Release 2.0’ın Kullanıcı Kontrolü Vaadi Nerede Tıkandı
Esther Dyson’ın 1997’de yazdığı Release 2.0, interneti büyük yayıncıların elinden alıp kullanıcıya verecek mekanizmayı tarif ediyordu: içeriği tanımlayan meta veri, filtreyi kullanıcının eline geçirecekti. Otuz yıla yakın süre sonra kullanıcı gerçekten daha görünür, ama filtreyi tutan o değil. Kitabın hangi bahsinin tuttuğuna, hangisinin neden tutmadığına bakmaya değer.
Tutan kısım: üretim dağıldı
Dyson’ın temel iddiası, ağın değeri merkezden kenara taşıyacağıydı. Bu kısım tuttu. Tek kişilik bir uzmanlık bugün kendi dağıtım altyapısını kurmadan kitlesine ulaşıyor, itibar da öngörüldüğü gibi ölçülebilir bir varlığa dönüştü: satıcı puanı, yorum geçmişi, hesap yaşı.
Tutmayan yan tarafı, itibarın taşınabilir olacağı beklentisiydi. Puanın bir platformdan diğerine gitmemesi teknik bir eksiklik değil, ticari bir tercih. Bırakma maliyetini yaratan şey tam olarak o.
Tutmayan kısım: etiketi kim koyuyor
Kullanıcı kontrolü vaadinin dayandığı mekanizma içerik etiketlemeydi. Yayıncı içeriğini tanımlayacak, kullanıcı kendi filtresini kuracaktı; W3C’nin PICS’i bunun için vardı. Çalışmadı. W3C 2009’da yerine POWDER’ı yayımladı, o da yaygınlaşmadı.
Nedeni teknik değil. Etiketi koyan taraf, yanlış etiketlemekten en çok fayda gören taraf. Üstelik etiketleme maliyeti yayıncı başına sabit kalırken doğrulama maliyeti içerik hacmiyle büyür, o makas açıldıkça sistem kendi ağırlığından çöker. Filtreleme de gönderen taraftan alıcı tarafa geçti: sıralama algoritmaları ve sınıflandırıcılar.
Arayüz tarafındaki karşılığı şu: bir ekranda “kontrol sizde” diyorsan kullanıcının gerçekten çevirdiği bir düğme göster. Varsayılanı kim belirliyorsa kontrol ondadır, ayarlar ekranında kaç seçenek olduğunun bir hükmü yok.
Meta veriyi ürünün içinde tut
Kitabın meta veri bahsinin ayakta kalan tarafı, içerik hakkındaki verinin içeriğin kendisi kadar kıymetli olduğu. Bir projede ürün yorumlarını sürüm bilgisinden ayrı tutmuştuk, arayüz baştan yazılınca elde hangi tasarıma ait olduğu bilinmeyen iki yıllık puan kaldı. Yorumu, puanı, anket cevabını topladığın anda yanına neyin hangi sürümüne ait olduğunu yaz. Sonradan eklenmiyor.
Şifreleme tuttu, gizlilik tutmadı
Güvenlik beklentisi gerçekleşti. Taşımada şifreleme standart oldu, HTTPS’siz bir site artık istisna. Ama şifreleme kanalı korur, toplamayı engellemez; veri bugün kullanıcının rızasıyla ve şifreli bir kanaldan toplanıyor. Gizliliğin çözülmeyen kısmı burada duruyor ve bu bir protokol sorunu değil, arayüz sorunu. Onay ekranının varsayılanları neyse gerçek politika odur, metnin uzunluğu değil.
Net.Gain: aynı yıl, farklı bahis
John Hagel ve Arthur Armstrong’un Net.Gain’i de 1997’de çıktı ve şirkete “topluluk kur, veriyi topla, ilişkiden gelir çıkar” dedi. Dyson bireyin eline geçen güce baktı, Hagel ve Armstrong o gücü kimin toplayacağına. Sonraki yirmi yıla bakılırsa ikinci bahis kazandı. Dyson’ın soruları yine de kullanılabilir durumda, çünkü kazanan modelin nerede sıkıştığını tarif eden onlar.