Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Sesli Arayüzlerde Hangi Kullanılabilirlik İlkesi Taşınır, Hangisi Kırılır

Sesli Etkileşim Tasarımında Hata Önleme ve Geri Bildirim

Sesli arayüzler için yazılan metinlerin çoğu klasik kullanılabilirlik ilkelerinin aynen geçerli olduğunu söyler. Aynen geçerli değiller. Bir kısmı sese sorunsuz taşınır, bir kısmı sesin doğası yüzünden kırılır ve yerine başka bir mekanizma koymak gerekir. Ayrımı yapmadan tasarlanan sesli akış, ekran arayüzünün konuşan taklidi olur.

Sesin iki kısıtı

Geri kalan her şey iki şeyden türüyor. Ses seriyendir, seçenekler aynı anda değil sırayla gelir. Ve kalıcı değildir, söylenen şey söylenir söylenmez kaybolur, kullanıcı geri dönüp bakamaz. Ekranda ikisi de yoktur; göz istediği yere atlar, içerik yerinde durur.

Taşınan ilke: hata önleme

Hata önleme sese olduğu gibi geçiyor, hatta payı büyüyor, çünkü sesli akışta geri alma hareketi yok. Ekranda yanlış basılan bir düğmenin karşılığı geri tuşudur; sesle silinen bir alışveriş listesinin karşılığı yoktur. Buradan tek bir sonuç çıkıyor: yıkıcı işlemlerde onay adımı isteğe bağlı bir incelik değil, zorunlu.

Önlemenin bir kısmı da tasarım değil donanım. Telefonlardaki iki mikrofona karşılık ilk Amazon Echo yedi mikrofonluk bir dizi taşıyordu; uzaktan ve gürültülü ortamda konuşulanı ayırt edebilmesi bundan. Mutfağın öbür ucundan sorulan "zamanlayıcı ne durumda" sorusunda Echo'nun telefondaki asistandan daha isabetli çalışması dil modelinin değil mikrofon diziliminin sonucu. Sesli bir akış tasarlarken kullanıcının cihaza olan mesafesini sabit varsaymamak gerekiyor.

Kırılan ilke: hatırlama yerine tanıma

Ekran arayüzlerinin en güçlü ilkesi seçenekleri görünür kılmaktır. Kullanıcı hatırlamak zorunda kalmaz, tanır. Sesli arayüzde bu ilke uygulanamıyor. Sekiz seçenekli bir liste ekranda göz taramasıyla saniyeler içinde elenirken, sesli okumada sırayla ve geri alınamaz biçimde akıyor. Kullanıcı üçüncü seçeneği duyarken birinciyi hatırlamaya çalışıyordur.

İlkenin sesli karşılığı seçenekleri saymak değil, soruyu daraltmak. Sekiz seçeneği tek tek okumak yerine her adımda kümeyi ikiye bölen bir soru sormak kullanıcıyı üç soruda tek seçeneğe indirir ve hiçbir adımda ikiden fazla şeyi akılda tutmasını istemez. Liste yine de okunacaksa üç kalem sınır; sonrasında kullanıcı zaten baştan sormanızı isteyecek.

Sistem durumu: en pahalı geri bildirim sessizlik

Sistemin ne yaptığını göstermek ekranda bir yükleme göstergesiyle çözülür. Seste karşılığı yok, sessizlik var, ve sessizlik kullanıcı için iki anlama birden geliyor: ya işleniyor ya da duymadı. Yanıt bir saniyeyi geçtiğinde kullanıcı komutu tekrarlıyor, tekrarlanan komut da ya çift kayıt oluşturuyor ya da ilk isteği iptal ediyor.

Çözüm karmaşık değil: dinlemenin başladığını ve komutun alındığını bildiren kısa bir ton. Uygulaması bir ses dosyası ile doğru yere bağlanmış bir olaydan ibaret, asıl iş tonun ne zaman çalacağına karar vermekte.

Erişilebilirlik iddiasına dikkat

Sesli arayüzler çoğunlukla doğrudan bir erişilebilirlik kazanımı olarak sunuluyor. Bir kesim için doğru: hareket kabiliyeti kısıtlı ya da elleri dolu bir kullanıcı için sesle kontrol gerçek bir kazanç. Aynı arayüz, konuşma güçlüğü olan, işitme kaybı olan ve tanıma modellerinin daha sık yanıldığı aksanlarla konuşan kullanıcılar için bir engel.

Bu yüzden sesi erişilebilirlik çözümü sayıp tek kanal haline getirmek yanlış. Ek kanal olarak değerli, mevcut kanalın yerine geçtiğinde bir grubun önünü açarken başka bir grubunkini kapatıyor. Klasik ilkelerin sese taşınıp taşınmadığı sorusunun en net cevabı da burada duruyor. Taşınan ilkenin kendisi değil, ilkenin sorduğu soru: kullanıcı ne yapmak istiyor ve sistem ona ne kadar yük bindiriyor. Cevabı her kanalda yeniden vermek gerekiyor.