Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Anket Sorusu Yazarken Veriyi Bozan Kararlar

Anket tasarımı: ölçek, seçenek ve eksik veri ayrımı

Anket sonucu beklentiyi tutmadığında suç genelde katılımcıya çıkarılır. Oysa yanıtların çoğu, soru yazılırken verilen küçük kararlarda bozulur: ölçeğin basamak dağılımı, seçeneklerin örtüşmesi, zorunlu bırakılan bir alan. Bozulma hep aynı birkaç noktada toplanıyor.

Her sorunun karşılığında bir karar olsun

Bir soruyu ankete koymadan önce şunu yanıtlayın: yanıt geldiğinde ne yapacaksınız? Söyleyemiyorsanız o soru yalnızca yer kaplıyor. Demografik soruları da aynı testten geçirin. Yaş aralığını soruyorsanız analizde yaşa göre kıracaksınız demektir, kırmayacaksanız sormayın.

Elinizde zaten olan veriyi tekrar sormak da benzer bir israf. Mevcut müşteriye kaçıncı yılında olduğunu sormak yerine kayıttan bakın; ankete sadece başka yerden öğrenemeyeceğiniz şeyi koyun.

Geçmişi sorun, geleceği değil

"Bu özelliği önümüzdeki ay kullanır mısınız?" sorusu niyet ölçüyor, davranış değil. İkisi arasındaki fark, ürün kararını yanlış tarafa çevirecek kadar büyük.

Bunun yerine geçmişten bir pencere verin: "Son yedi günde kaç kez kullandınız?" Pencereyi de hafızanın taşıyabileceği kadar tutun. Bir aydan geriye gidince yanıtlar hatırlamaya değil tahmine dayanıyor, üstelik katılımcı bunu size söylemiyor.

Ölçek ve seçenek mekaniği

Derecelendirme ölçeğinde iki tarafın basamak sayısı eşit olmalı. Üç olumlu, iki olumsuz seçenek koyduğunuzda ortalama yukarı kayar ve bu kaymayı memnuniyet sanırsınız.

Seçenekler birbirini dışlamalı. 18-25 ve 25-30 aralıkları 25 yaşındaki katılımcıyı ikiye bölüyor; doğrusu 18-24 ve 25-29. Aynı mantık çoktan seçmeli sorularda da geçerli: tek yanıt istediğiniz bir listede "hepsi" seçeneği varsa soru zaten iki soruya ayrılmak istiyordur.

Tek soruda iki şey sormak bu ailenin en sık üyesi. "Site kullanımı kolay ve sezgisel miydi?" sorusuna hayır diyen kişinin hangisine hayır dediğini bilemezsiniz, iki yanıtı da kaybedersiniz.

Boş yanıt ile "cevaplamak istemiyorum" aynı şey değil

Rehberlerin çoğu iki tavsiyeyi peş peşe sıralar: soruları isteğe bağlı bırakın, bir de çıkış seçeneği ekleyin. Bunlar aynı ihtiyacın iki yolu değil. Soruyu boş geçen kişi soruyu atlamıştır. "Cevaplamak istemiyorum" işaretleyen kişi soruyu görmüş ve yanıtlamamayı seçmiştir. Biri eksik veri, diğeri bir yanıt.

Ayrım formda kurulmazsa raporda kayboluyor. Boş alanı NULL olarak, bilinçli çekimseri ayrı bir kod olarak saklayın; ikisini tek kovaya atan bir tablo, sorunun atlandığını mı yoksa yanıtın reddedildiğini mi gösterdiğini bir daha söylemez. Yüzdeleri hesaplarken de paydaya hangi kümeyi koyduğunuzu yazın, çünkü aynı soruda "yanıtlayanların yüzdesi" ile "anketi açanların yüzdesi" birbirinden epeyce uzak çıkabiliyor.

Zorunlu alan tamamlanmayı düşürür

Zorunlu bırakılan hassas bir soru iki sonuçtan birini üretiyor: katılımcı anketi bırakır ya da rastgele bir seçenek işaretler. İkincisi daha kötü, çünkü sessizce veri kirletir ve analizde temiz görünür. Zorunluyu, o soru olmadan analizin hiç yapılamayacağı yerlerde kullanın.

Hassas başlıklarda seçenek listesi bir tutumdur

Cinsiyet, sağlık, gelir gibi başlıklarda sunduğunuz liste okuyucuya bir şey söylüyor. Kısa tutun, "belirtmek istemiyorum" seçeneğini koyun, o soruyu hiç sormamanın analizde neyi kaybettireceğini önceden hesaplayın. Sormamak da geçerli bir seçenek; çoğu ankette kaybedilen şey sanıldığı kadar büyük değil.

Yayına almadan önce

Anketi beş kişiye doldurtun ve doldururken izleyin (yirmi kişilik pilot isteyen tavsiyeleri abartılı buluyorum). Duraksadıkları soru, yanlış anlaşılan sorudur; verdikleri yanıt değil, duraksama süresi bilgi taşıyor.

Bir de kendi telefonunuzdan baştan sona doldurun. Masaüstünde düzgün duran matris sorusu dar ekranda yatay kaydırmaya dönüşüyor, kaydırmayı fark etmeyen katılımcı da soldaki ilk sütunu işaretleyip geçiyor.