelde “Bu e-postayı görüntüleyemiyorsanız buraya tıklayın” yazar. Konu satırına harcanan emeğin yarısı tam orada kayboluyor. Kendi listenize bir test gönderin, telefondan bakın, kesme noktasını ve yanındaki metni gözünüzle görün.
Tagline ve küçük açıklamalar
Tagline'da sıfat biriktirmenin faydası yok. “Hayatı Kolaylaştıran İpuçları” okuyucuya ne bulacağını söylemiyor, “Günlük Zorluklara Pratik Çözümler” söylüyor. Ölçüt basit: cümleyi başka bir markanın sitesine koyduğunuzda hiçbir şey tuhaflaşmıyorsa o cümle bir şey anlatmıyor.
Butonların ve form alanlarının yanındaki tek satırlık notlar ise soyut vaatten çok daha fazla iş yapar. Ödeme adımında duran “Kredi kartı gerekmiyor” notu o an kafadaki tek soruyu cevapladığı için çalışıyor; aynı yere yazılan “Güvenli ve kolay deneyim” hiçbir soruya değmiyor.
Kart özetlerinde en sık yapılan hata da bu ailenin içinde: girişin ilk cümlesini alıp karta kopyalamak. Kullanıcı kartı okuyup içeriğe girdiğinde aynı cümleyi ikinci kez görür ve bu sefer hiçbir şey öğrenmez. Kart özeti yazının ne verdiğini söylemeli, nasıl başladığını değil.