Yapay Zeka Çağında Tasarımcı: Otomasyonun Devralmadığı İş
Arayüz üretimi ucuzladı. Bir ekranın taslağını, üç varyantını ve metnini çıkarmak artık dakikalar sürüyor. Bu da tasarımcının değerinin üretim hızında olmadığını görünür kıldı: geriye kalan iş, hangi varyantın neden doğru olduğunu gösterebilmek ve bunu ölçebilecek düzeni kurmak.
Otomasyonun gerçekten devraldığı kısım
Modeller şu an belirli bir sınır içinde iyi iş çıkarıyor: mevcut bir kalıbı çoğaltmak. Bileşen varyantı, boş durum metni, ikon seti, bir akışın alternatif kurgusu. Hepsinin ortak yanı, doğruluğunun geçmiş örneklerden türetilebilmesi.
Türetilemeyen kısım karar. Kayıt formunda telefon alanının zorunlu olup olmayacağının cevabı tasarım kalıplarında yok; şirketin çağrı merkezini nasıl kullandığında, kaç kişinin o alanda vazgeçtiğinde, hukuk tarafının ne istediğinde. Model bu bilgilerin hiçbirine sahip değilken ürettiği varyantların hepsi eşit derecede makul görünür. Seçimi yapan ve savunan kişi hâlâ sensin.
Hızlı üretim, ölçüm darboğazını büyütür
Varyant üretmek bedava olunca test edilecek şeyin sayısı artıyor. Ölçüm tarafı aynı hızda büyümüyor ve nedeni tercih değil, aritmetik.
Bir A/B testinde gereken kişi sayısı, aramak istediğin farkın karesiyle ters orantılıdır. Kol başına gereken örneklem kabaca 16 × p × (1 - p) / δ² kadardır; burada p mevcut dönüşüm oranı, δ ise görmek istediğin mutlak fark. Dönüşümün yüzde 5 olduğu bir akışta 1 puanlık artışı görebilmek için kol başına yaklaşık 7.600 kişi gerekir. Aradığın fark yarım puana inerse bu sayı yaklaşık 30.000'e çıkar. Fark yarıya iniyor, maliyet dört katına çıkıyor.
Buradan çıkan sonuç, sık verilen bir tavsiyeyi ikiye böler. “Küçük adımlarla ilerle, her değişikliği test et” yüksek trafikli üründe doğru; günde birkaç yüz dönüşüm gören üründe kendi kendini iptal eder. O ölçekte ya birkaç değişikliği paketleyip birlikte yayınlar, aradığın etkiyi büyütürsün, ya da testten vazgeçip kararı nitel yöntemle verirsin. Ölçemeyeceğin bir testi haftalarca açık tutmak üçüncü seçenek değil.
Varyantı yayına almadan önce olay kaydını yaz. Sonradan eklenen ölçüm geçmiş haftaların verisini geri getirmez, sayaç sıfırdan başlar.
Kararın gerekçesi yazılı olmayan tasarım geri alınır
Model çıktısı bir gerekçe taşımaz. Üç varyanttan birini seçtiğinde nedeni kuran kişi sensin ve bu iş sözlü yapılmaz. Kararın kaydı yoksa üç ay sonra “bunu neden böyle yapmıştık” sorusu geldiğinde savunacak bir şey kalmaz, tasarım da genellikle geri alınır.
Paydaşa anlatırken işe yarayan çerçeve tasarım diliyle değil sonuç diliyle konuşmaktır: hangi davranış değişecek, bunu hangi metrikte göreceğiz, göremezsek ne yapacağız. Üçüncüsü çoğu sunumda atlanır, oysa güveni veren tam olarak odur.
Çıktı değil, davranış
Üretim hızlandıkça yol haritası özellik listesine dönüşüyor. Buna karşı tek etkili hamle, toplantıdaki soruyu değiştirmek: “ne geliştirelim” yerine “hangi davranışı değiştirmek istiyoruz”. İkinci soruya cevap veremeyen özellik, ne kadar hızlı üretilirse üretilsin ürüne bakım maliyeti olarak yazılır.
Otomatik raporu okumak
Otomatik analiz en çok segment kırılımında yanıltır. “Mobil kullanıcılar daha az dönüşüyor” tespiti tek başına bilgi değildir; kaç kişiye dayandığı, hangi tarih aralığını kapsadığı ve o aralıkta başka neyin değiştiği bilinmeden hipotez bile sayılmaz. Yeterince çok segmente bakarsan içlerinden biri her zaman anlamlı görünür, bu bir bulgu değil aramanın kendisinin ürettiği bir yan etkidir.
Rapora sorulacak asıl soru şu: bu bulguyu yanlışlayacak veri neye benzerdi? Cevabı olmayan bir çıktı, ne kadar düzgün yazılmış olursa olsun sadece bir cümledir.