Web Tasarımında Konvansiyonu Kırmak: Nerede İşe Yarar, Nerede Yaramaz
Konvansiyondan sapmanın faturası tek yerde kesilmiyor. Kullanıcı aradığını bulamaz, geliştirici de standart bileşenin bedavaya verdiği şeyi elle yazar. Yine de her sapma kötü değil; mesele hangi katmanda oynadığın.
Konvansiyon, ziyaretçinin başka sitelerde öğrendiği şeydir
Sol üstte logo, logoya tıklayınca ana sayfa, sağ üstte arama. Bunlar iyi tasarım kuralı olduğu için değil, ziyaretçi onları zaten yüz siteden öğrendiği için çalışıyor. Yerleşimi koruduğun ölçüde o öğrenmeyi bedavaya devralırsın.
Kalıbı kırdığında aynı bilgiyi sıfırdan öğretmek sana kalır. Öğretmenin yolu da pratikte ipucu baloncuğu, ilk giriş turu ya da açıklama metni eklemek olur; yani sadeleştirmek için başladığın işin sonunda arayüze iki katman daha binmiş olur.
Yeniliğin faturası arayüzde kalmıyor
Menüyü özel bir bileşene çevirdiğinde, tarayıcının hazır verdiği şeyleri yeniden yazmaya başlarsın:
- sekme sırası ve odak görünürlüğü
- ekran okuyucunun bağlantı listesi çıkarabilmesi
- 320 piksele indiğinde taşmadan sarması
- tarayıcı geri tuşunun beklendiği yere dönmesi
- JavaScript yüklenmeden önce menünün çalışması
Bunların hepsi düz bir nav listesinde zaten var. Özel bileşende her biri ayrı bir iş kalemi, ayrı bir hata kaynağı. Tasarım kararının maliyetini hesaplarken bu satırları da yaz, yoksa iki hafta sürecek sanılan iş iki aya çıkar.
Bir kurumsal sitede ana menüyü etiketsiz ikon şeridine indiren tasarımı canlıya aldığımız projede, ilk ayın destek e-postalarının çoğu iletişim sayfasının nerede olduğu sorusuydu.
Segment menüleri sorunu taşır, çözmez
Öğrenci, veli, personel gibi kullanıcı tiplerine ayrı giriş kapıları açmak temiz görünür. Pratikte içeriğin her parçasını bu kapıların altına yerleştirmek zorunda kalırsın. Üç segmentin varsa tek bir duyuru ya üç yerde kopyalanır ya yalnızca birinde durur, ikinci gruptaki kullanıcı da onu hiç görmez.
Segmentasyonu kurmadan önce şunu test et: kullanıcıya kendi grubunu söylemeden bir görev ver, mesela sınav takvimini bulmasını iste. Hangi kapıdan gireceğini düşünmek için duruyorsa, o ayrım kullanıcının kafasında yok, sizin organizasyon şemanızda var.
Kişiselleştirme aracı koymadan önce say
Ana sayfa modüllerini sürükle bırak ile düzenlemek, geçmişi tek tıkla açmak gibi özellikler demo sunumunda iyi iş görür. Varsayılan düzeni değiştirmek için panel açan ziyaretçi ise genelde çok küçük bir azınlık. Bunu tahminle tartışmanın anlamı yok, ölçülecek bir şey: aracın açılma ve kaydetme olaylarını logla, iki hafta bekle, sayıya bak. Yüzde bire yakın bir kullanım çıkıyorsa o paneli taşımaya devam etmenin bedelini kimse geri ödemiyor.
Aynı mantık görsel ağırlık için de geçerli. Tam ekran video ve kaydırmaya bağlı efektler mobil bağlantıda ilk görüntüyü geciktirir; sapmayı oraya yaparsan kazandığın etkiyi bekleme süresinde geri verirsin.
Nerede özgür olabilirsin
Basit bir ayrım işe yarıyor: kullanıcının göreve giden yolundaki her şey tahmin edilebilir olsun, yolun kenarındaki her şeyde istediğini yap. Tipografi, renk paleti, illüstrasyon dili, boşluk kullanımı, küçük geçiş animasyonları ve metnin tonu markayı taşımaya yeter. Ana navigasyon, arama, form akışı ve başvuru ya da ödeme adımları ise sıkıcı kalsın.
Farklılaşmak isteyen ekipler çoğunlukla ters tarafı seçiyor: navigasyonu yeniden icat edip tipografiyi hazır temanın varsayılanında bırakıyorlar. Sırayı değiştirince hem ayırt edici bir görünüm elde edersin hem kimse iletişim sayfasını arayarak kaybolmaz.