Konu Başlıkları
Yükleniyor...

İnfografik Tasarımı: Neyi Görselleştirmeli, Neyi Metin Bırakmalı

İnfografikte Okunabilirlik, Erişilebilirlik ve Arama Görünürlüğü

İnfografik tavsiyeleri birbirine benzer: sade tut, az renk kullan, kaynağını yaz. Hepsi doğru, ama hangi durumda doğru olduğu söylenmediği için uygulamada işe yaramıyor. Asıl soru şu: elinizdeki bilginin hangi kısmı görselleştirilmeyi hak ediyor, hangi kısmı olduğu gibi metin kalmalı?

Sadelik bir kural değil, bir bağlam tercihi

Minimalizm tavsiyesi grafik tasarımdan miras kalıyor ve karşılaştırma yapılan grafiklerde doğru: iki çubuğun hangisinin uzun olduğuna karar verecek okuyucunun gölge efektine ihtiyacı yok, gereksiz mürekkep okuma hızını düşürür.

Sosyal medyada paylaşılan, tek bir mesaj taşıyan bir infografikte ise durum aynı değil. Bateman ve ekibinin 2010'daki çalışması, süslenmiş grafiklerin sade olanlara göre uzun vadede daha iyi hatırlandığını, doğruluk açısından ise belirgin bir kayıp yaşanmadığını gösterdi. Yani süsleme her zaman gürültü değil; hedef hatırlanmaksa taşıyıcı olabiliyor. Ayrım şurada: veri karşılaştırılacaksa sadeleştirin, mesaj akılda kalacaksa görsel kimliğe yer açın.

Kesik eksen her zaman yalan değil

"Y eksenini sıfırdan başlatın" tavsiyesi çubuk grafikler için tartışmasız, çünkü çubuğun anlamı uzunluğudur ve uzunluk oranı bozulunca okuyucu yanlış bir çıkarım yapar. Zaman serisi çizgi grafiklerinde aynı kural körlemesine uygulandığında ters çalışır: yüzde 2'lik bir dalgalanmayı sıfırdan başlayan bir eksende göstermek, gerçek olan bir değişimi düz bir çizgi gibi gösterir.

Buradaki ölçüt kuralın kendisi değil, okuyucunun grafikten çıkaracağı cümle. Eksende kırılma varsa görünür biçimde işaretlenmeli ve aralık etiketlenmeli. Kırılmayı gizleyip altına küçük puntoyla not düşmek, çoğu okuyucu o notu okumadığı için gizlemeyle aynı sonucu verir.

Görselin içindeki metin aramada yok

İnfografiklerin SEO değeri anlatılırken atlanan sınır şu: PNG olarak dışa aktarılan bir infografikteki bütün başlıklar, sayılar ve açıklamalar arama motoru için mevcut değildir. Ne dizine girer ne de bir sorguyla eşleşir. O görsel sayfaya trafik getiriyorsa bunu kendi içeriğiyle değil, aldığı bağlantılar ve çevresindeki metin sayesinde yapıyordur.

Alt metni bu boşluğu kapatmaz. Bir infografik beş yüz kelimelik bilgi taşıyorsa ve alt metin makul olarak bir iki cümleyse, aradaki fark ekran okuyucu kullanan biri için de aramada da kayıptır. Çözüm görseli küçültmek değil; aynı veriyi görselin yanında HTML tablo ya da kısa bir liste olarak yayımlamak. Bunu üç satırla yaparsınız, ek bir araca gerek yok.

SVG bu noktada gerçek bir fark yaratır. SVG içindeki <text> öğeleri sayfanın kendisinde metin olarak durur: seçilebilir, kopyalanabilir, ölçeklendiğinde bulanıklaşmaz. Sayfaya <img> ile değil satır içi gömüldüğünde bu metin erişilebilirlik ağacına da girer. Düz zeminli çizimler ve fotoğraf içeren kompozisyonlar için PNG hâlâ makul, ama içi yazı dolu bir infografiği PNG olarak yayımlamak bilerek bilgi atmaktır.

Rengin tek başına taşıyamayacağı bilgi

Efsanevi "kırmızı düşüş, yeşil artış" eşleşmesi, kırmızı-yeşil ayrımı zor olan okuyucu için iki özdeş gri tondur. Doku, ikon, doğrudan etiketleme veya işaret yönü gibi ikinci bir ayırt edici olmadan renk yalnızca dekoratiftir.

Bunu test etmek için özel bir araca da gerek yok: grafiği gri tonlamaya çevirin, hâlâ okunuyorsa sorun yok. Bu kontrol beş saniye sürer ve renk paletiyle ilgili tartışmaların çoğunu daha başlamadan bitirir.

Hiyerarşi, dosya boyutundan önce gelir

İnfografik optimizasyonu genelde dosya boyutuna indirgeniyor. Boyut gerçek bir konu, ama bir infografiğin okunmamasının en sık sebebi ağır olması değil, okuyucunun nereden başlayacağını bilmemesi. Tek bir giriş noktası, azalan boyutlarla ilerleyen üç kademe başlık düzeni ve göz akışını takip eden bir yerleşim, sıkıştırma ayarından daha fazlasını kurtarır. Sırası şu: önce ne anlatıldığı netleşsin, sonra nasıl göründüğü, en sonda kaç kilobayt olduğu.