Mobil Uygulamalarda Tutorial: Ne Zaman İşe Yarar, Ne Zaman Engel Olur
Uygulama açılışındaki kart destesi, ürünün en çok emek verilen ama en az okunan ekranıdır. Elimizdeki ölçüm verisi bu ekranların görev başarısını yükseltmediğini, hatta uygulamayı olduğundan karmaşık gösterdiğini söylüyor. Asıl soru tutorial'ın gerekli olup olmadığı değil, hangi bilgi türünün hangi anda verileceği.
Ölçüm ne diyor
Dört iOS uygulaması ve 70 katılımcıyla yürütülen bir karşılaştırmada gruplardan biri açılış tutorial'ını izledi, diğeri doğrudan atladı. Görev başarısı izleyen grupta yüzde 91, atlayan grupta yüzde 94 çıktı. Tamamlama süresi izleyenlerde ortalama 93,49 saniye, atlayanlarda 85,17 saniyeydi ve bu süreye tutorial'ı okumakla geçen dakikalar dahil değil. Tek belirgin fark algıda: tutorial izleyenler aynı görevleri daha zor buldu.
Bu sayıların söylemediği şey
Sonucu "tutorial işe yaramıyor" diye okumak veriye fazla yük bindirmek olur. 70 kişi ikiye bölündüğünde grup başına 35 katılımcı kalır ve bu ölçekte yüzde 3'lük bir fark birkaç görevlik oynamaya denk düşer, yani ölçüm gürültüsünün içinde kalır. Çalışmanın gösterdiği şey tutorial'ın etkisiz olduğu değil, etkisinin bu büyüklükteki bir örneklemle görülemeyecek kadar küçük olduğu. Pratikte ikisi aynı kapıya çıkar: eğer bir özelliğin kavranması 35 kişilik testte fark yaratmıyorsa, o özelliği anlatmak için ayrı bir ekran akışı kurmanın karşılığı yoktur.
Zorluk algısındaki fark ise daha ilginç ve daha tutarlı bir bulgu. Kullanıcıya kullanmadan önce yedi adım gösterirseniz, kullanıcı yedi adımlık bir ürün bekler. Beklenti ürünün kendisinden değil, anlatımından şekillenir.
Bilgiyi ne zaman vermeli
Açılış tutorial'ının temel sorunu zamanlama. Bilgi, kullanılacağı andan dakikalarca önce ve hiçbir bağlam yokken veriliyor. Kullanıcı henüz ne yapmak istediğini bilmiyor, dolayısıyla anlatılanın hangisine yarayacağını da bilmiyor, ezberlemeye çalışıyor ve unutuyor.
Bağlam içi yardım aynı bilgiyi ihtiyaç anına taşır. Kullanıcı bir özelliğe ilk kez dokunduğunda beliren tek cümlelik açıklama, açılışta gösterilen aynı cümleden çok daha iyi tutar, çünkü artık bir amaca bağlıdır.
Bunun uygulama tarafındaki karşılığı
Ben onboarding'i genelde ayrı bir tutorial akışıyla değil, kullanıcı başına tek seferlik bir bayrakla çözerim: özellik ilk kez açıldığında ipucu görünür, kapatılınca bayrak yazılır, bir daha görünmez. Bir alan, bir koşul, arayüzün geri kalanıyla aynı dosyada duran bir kontrol.
Ayrı tutorial akışı ise arayüzün ikinci bir kopyasıdır ve bakımı kimsenin üstlenmediği türden bir borçtur. Butonun yerini değiştirirsiniz, tutorial'daki ekran görüntüsü yanlışa düşer, hiçbir test bunu yakalamaz çünkü kod tarafında kırılan bir şey yoktur. Altı ay sonra yeni kullanıcıya artık var olmayan bir ekranı tarif ediyor olursunuz.
Tutorial'ın hâlâ doğru cevap olduğu yerler
Her durumda atılacak bir şey değil. Uygulama alışılmış kalıpların dışında bir etkileşim modeli kullanıyorsa, mesela jest tabanlı bir düzenleme arayüzü ya da profesyonel bir çizim aracıysa, kullanıcının kendi başına keşfetmesini beklemek gereksiz bir sınavdır. Aynı şekilde ilk kurulumda zorunlu bir yapılandırma varsa (hesap bağlama, izin verme, veri içe aktarma) bunun adım adım yürütülmesi doğrudur, çünkü orada anlatılan şey soyut bir özellik değil, o anda yapılması gereken bir iş.
Ayırt edici ölçüt şu: anlatılan bilgi o anda kullanılacak mı, yoksa ileride lazım olacak mı? İkincisiyse, ileride verin.
Uygulamada ne yapılmalı
- Açılıştaki kart destesini kaldırıp atlama oranına bakın. Zaten büyük çoğunluk atlıyorsa, ekranların ölçülebilir bir katkısı yoktur.
- Kullanıcının ilk oturumda gerçekten yaptığı işi bulun ve yalnızca onun yolunu açın. Geri kalan özellikler kendi sıraları geldiğinde kendilerini anlatsın.
- Yardım metni yazmak zorunda kaldığınız her ekranı, arayüzün başarısız olduğu bir yer olarak not edin. Bu notların birikmesi tasarım borcunun en dürüst listesidir.