Pahalı Kullanılabilirlik Testi Ne Zaman Kendini Öder?
Kullanılabilirlik bütçesi tartışmalarında sık duyulan bir cümle var: proje büyükse araştırma bütçesi de büyük olmalı. Kulağa makul geliyor, ama karar toplam getiriyle değil, ucuz seçenekle pahalı seçenek arasındaki farkla verilir. O farkın hesabı çoğu zaman hiç yapılmadan geçilir ve iş sezgiye kalır.
Karar toplam getiride değil, farkta
Ucuz testi zaten yapacaksanız tartışılan şey ikisinin arasındaki boşluktur: ek maliyet ve ek kazanç. 10.000 liralık bir çalışmayla 40.000 liralık bir çalışma arasında seçim yapıyorsanız hesaba giren sayı 30.000'dir, 40.000 değil. Fayda tarafında da durum aynı. Pahalı test deneyimi iyileştirir, doğru, ucuz test de iyileştirir; sizi ilgilendiren aradaki fark.
Bu yüzden "kapsamlı test kullanılabilirliği %90 artırır" tipi ifadeler karar vermeye yaramaz. Neyin %90'ı? Kullanılabilirliğin kendi başına bir ölçek birimi yok. Artış ancak dönüşüm oranı, görev tamamlama süresi ya da destek talebi sayısı gibi bir metriğe bağlandığında anlam kazanıyor, aksi halde rakam sadece rapora güven katmak için orada duruyor.
Eşik nerede
Yıllık cirosu 1 milyon lira olan bir e-ticaret sitesi düşünün, ek maliyet 30.000 lira. Net kâr marjı %10 ise bu paranın karşılığını görmek için 300.000 lira ek ciro gerekir. Yani cironun %30 artması. Bir kullanılabilirlik çalışmasından %30 ciro artışı beklemek gerçekçi değil.
Tersinden bakmak daha öğretici. Dönüşümde gerçekçi bir iyileşme %1 ile %2 arasında. %1'lik iyileşme 30.000 lirayı ancak yıllık ciro 30 milyon liraya ulaştığında karşılar, %2'de bu eşik 15 milyona iner. Pahalı testin mantıklı olduğu yer burası, ölçeğin kendisi. 1 milyonluk bir işte aynı para ucuz testi üç kez tekrarlamaya harcanırsa daha çok bilgi getirir.
Hesabı bir tablo dosyasında iki satırla kurarsın: ek maliyeti marja böl, çıkanı beklenen iyileşme oranına böl, karşına eşik ciro çıkar. Ayrı bir yatırım getirisi hesaplama aracına para vermeye gerek yok.
İskonto oranı riskin yerine geçmez
Belirsizliği hesaba katmanın yolu olarak iskonto oranını yükseltmek yaygın bir alışkanlık, ama iskonto üstel çalışır. Yıllık %40 oranla üçüncü yılın kazancı bugünkü değerin yaklaşık üçte birine iner. Riski böyle modellediğinizde uzak vadeli kazançları cezalandırmış olursunuz, oysa asıl risk genellikle ilk yılda ve "bu iyileştirme hiç tutmayabilir" biçiminde durur.
Belirsizliği nakit akışının kendisinde tutmak daha dürüst bir yöntem. İyimser, beklenen ve kötü senaryoyu ayrı yazıp olasılıklarıyla çarpın, iskonto oranını da paranın zaman değeri için ayırın. İki iş birbirine karıştığında hangi varsayımın sonucu çevirdiğini göremez hale gelirsiniz.
Ölçek dışında pahalı olanı haklı çıkaran iki durum
Birincisi geri dönülmez kararlar. Bir kez seçilen bilgi mimarisi ya da kayıt akışı, canlıya çıktıktan sonra değiştirilmek istendiğinde veri taşımayı, eski bağlantıları ve alışmış kullanıcıyı da beraberinde getirir. Orada araştırma parası aslında sigorta primidir ve dönüşüm hesabıyla ölçülmez.
İkincisi hatanın bedelini kullanıcının ödediği alanlar. Sağlık, kamu hizmeti, finansal işlem. Yanlış anlaşılan bir ekran para ya da hak kaybettiriyorsa ciro tabanlı eşik hesabı tek başına yetersiz kalır.
Bu ikisinin dışında, ürün henüz şekillenirken büyük bütçeli araştırmaya girmek çoğunlukla yanlış. Geniş kapsamlı bir çalışma birkaç hafta sonra geçerliliğini yitiren bir rapora dönüşür. Küçük ve sık ölçüm, büyük ve tek seferlik ölçümden daha fazla bilgi verir.