Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Sade Dille Yazmak: Türkçede Okunabilirlik Kelimeyle Ölçülmez

Türkçe Metinlerde Sadelik ve Okunabilirlik Ölçümü

Sade dil, cümleyi kısaltma işi değil. Okuyucunun aradığı bilgiye kaç adımda vardığını azaltma işi. Arayüz metninde ölçüsü de bellidir: kullanıcı bir etiketi ikinci kez okuyorsa o metin başarısızdır.

Uzman okuyucu ağır metni hak ediş saymaz

Teknik metinlerin ağır olması gerektiği fikri, okuyucunun ne yaptığına bakılmadan üretilmiş bir varsayım. Bir geliştirici dokümantasyonu açtığında önce kod bloğuna bakar, açıklayıcı paragrafı ancak kod beklediği gibi davranmadığında okur. Bu davranış sadeliği bir kolaylık olmaktan çıkarıp zorunluluk yapar: metin, taranarak kullanılacak.

Uzmanın zamanı pahalıdır, bu yüzden toleransı daha düşüktür. Genel kullanıcı kötü yazılmış bir cümleyi sabırla ikinci kez okuyabilir; uzman sayfayı kapatıp kaynak koda gider.

Jargonu silmek sadeleştirme değildir

Sadeleştirmeyi terim ayıklamak sanan bir metin, hedef kitlesinin ortak sözlüğünü de siler ve kimseye hitap etmez hale gelir. Doğru iş, sözlüğü kitleye göre çizmek. Kullanıcı deneyimi üzerine yazan bir metinde "bilişsel yük" açıklanmaz, o terim okuyucunun zaten bildiği bir kısayoldur; aynı okuyucuya "ilk anlamlı boyama süresi"nden söz ediyorsanız bir cümlelik tanım borcunuz vardır.

Bildiği terimi okuyucuya açıklamak da bir yavaşlatmadır. Isınma turu niyetine yazılan tanım paragrafları, metnin asıl iddiasını üç ekran aşağı iter.

Türkçede kelime saymak yanıltır

"Cümleler 15-20 kelimeyi geçmesin" tavsiyesi İngilizce okunabilirlik çalışmalarından devralınmış bir eşik ve Türkçeye doğrudan taşınamaz. Türkçe eklemeli bir dil: İngilizcede dört beş kelimeye dağılan bilgi burada tek kelimede toplanır. "Gerçekleştirilebileceğini" tek kelimedir, dokuz hecedir ve içinde çatı, kip, kişi, hal bilgisi taşır. On beş kelimelik bir Türkçe cümle, on beş kelimelik bir İngilizce cümleden kat kat ağır olabilir.

Bu yüzden Türkçe için geliştirilmiş okunabilirlik ölçütleri kelime uzunluğunu değil hece ortalamasını esas alır; Ateşman'ın formülü kelime başına düşen hece sayısı ile cümle başına düşen kelime sayısını birlikte değerlendirir. Pratikte işe yarayan kural şu: kelime başına ortalama hece sayısı yükseliyorsa cümleyi bölmek fayda etmez, kelimeleri değiştirmek gerekir. "Değerlendirilmesi gerekmektedir" yerine "bakılmalı" yazdığınızda cümle sayısı sabit kalır, metin hafifler.

Uzun metinleri yayına almadan önce hece ortalamasını çıkaran kısa bir betikten geçirmeyi tercih ederim. Türkçede hece bölme kuralları düzenli olduğu için bu otuz satırlık bir iş, üçüncü parti bir okunabilirlik servisine ihtiyaç duymazsınız.

Vurgu enflasyonu metni okunmaz yapar

Sade yazma tavsiyesi veren metinlerin çoğu kendi tavsiyesini çiğner: her ikinci cümlede kalın bir öbek, her başlığın altında beş maddelik bir liste. Kalın yazının işi göze bir durak vermek. Sayfada on beş durak varsa hiçbiri durak değildir, göz hepsini birden atlar.

Liste de aynı mantıkla bozulur. Madde işaretleri birbirine paralel, aynı türden öğeleri yan yana koymak için vardır. Birbirini takip eden düşünceleri maddelere bölerseniz aradaki nedensellik bağını silersiniz ve okuyucu bağı kendi kurmak zorunda kalır, yani iş ona devredilmiş olur.

Bir ekranda tek vurgu yeter. Liste ise ancak öğeler gerçekten sıralanabilir olduğunda kurulur, paragrafı parçalamak için değil.