Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Bilgi Fazlalığıyla Başa Çıkma: Filtre Eklemek Neden Çözmüyor

Arayüzde Bilgi Fazlalığı: Filtre Yığını Yerine Sıralama ve Arama

Bilgi fazlalığı genelde hacim sorunu gibi anlatılır: içerik çok, kullanıcı boğuluyor. Arayüz tarafından bakınca sorun çoğunlukla miktardan değil, hiçbir şeyin öncelikli olmamasından çıkıyor. İki yüz yazılık bir arşiv de iki bin yazılık biri kadar kullanılmaz olabilir; farkı ilk ekranda ne gösterdiğiniz yapıyor.

Hacim mi, sıralama mı?

Dijital verinin ikiye katlanma hızıyla ilgili cümleler bu konudaki her metinde dolaşıyor. Kullanıcı açısından bu sayının bir karşılığı yok. Kimse dünyadaki veriyle karşılaşmıyor; bir listeyle, bir menüyle, bir arama sonucuyla karşılaşıyor. Yük o listede başlıyor ve orada bitiyor.

Bu yüzden ölçmesi anlamlı olan büyüklük arşivin tamamı değil, ilk ekrana sığan şey. Yirmi başlığın yan yana durduğu, hiçbirinin öne çıkmadığı bir kategori sayfası, kullanıcıyı binlerce dokümandan daha hızlı yoruyor. Karar yorgunluğu dediğimiz şey de burada doğuyor: eşit ağırlıkta görünen seçenekler arasında seçim yapmak, aralarında belirgin bir öncelik olan seçeneklerden daha pahalı.

Filtre eklemek neden ters çalışıyor

Fazlalığa verilen standart cevap filtre eklemek. Tarih, yazar, kategori, format. Her biri tek başına makul görünüyor, toplamı görünmüyor.

Dört fasetiniz olsun, her birinde beşer seçenek, artı bir de seçim yapılmamış hali. Kullanıcının karşılaşabileceği filtre durumu sayısı 6 üzeri 4, yani 1296. Üç yüz yazılık bir arşivde bu kombinasyonların ezici çoğunluğu sıfır sonuç döner. Yani filtre arayüzü, kullanıcıyı boş sayfaya götüren bin küsur yol açıyor ve bunları hiçbir yerde göstermiyor.

Fasetli aramanın maliyeti arayüzde de bitmiyor. Her filtre kutusunun yanındaki sayıyı doğru göstermek istiyorsanız, seçili filtreler altında kalan küme için faset başına ayrı bir sayım gerekir; sayıları gizlemek ise kullanıcıyı tam da boş sonuca süren tahmine bırakır. Çoğu sitede bu yüzden sayılar ya yanlış ya yok.

Filtreyi tamamen atmak gerekmiyor, ama hangi fasetin gerçekten kullanıldığını ölçmeden eklemek anlamsız. Analitiğe bakıp altı filtreden beşinin hiç dokunulmadığını gördüğünüz anda yapılacak iş belli.

Arama kutusu, varsayılan sıralama

Tek bir arama kutusunu, yanına dizilmiş altı filtre kutusundan daha güvenilir bulurum. Sebebi tercih değil, davranış: kullanıcı aradığı şeyi kendi kelimeleriyle yazar, filtre ise sizin kategori şemanızı öğrenmesini bekler. Şema ile kullanıcının zihnindeki ayrım örtüşmediğinde filtre sessizce yanlış sonuç verir, arama ise en azından eşleşmeyi gösterir.

Arama kutusunun işe yaraması için iki şey yeterli: yazarken öneri sunması ve yazım hatasına tolerans göstermesi. Öneri listesi aynı zamanda keşif aracı olarak çalışır, çünkü kullanıcı arşivde ne olduğunu sorgu yazarken öğrenir.

Geri kalan iş varsayılan sıralamada. Kategori sayfasının ne ile açıldığı, oraya eklediğiniz hiçbir filtreden daha fazla belirleyici. Tarihe göre ters sıralama en kolay seçenek ama çoğu arşiv için en kötüsü, çünkü eski ve hâlâ en iyi yazı dibe iner. Okunma ve güncellik karışımı bir sıralama, kullanıcı oylamasına dayanan sistemlerden daha istikrarlı sonuç veriyor; oylama az trafikli sayfalarda birkaç kişinin tercihine teslim oluyor.

Arşivi fiilen küçültmek

Arayüz düzenlemeleri yükü dağıtır, kaynağında azaltmaz. Onu azaltan tek müdahale içeriği silmek ya da birleştirmek. Hoş olmayan kısmı bu, o yüzden genelde atlanıyor.

  1. Tüm içeriği tek listeye çıkarın: başlık, yayın tarihi, son on iki ayın görüntülenmesi.
  2. Hiç görüntülenmeyen ve aramada da karşılığı olmayan yazıları ayırın.
  3. Aynı konuyu farklı kelimelerle anlatan yazıları tek bir yazıda birleştirin, eskilerini yeni adrese yönlendirin.
  4. Kalanlarda tarihi geçmiş bilgiyi güncelleyin ya da yazıyı arşive alın.

Bu listeyi bir kez uygulamak çoğu sitede içerik sayısını belirgin biçimde düşürür ve arama sonuçlarının kalitesini filtre eklemekten daha fazla yükseltir. Birleştirme adımı özellikle kıymetli, çünkü kullanıcıyı üç yarım cevap arasında seçim yapmaktan kurtarıyor.

Editöryal elemenin otomatik araçlarla tamamen ikame edilemeyeceği nokta da burası. Hangi iki yazının aslında aynı yazı olduğunu, metin benzerliğine bakan bir araç değil konuyu bilen biri söylüyor.