Arayüz Yeniliğinin Başabaş Noktası: Öğrenme Eğrisinin Hesabı
Tutarlılık mı yenilik mi tartışması genellikle zevk meselesi gibi yürütülür. Değildir. Yerleşik bir kalıptan sapmanın hem maliyeti hem getirisi saniyeyle ölçülür ve ikisinin kesiştiği bir nokta vardır. O noktayı hesaplamadan yapılan arayüz yeniliği tasarım kararı değil, kumardır.
Eğri gerçekten bir eğridir
Bir görevin süresi tekrar sayısı arttıkça düşer, ama doğrusal değil. Psikolojide güç yasası olarak bilinen bu ilişkide düşüşün en sert kısmı ilk birkaç tekrardadır; ardından eğri hızla yatıklaşır ve bir platoya oturur. Otuzuncu tekrarla üç yüzüncü tekrar arasındaki fark, birinci ile beşinci arasındaki farkın yanında görünmez.
Bunun iki doğrudan sonucu var. Yeni bir tasarımın ilk ölçümü her zaman kötü görünür, çünkü kullanıcı eğrinin dik kısmındadır. Ve iki tasarımı karşılaştırmak, ikisi de platoya oturmadan mümkün değildir. İlk hafta verisine bakıp "eski hali daha hızlıydı" demek, ölçtüğün şeyin tasarım değil acemilik olduğunu fark etmemektir.
Başabaş noktası
Hesap sade. Yeni tasarımın kullanıcıya toplam öğrenme maliyeti L saniye, işlem başına kazandırdığı süre t saniye olsun. Yenilik kendini L/t kullanımda geri öder.
Somutlaştıralım. On dakikalık bir öğrenme maliyeti (600 saniye) ve işlem başına iki saniyelik tasarruf, 300 kullanımda başabaşa gelir. Bu işlemi günde bir kez yapan kullanıcı için yaklaşık 300 gün demektir. Haftada bir kez yapan için altı yıla yakın bir süre. Aynı tasarım, aynı kazanç, aynı öğrenme maliyeti; kararı tersine çeviren tek değişken frekans.
Yılda üç kez açılan bir raporlama ekranında iki saniye kazandıran hiçbir yenilik mantıklı değildir. Aynı ekranı günde kırk kez açan operatör için on dakikalık eğitim iki haftada geri döner. Bu yüzden "kullanıcılar değişimi sevmez" cümlesi karar verirken işe yaramaz; sevip sevmemeleri değil, kaç kez kullandıkları belirleyicidir.
Sıklık hem en iyi hem en zor müşteriyi üretir
Yaygın tavsiye şudur: sık kullanılan alanlarda yenilik daha kolay benimsenir, çünkü kullanıcı bolca pratik yapar. Bu doğrunun yalnızca yarısı. Aynı sıklık, sapmayı en zor hale getiren şeyi de üretir: yerleşmiş motor alışkanlığını. Sol üstteki logoya on yıldır refleksle tıklayan kullanıcı, o logo sağa alındığında düşünmez, yanlış yere tıklar ve bunu haftalarca sürdürür.
Yani en yüksek getiriyi alacak kullanıcı, aynı zamanda en sert direnci gösteren kullanıcıdır. Bu bir çelişki değil, tasarımın hangi tarafa yatırım yapacağını söyleyen bir işaret: uzman kullanıcıya sunulan yenilik eskisinin yerine geçmemeli, yanına eklenmelidir. Kısayol tuşu tam olarak budur. Menü yerinde durur, hızlı yol isteyen ayrı bir kapıdan girer, kimsenin alışkanlığı kırılmaz.
Ölçmeden iddia etme
Bir arayüz değişikliğinin işi hızlandırdığını söylüyorsan bunu veriyle göstermen gerekir. Görevin başlangıç ve bitiş olayına zaman damgası koyarsın, en az iki hafta veri toplarsın ve ortalamaya değil medyana bakarsın; ortalamayı tek bir kahve molası ya da unutulmuş bir sekme bozar. Yanında 90. yüzdeliği de izlemek gerekir, çünkü asıl şikayet oradan gelir.
İlk günlerin verisini de silme, ayrı tut. Öğrenme eğrisinin dik kısmı L değerinin kendisidir; başabaş hesabını yapabilmek için tam da o veriye ihtiyacın var. Kullanıcının kaçıncı denemede eski hızına döndüğünü bilmiyorsan, yeniliğin ne zaman kâra geçtiğini de bilemezsin.
Sapma ne zaman haklıdır
Yerleşik kalıptan ayrılmak üç şart birlikte sağlandığında doğru karardır:
- Kazanç plato sonrası ölçümde anlamlı, yani iki tasarım da öğrenildikten sonra yeni olan gerçekten daha hızlı.
- Kullanım frekansı başabaş noktasını makul bir sürede geçirecek kadar yüksek.
- Öğrenme maliyeti düşürülebilir; yerinde bir ipucu, geri alınabilir bir geçiş dönemi, eski yolun bir süre açık kalması.
Üçü birden yoksa tutarlılık kazanır. Bu bir muhafazakârlık savunusu değil, hesabın sonucu: standart yerleşim bedava gelir, çünkü öğrenme maliyetini kullanıcı başka bir üründe çoktan ödemiştir. Sen o birikimi ya kullanırsın ya da yerine koyacağın şeyin faturasını kendin ödersin.