Önemli İşler Neden Hâlâ Büyük Ekranda Bitiriliyor?
Önemli bir işi telefonda başlatıp bilgisayarda bitirmek yaygın bir davranış. Vergi beyannamesi, uzun bir başvuru formu, birkaç sekmeyi yan yana koymayı gerektiren bir karşılaştırma: bunlar mobil cihaz yetersiz olduğu için değil, ekranın aynı anda gösterebildiği bilgi az olduğu için masaüstüne kayıyor. Fark ekranın kaç inç olduğunda değil, kullanıcının bir bakışta ne kadarını görebildiğinde.
Ekran boyutu değil, bir bakışta görünen bilgi
Tipik bir telefonun kullanılabilir alanı 390x660 CSS pikseli civarında, bir dizüstü tarayıcısında 1440x800. Alan olarak aradaki oran yaklaşık dört buçuk kat. Bu oran doğrudan şu anlama geliyor: aynı formu, aynı tabloyu telefonda görmek için dört kat daha fazla kaydırmak gerekiyor.
Kaydırmanın kendisi sorun değil. Sorun, kaydırılan şeyin kullanıcının hafızasına devredilmesi. Telefonda dikey sıralanan sekiz alanlık bir grup ekranı doldurur; masaüstünde aynı yükseklik iki sütun halinde yirmi alanı gösterir. Üstteki alanı doldururken alttaki kuralı hatırlamak zorunda kalan kullanıcı işin bir bölümünü kafasında tutuyor demektir, ve karşılaştırma gerektiren her görev tam bu noktada ayrışıyor.
Hata maliyeti, karmaşıklıktan daha belirleyici
Bir işin mobilde yapılıp yapılmadığını karmaşıklığından çok, yanlış yapıldığında ne olacağı belirliyor. Para transferi aslında çok adımlı bir işlem, yine de insanlar bunu telefonda rahatça yapıyor: tutarı yanlış girdiğinizde işlem zaten onay ekranında duruyor, geri dönmek ücretsiz. Beyanname öyle değil. Yanlış kalem, düzeltmesi resmi bir sürece bağlı bir sonuç üretiyor.
Geri alınabilir ve ucuz işler mobilde biter. Geri alınması pahalı olan, kaydedilmiş bir belgeye dayanan ya da tek gönderim hakkı olan işler büyük ekrana taşınır. Tasarım tarafında bunun anlamı şu: bir akışı mobil için basitleştirmeye çalışmadan önce, o akışın hata maliyetini düşürüp düşüremeyeceğinize bakın. Gönderimden sonra düzenleme hakkı veren bir form, mobilde kendiliğinden kullanılabilir hale gelir.
Mobilin kendi işi var
Mobil cihazı küçültülmüş masaüstü gibi düşünmek bu tabloyu yanlış okumak olur. Telefonun üstün olduğu görevler var ve bunlar büyük ekranda hantallaşır: bildirimle tetiklenen tek adımlı onaylar, kamera veya konum gerektiren işler, sırada beklerken yapılan kontroller. Bu görevlerde masaüstü geç kalıyor, çünkü cihazın açılması bile işten uzun sürüyor.
Responsive tasarımın çözdüğü ve çözmediği
Responsive tasarım içeriğin küçük ekranda okunabilir kalmasını sağlar. Bunu sütunları alt alta indirerek yapar, yani büyük ekranın asıl avantajı olan yan yana görmeyi ortadan kaldırarak. Responsive bir sayfa mobilde masaüstü deneyimini vermez, masaüstü içeriğini mobilde kullanılabilir kılar. Bunlar farklı iddialar ve aradaki farkı kapatan bir CSS yok.
Cihazlar arası devamlılığı da responsive tasarımın hanesine yazmam. Kullanıcının telefonda yarım bıraktığı formu bilgisayarda bulabilmesi sunucunun işi: taslak verinin kullanıcı hesabına bağlı biçimde saklanması gerekir. localStorage'a yazılan taslak o tarayıcıda kalır, diğer cihazda yoktur. Uzun formlarda alan bazında otomatik kayıt gözle görülür bir yük getirmez, terk oranına etkisi ise arayüzdeki çoğu düzenlemeden büyüktür.
Hangi görev hangi cihazda bitiyor, bunu ölçmek
Cihaz tercihini toplam trafikle ölçmek yanıltıcı. Ziyaretlerin yüzde yetmişinin mobilden gelmesi, kritik işin mobilde bittiği anlamına gelmiyor. Bakılacak iki sayı var: o tek akışın cihaz kırılımındaki tamamlanma oranı, ve akışı telefonda başlatıp kısa süre sonra masaüstünde tamamlayan kullanıcıların payı.
İkincisini ölçmek için kullanıcının her iki tarafta da tanınıyor olması gerekir, yani oturum açmamış trafikte bu sayı çıkmaz. Çıktığı yerde ise arayüzün nerede tıkandığını en doğrudan söyleyen veri odur: insanlar sizin mobil sayfanızı terk etmiyor, o işi orada yapmayı seçmiyor. İkisi farklı problemler ve çözümleri de farklı.