Ekran Boyutu ve Verimlilik: Ölçüm Neyi Kaçırıyor
Büyük monitörün verimliliği artırdığı iddiası neredeyse itirazsız dolaşıyor. İtiraz edilecek yer sonucun kendisi değil, ölçme biçimi: çalışmaların çoğu tek bir işlemin hızına bakıyor, oysa çalışanın günü çok adımlı görevlerden oluşuyor. Aradaki fark, kazancın büyüklüğünü de yönünü de değiştirebiliyor.
Operasyon mu ölçtünüz, görev mi
Hücreyi kopyalayıp yapıştırmak, pencereler arasında geçmek, bir satırı bulmak birer operasyon. Bütçeyi yeniden düzenlemek ya da bir raporu bitirmek görev. Ekran boyutunu savunan ölçümlerin büyük kısmı operasyon düzeyinde yapılıyor, çünkü orada fark temiz ve tekrarlanabilir biçimde çıkıyor.
Görev düzeyinde ise süre yalnızca elin hareketinden ibaret değil. Kullanıcı duruyor, karşılaştırıyor, yanlış yaptığını fark edip geri dönüyor, bir e-postaya bakıyor. Ekranın büyümesi bu duraklamaların bir kısmını gerçekten kısaltır: iki veri setini yan yana görmek, karşılaştırmayı hafızadan yapma zorunluluğunu ortadan kaldırır. Ama düşünme süresini kısaltmaz.
Hızlandırdığınız adımın payı tavanı belirler
Burada basit bir sınır var ve çoğu sunumda atlanıyor. Bir adım toplam görev süresinin yüzde onunu tutuyorsa, o adımı sonsuz hızlandırsanız bile kazanabileceğiniz en fazla şey yüzde ondur. İkiye katlarsanız kazanç yüzde beşe iner.
Yani "pencere geçişleri yüzde altmış azaldı" cümlesi tek başına hiçbir şey söylemez. Pencere geçişlerinin görev içindeki payını bilmeden o yüzde altmışın karşılığı hesaplanamaz. Ölçüm raporlarında ilk aranacak sayı iyileşme oranı değil, iyileşen adımın toplam içindeki payı olmalı.
Kimi test ettiğiniz sonucu belirliyor
İkinci sorun katılımcı seçiminde. Deneyimli kullanıcılara verilen basit görevler, ölçümü mümkün olan en iyi senaryoya sabitler. Gerçek ofiste kullanıcı kısayolu bilmez, menüyü arar, yanlış sekmeyi açar, yaptığı işi doğrulamak için geri döner.
Bu davranışların ölçüme dahil edilmesi sonucu küçültmez, sadece gerçeğe yaklaştırır. Hatta bazen tersine çevirir: çok pencereli geniş bir düzen, deneyimsiz kullanıcıda odak kaybına yol açıp süreyi uzatabilir. Aynı donanım, iki kullanıcı profilinde iki ayrı yönde çalışır. Tek bir ortalama sayı bu ayrımı gizler.
Ölçümü kurarken tek bir soru işi büyük ölçüde çözüyor: bu görevi bu kişi, bu ekranda, kendi masasında zaten yapıyor mu? Cevap hayırsa ölçtüğünüz şey laboratuvar performansıdır.
Parasal karşılığa çevirirken dikkat
Görev süresindeki kazancı çalışan sayısıyla çarpıp yıllık tasarruf çıkarmak, karar vericiye somut bir sayı verdiği için popüler. Sorun şu ki çarpan, tahminle birlikte tahminin hatasını da büyütür. Beş kullanıcıyla ölçüp beş bin çalışana yaydığınızda, ölçümdeki birkaç saniyelik belirsizlik de bin katına çıkar ve ortaya çıkan rakamın güven aralığı, rakamın kendisinden geniş olabilir.
Bunu dürüst yapmanın yolu var. Kazancı tek bir sayı olarak değil, alt ve üst sınırıyla birlikte sunun; hangi görevlerin ölçüldüğünü ve toplam mesai içindeki payını yazın. Donanım yatırımını savunacaksanız, aynı bütçenin arayüzdeki adım sayısını azaltmaya harcanması durumunda ne olacağını da hesaplayın. Çoğu kurumsal iç uygulamada ikinci seçenek daha ucuza daha çok kazandırır, çünkü orada kaybedilen zaman ekranın darlığından değil, gereksiz onay adımlarından geliyor.