Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Tünel Görüşü: Büyük Punto Neden Görünürlük Getirmez

Seçici Dikkat ve Arayüz: Ekrandaki Bilginin Görülmeme Sebebi

Kullanıcı kurumsal sitede şirketin yurtdışına açıldığı yılı arıyor. Bilgi sayfanın tepesinde, 48 piksellik puntoyla duruyor: 2000. Kullanıcı onu görmüyor.

Punto küçük olduğu için değil, bakılan yerde olmadığı için. Tünel görüşü ve seçici dikkat, bir arayüzde "ekranda olmak" ile "görülmek" arasındaki farkın adı.

Keskin gördüğün alan sandığından dar

Gözün keskin ayrıntı çözdüğü bölge, yaklaşık iki derecelik bir koniyle sınırlı. Ekrana 50 santim uzaklıkta oturan bir kullanıcı için bu, yüzeyde iki santimlik bir leke demek. Normal gövde metninde bir iki kelime. Çevresindeki alanı kullanıcı görür, ama bulanık: renk, blok, hareket seçilir, harf seçilmez.

Bu ölçü, yukarıdaki 2000 örneğini bambaşka bir yere oturtuyor. Kullanıcı sayfanın orta bandında "tarihçe" arıyorsa, tepedeki iri rakam onun keskin görüş konisine hiç girmez. Punto büyütmek çözüm gibi görünür ama büyüklüğün işe yaradığı tek durum, kullanıcının zaten o bölgeye bakıyor olmasıdır. Peki ya aynı rakam şirket adının hemen yanında, tek satırlık bir cümlenin içinde dursaydı? Aranan bilgiyle aynı bakış alanına düşerdi ve 18 piksel yeterdi.

Banner körlüğü bilişsel bir sınır değil, öğrenilmiş bir alışkanlık

Bu ikisi sürekli birbirine karıştırılıyor. Keskin görüş alanının darlığı fizyolojik, değiştiremezsin. Banner körlüğü ise deneyimle kazanılmış bir filtre: kullanıcı yıllar içinde reklamın nerede durduğunu, hangi ölçüde olduğunu, nasıl çerçevelendiğini öğrendi ve oraya bakmayı bıraktı.

Öğrenilmiş olması, tasarımcı için kötü haber. Çünkü filtre biçime takılıyor, içeriğe değil. Sağ kolona koyduğun gerçek bir duyuru, 300x250 oranında bir kutunun içindeyse ve kenarlıkla ayrılmışsa, reklam muamelesi görür. Kampanya kutularını sayfanın kendi ritmine yedirmek, kenarlığı kaldırıp aynı tipografiyle yazmak çoğu zaman konumu değiştirmekten daha çok iş görür.

Tersi de doğru: alışkanlık öğrenilmişse zamanla kayar. Bugün görmezden gelinen bir kalıp, moda değiştiğinde yeniden görünür hale gelir. Beş yıl önceki bir göz izleme çalışmasının ısı haritasını bugünün şablonuna delil diye taşımak bu yüzden riskli.

Yakınlık, konumdan daha güçlü

Kullanıcı bir şey ararken bakışını rastgele gezdirmez, bulduğu ilk ipucunun etrafında yoğunlaşır. Tarihi başlığın altında bulmayı umuyorsa, gözü o başlığın çevresinde birkaç tur atar ve bulamazsa sayfayı terk eder. Bu yüzden başlık, tarih, açıklama ve görselin aynı bloğa toplanması, "önemli olanı üste koy" kuralından daha yüksek getirili.

Uygulamada bu bir CSS işi gibi görünür, değildir. Birlikte görünmesi gereken alanlar çoğu kurulumda ayrı şablon parçalarından, bazen ayrı sorgulardan gelir; yan yana getirmek veri akışını değiştirmek demektir. Tasarım kararının maliyeti burada saklı, ve bu maliyet kararı yanlış yapmaz, sadece görünür kılar.

Fark edilmeyen şey nasıl ölçülür

Kaynak metinlerin çoğu bu noktada A/B testini işaret ediyor. Bir öğenin fark edilip edilmediğini A/B testine bağlamam: A/B tıklamayı ölçer, görmeyi değil. Kullanıcı öğeyi hiç fark etmediyse iki varyant da aynı dönüşümü üretir ve sen "fark yok" sonucuna varırsın. Oysa sorun tam da ölçtüğün yerde değil.

Görülmeyeni yakalayan yöntemler daha basit ve daha ucuz. Görev tabanlı testte kullanıcıya "bu şirketin yurtdışına açıldığı yılı bul" dersin ve süreyi tutarsın. İlk tıklama testi, kullanıcının aradığını sayfanın neresinde beklediğini gösterir. Görev bittikten sonra sayfayı kapatıp "neler vardı" diye sormak, hatırlanmayan bölgeleri açığa çıkarır.

İkisi birbirinin alternatifi değil, sırası var: önce görev testiyle öğenin görülüp görülmediğini anlarsın, sonra görüldüğünden emin olduğun iki versiyonu A/B'ye sokarsın. Ters sırada çalıştırıldığında A/B testi, kimsenin bakmadığı bir alanın renk tonunu haftalarca optimize etmene yol açar.