Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web Kullanıcıları Ne Kadar Okur? Oranın Anlattığı ve Anlatmadığı

Okuma Oranı Yerine Kaydırma Derinliğini Ölçmek

Web kullanıcılarının bir sayfadaki kelimelerin ancak beşte birini okuduğu bilgisi neredeyse yirmi yıldır dolaşıyor ve çoğunlukla yanlış yerde kullanılıyor. Rakamın kendisi kabaca doğru, ondan çıkarılan "o halde kısa yaz" sonucu eksik. Oranın nasıl hesaplandığına bakınca, asıl kararın uzunlukta değil sıralamada verildiği görülüyor.

Yüzde kaç okundu, neyin yüzdesi?

En çok atıf alan rakam Jakob Nielsen'in 2008 tarihli okuma oranı analizinden geliyor: ortalama bir ziyarette sayfadaki kelimelerin en fazla yüzde 20 ila 28'i okunuyor. Kritik ayrıntı şu ki bu bir kesir ve paydası sayfadaki kelime sayısı. Sayfaya iki yüz kelime eklerseniz, ziyaretçi tam olarak eskisi kadar okusa bile oran düşer.

Peki tersi? Metni yarıya indirdiğinizde oran yükselir, okunan mutlak kelime sayısı aynı kalır. Rapordaki sayı güzelleşir, kimse daha fazla bilgi almış olmaz. Yüzde tek başına hiçbir yön göstermiyor; onu bir kalite ölçütü gibi kullanmak, uzun sayfayı kısa sayfaya göre otomatik olarak cezalandırmak anlamına geliyor.

Tarama bir kusur değil

Ziyaretçi metni tarayarak okuduğunda arızalı davranmıyor, sayfayı tasarlandığı gibi kullanıyor. O yüzden hedef taramayı engellemek değil, taranabilir yazmak. Alt başlıklar, kısa paragraflar, listeler bunun için var.

Ama bu tavsiyenin de bir sınırı var ve genelde söylenmiyor: her şeyi maddeye çevirirseniz hiçbir madde öne çıkmaz. Sayfa baştan sona madde işaretiyse tarayan göz tutunacak yer bulamaz, çünkü vurgu ancak etrafında vurgusuz bir şey varken vurgudur. Liste, aralarında gerçekten paralellik olan öğeler için; gerekçesi olan bir cümle paragraf olarak kalsın.

Okumayı değil, kaydırmayı ölçün

Sayfada geçirilen süre zayıf bir sinyal. Sekme açık kalır, kullanıcı kahve almaya gider, ortalama şişer. Kaydırma derinliği daha dürüst bir ölçü ve toplamak için üçüncü parti araca gerek yok: IntersectionObserver ile metnin dörtte bir, yarı ve son hizasına birer işaret koyup hangisinin ekrana girdiğini kaydedersiniz, birkaç satır tutar. İlgi hangi başlıktan sonra kesiliyorsa, yeniden yazılacak yer orası.

Bir uyarıyla birlikte: kaydırma derinliği okumayı değil geçişi ölçer. Sayfayı sonuna kadar saniyeler içinde kaydırıp kapatan biri de yüzde yüz görünür. İki sinyali birlikte okuyun, derinlik ve o derinliğe ulaşma süresi. İkisi ayrıştığında elinizde okuyan değil, arayan ve bulamayan bir ziyaretçi var demektir.

Kaç kelime sorusu yanlış soru

Sabit bir üst sınır aramak boşuna. Bu konudaki metinlerde "30 ila 1250 kelime arası ideal" ile "1000 kelimeden sonra ilgi hızla azalır" cümlelerinin aynı sayfada yan yana durabilmesi, sayıların nereden geldiğinin pek sorgulanmadığını gösteriyor.

Daha işe yarar soru şu: bu sayfaya gelen kişinin cevabını aradığı soru kaç kelimede biter? İade koşulu üç cümlede biter ve dört yüz kelimeye yayılmışsa sayfa uzun sayılır. İki kütüphaneyi karşılaştıran bir teknik yazı iki bin kelime sürebilir ve okuyucu sonuna kadar gelir, çünkü aradığı ayrım orada. Aynı ölçüyü ikisine birden uygulamak, uzunluğu içerikten bağımsız bir erdem sanmaktan kaynaklanıyor.

Uzunluk yerine sıralama

Ziyaretçinin ilk gördüğü ekranda cevabın kendisi olsun, gerekçesi altta kalsın. Bu tersine çevrilmiş sıra, kısaltmaktan daha çok iş görür, çünkü metni budamadan tarayan okuyucuya aradığını verir ve derine inmek isteyene de yolu açık bırakır. Başlıkları da bu mantıkla yazın: "Fiyatlandırma" yerine "Aylık 90 TL, ekip başına" yazan bir başlık, altındaki paragrafı okumayan kişiye bile bir şey söylemiş olur.