Menüde Kafa Karıştıran Kategori İsimlerini Düzeltmek
Menüdeki bir etiket, arkasında ne olduğuna dair söz veriyor. Ziyaretçi tıklamadan önce içeriği göremez; elinde yalnızca iki üç kelime var. O kelimeler yanlış seçildiğinde kaybedilen şey bir tıklama değil, kullanıcının sitenin mantığına duyduğu güven oluyor.
Tanıdık kelime mi, sana ait kelime mi?
Menüde "Hakkımızda" yazan bir bağlantı kimseyi şaşırtmaz. "Şirket Hikayesi" de anlaşılmaz değil, ama farklı bir iş yaptırıyor: ziyaretçi onu okur, ne olduğunu çıkarır, sonra tıklar. Aradaki fark tek bir bakış kadar küçük. Sorun tek etikette değil, menüdeki etiketlerin hepsi birden özgünleştiğinde çıkıyor; o zaman menü taranabilir bir liste olmaktan çıkıp çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşüyor.
Marka sesi sayfanın içinde durur. Etikette durmaz.
Örtüşen etiketler
"Haberler", "Güncellemeler", "Duyurular". Üçü aynı menüde yan yana durduğunda kullanıcı hangi başlığın altına bakacağını bilemiyor, çünkü yazının kendisi de üçünden herhangi birine konabilir. Basit bir sınama var: yeni bir içeriği nereye koyacağına sen bir saniyede karar veremiyorsan, okuyucu da veremez. Kararsız kaldığın yerde ya sınırı keskinleştir ya ikisini tek başlıkta birleştir.
Örtüşmeyi çözmek için sık verilen tavsiye etiketi daraltmaktır: "Giyim" ve "Moda" yerine "Kadın Giyim" ve "Erkek Giyim". Bu bir belirsizliği alıp yerine başkasını koyuyor. Unisex bir sweatshirt hangi dalda duracak? Eşine hediye arayan biri hangi daldan başlayacak? Bölmeyi kime satıldığına göre değil ne olduğuna göre yaparsan ("Ayakkabı", "Dış Giyim") bu soru hiç doğmuyor. Cinsiyeti kategoriye değil filtreye koy: ürün başına tek kayıt kalır, aynı ürünü iki ağaçta senkron tutma işi hiç başlamaz.
"Daha spesifik" her zaman daha iyi değil
"Elektronik" yerine "Televizyonlar", "Bilgisayarlar", "Telefonlar" demek etiketi netleştirir. Ama ürün yelpazesi büyüdükçe aynı yaklaşım üst seviyeye yirmi beş madde yığıyor ve kullanıcı tek bir belirsiz kelimeyle değil, uzun bir listeyle uğraşmaya başlıyor. Netlik kazanırsın, tarama süresini kaybedersin. Doğru hamle düzleştirmek değil, ikinci seviyeyi gerçekten işletmek: üstte az sayıda geniş dal, altta spesifik etiketler.
Bu arada menüde dolaşan "en fazla yedi madde" kuralına fazla bağlanma. O sayı kısa süreli bellek üzerine yapılmış bir çalışmadan geliyor; menü taramak ise bellekte tutma işi değil, gözle karşılaştırma işi. Liste ekranda duruyor, kimse onu akılda tutmuyor. İyi gruplanmış yirmi maddelik bir menü, yedi maddelik belirsiz bir menüden hızlı çalışabilir.
SEO etiketi ile menü etiketi aynı şey değil
Kategori adını anahtar kelimeye göre kurmak cazip geliyor. Fakat "Akıllı Telefon Fiyatları" bir menü etiketi olarak söz veriyor: arkasında fiyat karşılaştırması var. Arkasında sıradan bir ürün listesi varsa etiket yanlış, üstelik tıklayan kişi geri dönüyor ve o tıklama sana "bu etiket ilgi gördü" diye raporlanıyor. Anahtar kelime sayfanın başlığında ve metninde yerini bulur; menüde yalnızca kullanıcının tanıdığı ad durur.
Görünen etiketi ve URL'yi ayrı düşün. Çoğu sistemde başlığı değiştirmek slug'ı da değiştiriyor; o an eski bağlantılar kırılıyor, arama sonuçlarındaki adres 404'e gidiyor. Etiketi güncellerken slug'a dokunmazsan yeniden adlandırma bedavaya gelir. Dokunmak zorundaysan 301 yönlendirmeyi aynı işin parçası say, sonraya bırakılan yönlendirme genelde hiç yazılmıyor.
Adı test etmek: kart sıralama ve ağaç testi
İkisi sık sık aynı cümlede geçiyor, oysa farklı sorulara cevap veriyorlar. Kart sıralama yapıyı üretir: kullanıcıya içerikleri verip kendi mantığıyla gruplamasını, sonra o gruba ad vermesini istersin; çıktı senin aklına gelmeyen gruplamalar ve senin kullanmadığın kelimeler olur. Ağaç testi ise elindeki yapıyı doğrular; görsel tasarım olmadan, yalnızca başlık hiyerarşisi üzerinde görev verirsin ve kullanıcının hedefe varıp varmadığını, varırken kaç kez geri döndüğünü ölçersin. Sırayı karıştırma: önce sırala, sonra adlandır, sonra ağaçta dene.
Peki adların anlaşılırlığı tıklama sayısıyla ölçülebilir mi? Ölçülemez. Analytics'te çok tıklanan bir kategori, adı net olduğu için de yanlış beklenti yarattığı için de o sayıya ulaşmış olabilir. Bakılacak yer tıklamanın sonrası: tıklayıp hemen menüye dönenlerin oranı, etiketin sözünü tutup tutmadığını tıklama sayısından çok daha dürüst anlatıyor.
Sonuçta adlandırma tek bir soruya bakıyor: bu iki kelime, arkasındaki sayfayı hiç görmemiş birine ne vaat ediyor? Vaat sayfayla örtüşüyorsa ad iyidir; yaratıcı olup olmaması ondan sonra gelir.