Ana Sayfa Tasarımı: Kullanıcı Deneyiminde Test Edilebilir Kararlar
Ana sayfa, çoğu sitede en çok tartışılan ve en az ölçülen sayfadır. Herkes bir fikir söyler, karar estetikte kalır, ziyaretçinin gerçekte nereye tıkladığına kimse bakmaz. Sun Microsystems'ın 1995'te yürüttüğü ana sayfa testleri, bu kararların otuz yıl önce de aynı yerden çözüldüğünü gösteriyor: taslak çıkar, gerçek kullanıcıya verilir, revizyon yazılır.
Sun'ın 1995 testleri ne gösterdi
Sun, ana sayfa yenilemesinde birden fazla taslağı gerçek kullanıcılarla denedi ve her turda tasarımı değiştirdi. Çıkan bulguların bir kısmı o günün web'ine ait, bir kısmı bugün hâlâ aynı şekilde tekrarlanıyor.
- "Dergi kapağı" düzeni görsel olarak güçlüydü ama kullanıcılar sayfanın hangi markaya ait olduğunu hemen söyleyemiyordu.
- Kullanıcılar neyin tıklanabilir olduğunu ayırt edemedi. Bugün bir prototipi beş kişiye verdiğinizde de ilk çıkan sorun genelde budur.
- Ay adıyla tarih damgası içeriğin tazeliğini gösteriyordu, fakat yan etkisi vardı: kullanıcı geçen ayın içeriğinin kaybolduğunu sandı. Çözüm "eski sayılar" bağlantısıydı.
Son maddenin kıymeti şu: tazelik sinyali eklemek, arşivi görünmez yapma riskini beraberinde getiriyor. Bir öğeyi öne çıkarmanın bedeli neredeyse her zaman başka bir öğenin gömülmesidir, ve bu bedeli taslakta görmezseniz canlıda destek talebi olarak görürsünüz.
Ana sayfa artık ilk sayfa değil
Aramadan ve paylaşımdan gelen trafiğin büyük kısmı iç sayfalara iniyor. Ana sayfanızı gören kişi ya doğrudan adresi yazan düzenli ziyaretçidir ya da "bunu kim yayınlıyor" diye üstteki logoya tıklayan birisidir. İkisi de hazır bilgiyi arıyor, tanıtım broşürü değil.
Bu yüzden ana sayfa için sıralanan standart listeye şüpheyle bakın. Marka kimliği, net hiyerarşi, etkili görseller, mobil uyum, erişilebilirlik, belirgin etkileşim öğeleri: hepsi doğru, ama bir arada istendiğinde öncelik kalmıyor. "Hepsi önemli" ile "sadeleştir" aynı sayfada duramaz. Önce şu soruyu cevaplayın: bu sayfaya gelen kişinin bir sonraki tıklaması ne olmalı? Ana sayfayı o tıklamayı kolaylaştıran bir yönlendirme yüzeyi olarak kurun, geri kalanı ona göre budanır.
Hangi test, ne zaman
Taslak aşamasında ilk-tıklama testini A/B testinden daha güvenilir bulurum. İki sebeple: A/B testi yalnızca kurduğunuz iki seçeneği karşılaştırır, üçüncü bir fikrin daha iyi olup olmadığını söylemez; ve sonuç vermesi için trafiğe ihtiyaç duyar.
Trafik kısmı hesaplanabilir. Dönüşümü %4'ten %5'e çıkarıp çıkarmadığınızı makul bir güvenle görmek için varyant başına kabaca yedi bin ziyaretçi gerekir. Ana sayfanız günde 300 ziyaret alıyorsa trafiği ikiye böldüğünüzde kol başına 150 kalır, yani tek bir test bir buçuk aydan fazla sürer. O sürede kampanya değişir, sezon değişir, başka bir sayfaya dokunursunuz: ölçtüğünüz şey artık sadece tasarım farkı değildir.
Günlük trafiği binlerle ölçülen bir sitede A/B testi doğru araçtır. Altında kalıyorsanız beş kullanıcıya taslağı gösterip "burada en yeni yazıları nereden bulursun" diye sormak, aynı haftada daha fazla bilgi verir. Ölçüm imkânsız olduğu için değil, bekleme süresi bulguyu bayatlattığı için.
404 ve diğer giriş noktaları
Trafik iç sayfalara indiğine göre, kırılan bağlantılar ana sayfa kadar görünür bir yüzey. 404 sayfasının üzerinde arama kutusu ve normal menü olsun, yeter. Esprili illüstrasyon kimseyi kaybolmaktan kurtarmıyor.
Daha iyisi de var: sunucu loglarından 404 dönen URL'leri istek sayısına göre sıralayın, ilk ondakiler için yönlendirme yazın. Genelde eski bir kategori adı ya da taşınmış birkaç yazıdır, yarım saatlik iştir. Bu, hata sayfasının tasarımını güzelleştirmekten daha fazla ziyaretçi kurtarır, çünkü sayfayı hiç görmemelerini sağlar.